Atatürk ile aynı yıl doğdu. Modern kentte yalnızlığı, yabancılığı, modern kentlere ayak uyduramayanları, acı çekenleri resmetti. Çapkındı, komünistti, çevreci ve savaş karşıtıydı. İspanya'nın faşist diktatörü Francisco Franco'yu "Franco'nun Rüyası ve Yalanı" eserinde, BM ve ABD'nin Kore Savaşı'ndaki tutumunu "Kore'de Katliam" tablosunda ve İspanya'daki iç savaşı “Guernica”da eleştirmişti.

1900 yılında gittiği Fransa'da tanıştığı ve bir süre beraber kaldıkları Max Jacob ile evlerini ısıtmak için pek çok eserini yaktı. Pablo Picasso, 91 yıllık ömründe 50 binin üzerinde sanat eseri üretti, üstelik sadece resim de değil. Heykel ve şiir ile de ilgilendi. Tiyatro eseri yazdı, kostüm ve sahne tasarladı...

Arkas Sanat Merkezi, bugünden itibaren 20. yüzyılın en büyük ressamlarından biri olan Pablo Picasso’nun eserlerine ev sahipliği yapmaya başladı. Böylece, Picasso-Akdeniz Projesi kapsamında 2 yıl içinde farklı ülkelerde ve kentlerde açılan 70 serginin son durağı da İzmir oldu. 5 Ocak'a kadar gezilebilecek olan sergide sanatçının hem eserlerini inceleyebilecek hem de hayatına dair daha fazla detay görebileceksiniz. Ve asıl kaçırmamanız gerekenler de zaten o detaylar. Çünkü sanatçının farklı bakış açısı, sanatının ta kendisi... Değişime ve yeniden yaratıma olan tutkusu...

Sanatın amacı da zaten biraz budur. Size başka türlü bakmanızı gösterir. Böylece olayları daha iyi yorumlar ve harekete geçersiniz.

***

Şimdi yolun karşı tarafına geçelim. Yani Fransız Kültür Merkezi'ne... Orada da ilhamını Pablo Picasso’nun Dora Maar temalı tanınmış portresinden alan ve Fransız sanatçı Bernard Pras’ın “Dora” adını verdiği eser de ilk kez sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Sergide karşınıza, "Anamorfik illüzyon" yani belirli bir açıdan bakıldığında üç boyutlu görünen büyük bir resim çıkıyor. Ortaya konan sanat eserini tam ve doğru bir şekilde görebilmemiz için de, sürekli açımızı değiştirmemiz gerekiyor.

İstenilen yerden bakmazsanız, ortada sadece bir çöp yığını görebilirsiniz. Sanatçı da zaten eserin tamamını İzmir'de günlük hayatta kullanılan atık malzemelerden ve bit pazarından aldığı eşyalarla yaptığını söylüyor.

Aslında Bernard Pras eseri için malzeme toplarken çok da zorlanmadı. Çünkü insanoğlunun çöp üretmekte üstüne yok. Düşünsenize dünyadaki her bir insanın 1 yılda ürettiği büyük çoğunluğu plastik olan 250 parça atık okyanus akıntılarıyla birleşiyor. Böylece, bunlar 1.8 trilyon plastikten oluşan bir adaya dönüşüyor. 3.4 milyon kilometre karelik bir alanı kaplayan bu devasa plastik atık kütlesine ada değil de kıta demek daha doğru olur. Çünkü Türkiye’nin yüzölçümünün neredeyse 5 katı. Bu kütlenin büyük çoğunluğu Hawaii ve California arasında toplanmış durumda. Bilim insanları tarafından Büyük Pasifik Çöp Alanı olarak tanımlanıyor.

***

Tüm dünyada atık sorununa dikkat çekilmek istenirken, bu yıl 16. İstanbul Bienali'nde de bu durum ele alınarak farkındalık kazandırmaya çalışılıyor. Bienali düzenleyenler insanlığın sebep olduğu doğal veya kültürel atıklara antropoloji ve arkeolojinin araçlarıyla bakan güncel sanat çalışmalarını gündeme getirmeye karar vermiş. “Yedinci Kıta” adı verilen bienal bu yıl sanat ve ekoloji arasındaki ilişkiyi de tartışmaya açıyor. Yağmur ormanlarının ve ormanlarımızın yandığı, plastik moleküllerinin okyanusları doldurduğu yeni bir dünyanın imgesel adı bu. Etkinliğe çok çarpıcı bir başlangıç yaptılar. Çöplerden oluşan bu Yedinci Kıta’nın temsilcisini İstanbul’a davet ettiler. Ve karşımıza canlı bir poşet çıkardılar...
Bu temsilci dışında tam 25 ülkeden 56 sanatçı davet edildi bienale. Bunlardan 36’sı bu sergi için özel yeni eserler üretti. Sayısı 220’den fazla olan, bakış açınızı değiştirecek olan bu eserleri 10 Kasım’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.

Unutmayalım bakış açımızı değiştirmezsek, biz insanoğlu, kendi pisliğimizde boğulacağız...