Onlar gelemiyorsa biz gideriz

Hande Taban: Yetişkinlerle bir yere varamayız. Geleceği değiştirmek için çocukları değiştirmek gerekiyor.

Onlar gelemiyorsa biz gideriz

Röportaj/ Sinan KESKİN

Dünyayı verelim çocuklara

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne

allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar

oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında

dünyayı çocuklara verelim

kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi

hiç değilse bir günlüğüne doysunlar

bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı

çocuklar dünyayı alacak elimizden

ölümsüz ağaçlar dikecekler

Nâzım HİKMET

Anadolu Yaylı Çalgılar Topluluğu 15 yıldır bıkmadan usanmadan davet edildikleri her okula gidip hiçbir ücret talep etmeden klasik müzik dinletisi veriyor. Üyelerinin tamamı İzmir Devlet Senfoni Orkestrası (İzDSO) sanatçılarından oluşuyor. 10 kişiden oluşan grubun tamamı gönüllü. Keman sanatçısı Gündüz Öğüt'ün İzmir ve çevresindeki okullara giderek çocuklara çok sesliliği anlatmak üzerine başlattığı projede sadece 2018-2019 eğitim öğretim döneminde 15 bin çocuğa ulaşıldı.

'Onlar bize gelemiyorsa biz onlara gideriz' mottosuyla hareket ettiklerini söyleyen ve “Klasik müziği ya da çok sesli sanat müziğini salonlara kapalı kalmaktan kurtarmak gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bizler senfoni orkestraları olarak büyük salonlarda çok güzel konserler veriyoruz, dünyaca ünlü şefleri, solistleri ağırlıyoruz. Ama kaç kişiye ulaşabiliyoruz. Kaç aile çocuğunun çok sesli müzik eğitimi almasını hayal ediyor. Ya da bunun ne kadar farkında, böyle bir müzik olduğunu biliyor mu?” diyen topluluk üyesi viyola sanatçısı Hande Taban ile Anadolu Yaylı Çalgılar Topluluğunu konuştuk.

Hande hanım bu hikaye nasıl başladı?

Anadolu Yaylı Çalgılar Topluluğu'nun kurucusu İzDSO keman sanatçısı Gündüz Öğüt'tür. Öğüt aynı zamanda başarılı bir yazar. Öğüt'ün ailesinde çok fazla eğitimci var. Onların, 'Gündüz abi bizim okula gelsen de çocuklara kemanı tanıtsak' demesiyle başlamış her şey. Bir süre böyle devam etmiş. Sonra iş adım adım büyüyor. Tek keman değil de bir yaylı quartet (yaylı dörtlü) ile gidelim çocuklara çok sesliliği anlatalım fikri doğuyor. Böylece okullara gidip birazcık edebiyat söyleşisi yapıp sonra biraz da klasik müzik çalıyorlar. Sonra öğretmenler arasında tanınmaya başladı. Bugüne kadar birbirlerinden görerek, duyarak İzmir ve çevresinden bir hayli talep aldık. Provamızın olmadığı zamanlarda, kendi imkanlarımızla gidip çalıyoruz.

Tamamen gönüllülük esasına göre 15 yıl boyunca bir proje yürütmek oldukça zor. Siz bunu neden yapıyorsunuz?

Şuan Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'ndeyiz. İzmir'in en merkezi bölgelerinden birindeyiz. Ama bu civarda (Göztepe) oturan insanların bile İzmir'de senfoni orkestrası mı var? diye sorduğu oluyor. Bu insanların algısını açmakla ilgili bir şey. Algınız o yönde açık değilse görmezsiniz, duymazsınız, bilmezsiniz. Ve çocuğun algısını açtığınız zaman o çocuk çevresinin de algısını açıyor. Annesinin, babasının, abisinin, ablasının da algısını açıyor. Çünkü bizi bir defa dinleyen çocuk, 'burada bir şey var' diyor, aklında kalıyor. Şanslıysak, 'ben çok sevdim, biz buraya gelelim' diyor. Ve anne babalar kendileri için asla yapmayacakları şeyi çocukları için yapıyorlar. Bir çılgınlık yapıp senfoni dinlemeye geliyorlar.

