Perde arkası

Abone Ol

Olayların bir görünen yüzü birde perde arkası vardır. Perde arkaları

görünen yüzün oluşumunu, nedenlerini, yöntemlerini ve hedeflerini içerir.

Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994 yerel seçimlerinde sosyal demokrat

oyların CHP ve SHP diye ikiye bölünmesiyle İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerini kazanması hem kendisi hem de partisi için beklenmedik bir olaydı. Erdoğan bu fırsatı iyi kullandı. Partisinin genel başkanlığı seçimlerinde başarılı olabilmek için bir yol haritasını Abdullah Gül, Bülent Arınç, Hayati Yazıcı, Binali Yıldırımın da aralarında bulunduğu bir ekibi oluşturarak hem belediyede hem de partide örgütlenerek bunun için bir alt yapı hazırlığı yaptı. Genel kongre de Abdullah Gül ün adaylığını destekleyerek Necmettin Erbakan’ın karşısında yer aldı. Başarılı olamayan bu ekip, zamanın koalisyon hükümetinin ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin erken seçim istemi ile gidilen seçimlerde 3 ay önce kurulan AKP iktidar oldu. Yasaklı olduğu için milletvekili olamayan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın olumlu yaklaşımı ile gidilen ara seçimlerde Siirt’ten milletvekili seçilerek partisinin genel başkanı olarak başbakanlık koltuğuna oturdu.

****

Önceki hükümetin ekonomiden sorumlu bakanı Kemal Derviş in ekonomik programını uygularken, TBMM Başkanı Bülent Arınç yönetiminde, ABD’nin Irak operasyonu için Türk topraklarını kullanmasına yol açacak “tezkere”nin kabul edilmesini sağlayamadı. ‘Vesayeti kaldıracağız’ diyerek FETÖ ile TSK’ya yönelik Ergenekon ve benzeri operasyonların yolunu açan, ancak güç ve örgütlenme

yapısının elinden kaçtığını görerek “aldatıldık” yaklaşımı içerisinde bu örgütü tasfiye yoluna gitti. Bu arada partisinin yapısını yeniden dizayn etti. Belediye Başkanlığı döneminden beri “kara kutuları” olan Hayati Yazıcı ve Binali Yıldırım dışındaki kurucu üyeleri pasifize etti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin teklif ve desteği ile Cumhurbaşkanı, yapılan referandumla da partisinin genel başkanı olan Erdoğan, her

konuda tam yetkili olarak bize özgü bir yönetim modelinin kurucusu oldu.

****

Her alanda “açılımların” öncülüğünü yapan Erdoğan, ülkede yaşamın

gazetelerin 3’üncü sayfa haberlerine dönüştüğü, Güney Amerika ülkelerindeki motosikletli terör örgütlenmesinin yaygınlaştığı, narkotik ve silah mafyalarının güç gösterileri yaptığı bu ortamda, adalet, özgürlükler, devlete güven kavramlarının ortadan kalkmasına karşı bir açılımı oluşturmadı. Tüm bunlar olayları sanal gelişmelerle halkın farklı bir şekilde algılamasına neden oldu.

Gündeminde olan anayasa değişikliği ile bir kez daha Cumhurbaşkanı

olabilmenin yollarını arayan Erdoğan bunun alt yapısını oluşturmanın adımlarını atmaktadır. Asıl gündemi her konuda olduğu gibi yapay gündemlerle halkın gözünden kaçıran bu politikaların son örneği geçen hafta TBMM de yaşandı.

****

Yeni bakanların yemin etme töreninde yaşanan kaos, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik çeşitli kurum ve vakıflardan, üniversite ve devlet üst kademelerine yapılan atamalar, yönetmelike değişiklikleri gibi yapılanmaların üstünü kapatmış “hanedan” kurulması yolunda atılan bu son adımlar halkın gözünden kaçırılmıştır. Sonbaharda parti genel başkanlığına bir “yakınını” getirme hesabı içerisinde olan Erdoğan, o zamana kadar ona yardımcı olacak kişileri devlet kadrolarına yerleştirecek bir tiyatro oyununun rejisörlüğünü yapmaktadır.

Unutulmasın tiyatro oyunlarında fon olarak duvarda asılı olan tüfek (halk) oyunu beğenmezse patlayabilir.