Kadınlar üretmek için yaratılmış

Bengi Söney: Kadınların doğası gereği üretimde olması gerektiğine inanıyorum. Allah kadınları üretsin diye yaratmış. Bu sebeple, kadınların istihdamda daha fazla rol alması gerektiğini savunuyorum.

Kadınlar üretmek için yaratılmış

Röportaj Sinan KESKİN

 

Bengi Söney, yaklaşık 15 yıl boyunca Türkiye'nin en büyük şirketlerinde üst düzey yöneticilik yaptı. Ama hiçbir işte kendini tam olarak bulamadı. Çocukluğundan beri hep moda sektöründe olmayı, kendi markasını yaratmayı, kendi tasarımlarıyla koleksiyonlar hazırlamayı hayal ediyordu. Bu hayalini birgün mutlaka gerçekleştireceğini bilerek kendini buna göre hazırladı. Artık kendini hazır hissettiğinde önce moda blogu yazarlığı ile sektöre adım attı. Blogunda ve instagram hesabında paylaştığı fikirler ve kombinasyonlarla dikkat çekmeye başladı. Türkiye'nin en büyük triko üreticilerinden biri kapısını çaldı ve birlikte bir bloggerın hazırladığı ilk koleksiyona imza attılar.

Artık hayallerinin peşinden koşması gerektiğine ikna olan Bengi Söney, yarattığı Modalogy markasıyla moda dünyasına hızlı girdi. Bengi Söney ile, profesyonel iş hayatını, tutkularını, hayallerini ve Modalogy'i konuştuk.

Bengi hanım sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1977 yılında İstanbul'da doğdum. 1996'da Özel Saint Benoît Fransız Lisesi'nden mezun oldum. Koç Üniversitesi'nde İşletme okudum. 2001 yılında onur derecesiyle mezun oldum. Üniversitede satış-pazarlama üzerine uzmanlaştım. Eczacıbaşı, Koç Holding, Sütaş gibi kurumsal firmalarda uzun yıllar üst düzey yöneticilik yaptım. 2010 yılında İzmir'e geldim. Bir süre babamın firmasında çalıştım. Sonra profesyonel çalışma hayatını tamamen bıraktım. Ve kendi markamı kurdum. İlk etapta bir blog yazarak başladım. Sonra instagram sayfamı oluşturdum. Modayla ilgili görüşlerimi, trendleri, güncel haberleri paylaştığım bir blogdu. Blog takipçilerim arttıkça dikkat çekmeye başladım. Türkiye'nin en büyük triko üreticilerinden biri benimle temasa geçti. Beni takip ettiklerini, tarzımı ve tavrımı beğendiklerini, benimle bir projede buluşmak istediklerini söylediler. O zamanlar Türkiye'de bir hazır giyim markasına koleksiyon hazırlayan ilk blogger olmak gibi bir hedefim vardı. Ben de bu projemi anlattım. Çok beğendiler. 2012 yılında 20 parçadan oluşan “Bengi Söney For Okçu” koleksiyonunu hazırladım.

Modaya olan ilginiz ne zaman başladı?

Çocukluğumdan beri içinde hep bir moda tutkusu vardı. Küçükken Barbie bebeklerime kendi tasarladığım kıyafetler dikerdim. Elimde kalem bulduğum her fırsatta çizim yapıyordum. Bu engelleyemediğim bir durumdu. Profesyonel iş hayatındayken Olgunlaşma Estitüsü'nde moda tasarım kursuna gittim. Ben bu işi öğreneceğim ve birgün kendi markamı kuracağım derdim. Bunu 20 yıldır hayal ediyordum. Başka firmalarda çalışırken de aklımın bir köşesinde bu düşünce vardı. Aslında tasarımcı olmak değildi hayalim. Bir moda markası yaratıp onu Türkiye çapında bilinen, tanınan marka haline getirmekti hayalim. İşletme eğitimimi ve pazarlama alanındaki iş tecrübelerimi bu alanda kullanmak istiyordum aslında. Bununla ilgili ilk adımı da İzmir'e taşındıktan sonra attım.