Yaptığınız şey bazıları için delilik olarak görülebilir.

Biraz deli olmak gerekiyor. Hepimizin öğretmeni, rahmetli Hikmet Şimşek, benim de olduğum bir ortamda, 'çok çalışıyorsun, çok yoruluyorsun' diyen eşine döndü ve 'çalışmak zorundayız çünkü bu fakir ülke beni aldı yetiştirdi bu hale getirdi. Ne yapsam bu ülkeye olan borcumu ödeyemem' dedi. Gerçekten okumuş, belli biryere gelmiş, bir takım birikimler edinmiş her yetişkinin bu ülkeye borcu çok büyük. Benim gözümde bu borcu sadece eğitimle ödeyebiliriz. Çok seslilik demokrasi demek, çok seslilik kültürünü o çocuklara ne kadar küçük yaşta verebilirsek önümüze bakmak için bir sebebimiz olur. Yoksa bu tek renkliliğin bu tek düzeliğin içinde boğulup gideriz hepimiz. Nefes alabilmek için yapıyoruz, başka şansımız olmadığını düşündüğümüz için yapıyoruz.

Kaç kişilik bir ekibiniz var?

Başlangıçta 4 kişiydik. Çünkü o zamanlar daha küçük çaplı bir işti. Bir dönem 3 kişiye düşmüştük. Hatta bir defasında Denizli'ye giderken 2. kemancı bulamadık, para pul yok, kimse gelmek istemedi. Antalya orkestrasından bir arkadaşımız İzmir'e ailesinin yanına tatile geliyordu, onu yoldan çevirip konser verdik. Sonra insanlar konunun ciddiyetini görmeye başladıkça ve talepler arttıkça gönüllü kadromuz da genişledi. Şuan İzmir'de 10 kişiyiz. Konserlere dönüşümlü gidiyoruz.

Bir okuldan davet alıp gittiğinizde nasıl bir program izliyorsunuz?

Sahneye çıkıp önce enstrümanlarımızın akordunu yapıyoruz. Çocukların tüm olup biteni baştan görmesini istiyoruz. Sonra kendimizi ve enstrümanlarımızı tanıtıyoruz. Orkestradan söz ediyoruz, sonra çalmaya başlıyoruz. Çocuklar için özel bir repertuarımız var. Onlar için özel düzenlenmiş eserler çalıyoruz. Klasik oda müziği repertuarı ağır gelir. Onların bildikleri, duyma olasılıkları olan ya da kolay anlayabilecekleri eserler seçiyoruz. İlk çalmaya başladığımız an o kadar güzelki. Çocuklar adeta donup kalıyorlar. Hayatlarında ilk defa canlı yaylı çalgı tınısı duyuyorlar. Çoğu daha önce hiç duymamış. Kendileri estrüman çalanlar bile çok etkileniyor. İlk anda gözleri fal taşı gibi açılıyor. İlk 10 saniye içinde tepkileri belli oluyor. Kimisinin çok hoşuna gidiyor, sonuna kadar nefessiz dinliyor. Kimisi ise çok ilgilenmeyebiliyor.

Başlangıçta İzmir ve civarındaki okullara gidiyordunuz. Ama sonra da Türkiye'nin en uzak coğrafyalarına da gitmeye başladınız. Bu süreç nasıl başladı? Gittiğiniz yerlerde sizi en çok etkileyen ne oldu?

Bundan 3 yıl önce Gündüz Öğüt'e Ardahan'ın Göle İlçesi, Çayırbaşı Köyü'nün okul müdüründen davet geldi. Müdür bey Gündüz Öğüt'ün kitabını almış internetten, okumuş ve çok beğenip öğrencilerine de okutmuş. Sonra Gündüz Öğüt'e ulaşıp, öğrencilerimin bir bilim kurgu yazarıyla tanışmalarını çok isterim, köyümüze gelir misiniz demiş. Gündüz ağabey tabii ki, memnuniyetle… Ama isterseniz bizim eğitim konser ekibimiz var bu ekiple birlikte de gelebiliriz dedi. Müdür, çok isteriz ama sizi finanse etmemiz mümkün değil diyor. Gündüz ağabey konuyu bizimle paylaştı. Nasıl yaparız derken. Daha önce Ege'de bizi davet eden, sonra doğuya giden öğretmenlerden davetler gelmeye başladı. Muş'tan ve Ağrı'dan davetler aldık. Baktık birbirlerine yakın yerler ama kendi imkanlarımızla gitmek bizi çok zorlayacak biz de şansımızı deneyelim deyip bir proje hazırlayıp Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'ne sunduk. Genel Müdürlük'ten müthiş bir destek aldık. Anında yol ve otel masraflarımız karşılandı ve harcırah verildi bize. Çok mutlu olduk. Uzak mesafelere gidişimiz böyle başladı. Bir rüyaydı. Türkiye'nin en soğuk köyünde konser verdik. O köyde, oralı bir köy öğretmeninin kafasının içindeki güzelliğin okulu ve çocukları nasıl değiştirdiği gördük. Okulun içine girdiğinizde gezegen değiştirmiş gibi oluyorsunuz. O kadar modern, o kadar güzel, temiz… Dışarı çıkıyorsunuz yan taraf hayvan damı. Gerçekten açık zihnin ne demek olduğunu ben orada yaşadım. İlginç bir deneyimdi. Oradan Muş'a ve Ağrı'ya geçtik. Şahsi tarihimde çok önemli bir yeri vardır bu turnenin. İnsan Türkiye'nin ne olduğunu daha iyi algılıyor. O günden sonra Aydın, Manisa, Denizli, Ağrı, Şanlıurfa, Muş, Ardahan, Kocaeli, Hatay, Diyarbakır, Muğla, Çorum, Afyon, Adana ve Gaziantep'te eğitim konserleri verdik.

Size okullarına davet etmek isteyen öğretmenler sizinle nasıl iletişim kurabilirler?

Anadolu Yaylı Çalgılar Topluluğu'nun facebook'taki sayfasından bize ulaşabilirler.

Eğitim konserlerinde klasik müzikle tanıştıktan sonra müzik eğitimi almaya başlayan gençlerimiz oldu. Ailelerini ikna edip konserlere geliyorlar. Bu çalışmalarımızın klasik müzik dinleyicisinin artmasına önemli katkısı oluyor. Her gittiğimiz yerde bizden sonra enstrüman kurslarına olan ilgi artıyor.

Ardahan’da gittiğimiz Çayırbaşı Köyü’nde, okulda bir keman sınıfı açtılar. Ardahan'dan bir öğretmen gönüllü olarak gidip ders vermeye başladı. Eğer başarabilirsek bu sene yine gideceğiz ve bu defa onlar bize konser verecek.

Başlangıçtaki kadroda Gündüz Öğüt’ün yanı sıra Nevin Güngör, Seçil Başabak, Dilek Sezgin ve Emre Sayarı yer alırken zaman içinde kadrolar değişip sayısı arttı. AYÇT’nin güncel kadrosunda ise şu isimler yer alıyor; Keman Sanatçıları: Gündüz Öğüt, Banu Yenilmez, Sibel Aran, Sonat Onur Yaşlıçam, Özge Tanrıver, Viyola Sanatçıları: Z. Hande Taban, Betül Yıldıztekin, Olcay Alkan, Viyolonsel Sanatçıları: Başak Yalçın, Murat Alkan

Güncelleme Tarihi: 21 Mayıs 2019, 11:46
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner7

banner15