Hayalinizi gerçekleştirmek için neden 20 yıl beklediniz?

Hayat şartları diyelim. İstanbul'da hayat çok zor. Özellikle de maddi olarak dayanmak. Yeni evliydim. Eşim de ben de kariyerimizin başlarındaydık. Böyle bir adım atmak için her şeyden önce finansal bir güç gerekiyor. İş kurmak, marka yaratmak kolay değil, sabredebilmek için finansal güç lazım. Ayrıca marka yaratmak için finansal güçten de öte çok ciddi bilgi ve tecrübe birikimine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu da kurumsal firmalarda çalışarak bizzat edinilebilecek bir şey. İstedim ki oralarda biraz pişeyim, öğreneyim. En son Eczacıbaşı'nda çalışıyordum, Kanyon AVM'nin yönetimindeydim. Dev firmaların bu işleri nasıl yaptığını bizzat orada öğrenmek çok değerli bir tecrübeydi. 20 sene bekledim demeyelim de, doğru zamanı bekledim demek daha doğru. Biraz mükemmeliyetçi bir yapım var. Belki de daha az şey bilseydim daha cesur olabilirdim. Fazla bilgi de insanı bazen yavaşlatabiliyor.

Yeni bir iş kurmak, marka yaratmak için doğru bir zaman mı? Ekonominin durumu malum.

Türkiye'de ne zaman biri iş kurmaya kalksa, 'bu zamanda iş yapılır mı' denir. Hep aynı şey. Maalesef ülkemizin gündemi her zaman çok hareketli, çok değişken. Bu durum nereden bakacağınıza bağlı. Ben belki de fırsattır diye bakanlardanım. Böyle zamanlarda oyundan çekilenler olduğu gibi yeni oyuncular da çıkar. Ben puslu bir havada yola çıkmayı tercih ettim. Zoru seviyorum. Evet bu bir risk. Ama çok iyi ekonomik şartlarda daha zor da olabilirdi. O dönemlerde her marka güçlü oluyor. Bu zor ekonomik şartlarda birilerinin kalacağını birilerinin gideceğini, bu döngünün her zaman devam edeceğini düşünüyorum. O nedenle bunu bir dezavantaj olarak görmek istemiyorum.

İlk koleksiyonunuza dönmek istiyorum. Nasıl tepkiler aldınız? Size nasıl bir açılım sağladı?

Çok güzel bir geri dönüşü oldu. Ben daha da çok heveslendim. Artık bu yolda devam edeceğim dedim. 2015 yılında kendi markamı kurdum. O zamanlar Çankaya'daydım. Kendi atölyem yoktu, fason üretim yaptırıyordum. 2018 yılının yaz aylarında kendi atölyemi kurdum. Kendim tasarılıyorum, kendim üretiyorum artık. O zamandan beri mağazadan ve instagramdan satış yapıyordum. Geçtiğimiz Şubat ayında online mağazamızı da açtık. Toptan talepler geliyor. Başka perakende satış mağazalarından talep var. Birkaç mağaza ile anlaştım. Artık o mağazalarda da koleksiyonlarım satılacak. Türkiye'nin dört bir yanına, öncelikle de Anadolu'ya açılmak gibi bir hedefim var. Anadolu'da büyük mağazalar var ama konsept, tasarım, butik koleksiyonlara inanılmaz bir özlem var. Şu an sadece instagramdan ve internetten ulaşabiliyorlar. Eskişehir ve Adana'dan talepler geldi. Franchise vermek gibi bir düşüncem var.

Marka ismi ve kurumsal kimliği de size mi ait?

Kurumsal kimliğini ben oluşturdum. Tamamıyla benim eserim. Moda çok hafife alınmaması gereken bir kavram benim için. Çünkü moda, özellikle bir kadının kelimelere ihtiyaç duymadan kendini ifade edebileceği bir alan. O nedenle de matematiği olan bir durum. Bir kadın bu matematiği çözebilirse elindeki en güçlü silahlardan biri olabilir giyimi. O nedenle Modalogy, modanın bilimi fikrinden çıktı. Hem de akılda kalıcı bir isim.

Hedef kitleniz nedir?

25 – 55 yaş arası A, B ve C+. Çünkü fiyatlarımız ulaşılabilir düzeyde. Özellikle böyle tercih ediyorum. İstiyorum ki gerçekten modanın içinde olmak isteyen, giyimiyle fark yaratmak isteyen herkesin bir şekilde, en azından bir ucundan yakalayabileceği, ulaşabileceği bir marka olayım. Yaygın bir satış ağı hedefliyorum. Böyle bir hedefim varken çok yüksek fiyatlı olmam düşünülemez. Ulaşılabilir fiyatlarla gerçekten güzel, değişik tarz tasarımları modaseverlerle buluşturmak istiyorum

Koleksiyonlarınızın çıkış noktası nedir?

İçimdeki Kadınlar. Kadınların içinde, hayattaki rollerine göre farklı kadınlar barındırdıklarını düşünürüm her zaman. Kendi içimdeki kadınlardan yola çıkıp 4 kadın teması belirledim. Kentli kadın, kendi ayakları üzerinde duran, hayatın birçok alanında mücadele veren, yoğun bir tempoda yaşayan kadın. Giyimi çok önemli ama buna çok da vakit ayıramayan, daha çok internetten alışveriş yapan ve kısa zamanlarda bu işi halletmeye çalışan kadın. Şık kadın, girdiği her ortamın yıldızı olmak isteyen, mutlaka kıyafetiyle ön planda olmak isteyen, fısıltıların ana konusu olmayı hedefleyen kadın. Özgür ve feminen kadın, ruhunun peşinden giden, asi, özgürlüğüne düşkün ve hayatta kendi kurallarını kendi koyan, kendini rahatlıkla ifade eden kadın. Hayatı haftasonu şıklığında ve rahatlığında yaşayan kadın. 4 kadın karekterine hitap eden koleksiyonlar hazırladım. Bu her zaman böyle devam edecek. Yazın plaj şıklığı olacak, bohem kadın olacak vs.

“Pozitif ayrımcılık yapacağım”

Özellikle profesyonel çalışma yaşamımda çok zorluk çektim. Biraz eli yüzü düzgün bir kadın olmanın birçok zorluğunu yaşadım. Kendi kendime bir söz vermiştim. Birgün iş veren olduğumda kadınlara pozitif ayrımcılık yapacağım diye. Kadınların doğası gereği üretimde olması gerektiğine inanıyorum. Bence Allah kadınları bir şey üretsin diye yaratmış. Kadınların üretmeden hayatta rol almasının israf olduğunu düşünüyorum. Kadınlar aynı anda birçok işi yapabilecek kapasitedeler. Sadece çocuk büyüten anne, eş olmanın dışında bir duruşları, ekonomik özgürlükleri olmalı. Ve ben marka olarak her zaman kadınların arkasında olup onları destekleyeceğim. Kadın çalışanlara pozitif ayrımcılık yapacağım.

“Birgün bunu yapacağımı biliyordum”

Türkiye'nin en büyük firmalarına sınavla girdim. Koç Holding'in açtığı ilk Management Trainee programına 1.likle girdim. Ne kadar başarılı olsam da yaptığım işler hiçbir zaman beni tam olarak mutlu etmedi. Hep bir eksiklik, içimde bir huzursuzluk vardı. Gerçekten gönülden tutkuyla bağlı olduğum bir şeyi yapmadığım için muhtemelen. Biliyordum, birgün bunu yapacağımı biliyordum.7-8 yıl önce de başlayabilirdim. Ama iki güzel çocuğum oldu ve onların biraz büyümesini bekledim. Şimdi başlamaktan da, geldiğim noktadan da hiç pişman değilim.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER