İZMİR GÜNCEL

Parkede örnek bir kadın direnişi: Medine Alper engelleri basketbolla aştı

İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü'nün köklü tekerlekli sandalye basketbol takımında forma giyen tek kadın sporcu Medine Alper, 19 yaşında geçirdiği ağır kazanın ardından parkelerde kendine yeni bir hayat kurdu. Süper Lig'de 20. yılını geride bırakan efsanevi takımın vazgeçilmez bir parçası olan 26 yaşındaki başarılı oyuncu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde paylaştığı mesaj ve sahadaki azmiyle spor kamuoyunun takdirini topluyor.

Abone Ol

İzmir'de salon sporları takipçilerinin yakından bildiği bir mücadele, son dönemde engelli sporlarına olan ilgiyi yeniden canlandırdı. Türkiye'nin en köklü ve istikrarlı spor kurumlarından biri olan İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü, engelli branşlarında yıllardır sürdürdüğü istikrarlı çizgisiyle dikkat çekerken, bu ailenin içinde yer alan bir isim basının ve taraftarların özel ilgisini çekiyor. Takımın kadrosunda düzenli olarak süre alan tek kadın sporcu konumundaki Medine Alper, yaşadığı ağır fiziksel travmaya rağmen hayattan kopmamayı, aksine sporun iyileştirici gücüyle yeni bir sayfa açmayı başarmış profesyonel bir isim. Tekerlekli sandalyelerin kıyasıya rekabet ettiği, fiziksel temasın ve eforun en üst düzeyde yaşandığı tekerlekli sandalye basketbol branşında erkek meslektaşlarıyla aynı formayı paylaşan 26 yaşındaki yetenekli oyuncu, hem sahadaki oyun görüşüyle hem de hayata karşı dik duruşuyla herkese örnek oluyor. Onun parke üzerindeki hikayesi, genç yaşta karşılaşılan büyük bir yıkımın ardından yeniden ayağa kalkabilmenin o zorlu ama gururlu sürecini gözler önüne seriyor.

Hayatın ritmini belirleyen atletizmden tekerlekli sandalyeye

Genç oyuncunun sporla yoğrulan hareketli yaşamı aslında çok erken yaşlarda, ilkokul sıralarında başladı. Henüz 10 yaşındayken fiziksel yetenekleri ve bitmek bilmeyen enerjisi beden eğitimi öğretmeninin dikkatini çekince, kendisini bir anda atletizm pistlerinde buldu. Uzun atlama ve üç adım atlama gibi tamamen patlayıcı güç, hız ve bacak kaslarının esnekliğine dayalı branşlarda yıllarca sistemli bir şekilde antrenman yaptı, resmi yarışmalara katıldı. Gençlik yıllarının neredeyse tamamı sahalarda, tartan pistlerde ve ağırlık salonlarında geçti. Spor, onun için sadece boş zamanlarını değerlendirdiği bir sosyal aktivite değil; yaşam tarzı, arkadaş çevresi ve gelecekteki yegane mesleği anlamına geliyordu. Bu güçlü tutku onu üniversitede antrenörlük eğitimi almaya kadar götürdü. Ancak 19 yaşına basmasının ardından, hayatının akışını tamamen değiştirecek o üzücü olay yaşandı. Üniversite eğitimi devam ederken, gelecekteki öğrencilerine iyi bir örnek olmak ve fiziksel kondisyonunu korumak amacıyla yaptığı rutin bir fitness antrenmanı sırasında geçirdiği iş kazası, omuriliğinin kırılmasıyla sonuçlandı. Yıllarca ayakları üzerinde sınırları zorlayan, atlayan ve koşan genç bir kadın için, bir anda bacaklarını kullanamamak ve tekerlekli sandalyeye adapte olmak kelimenin tam anlamıyla hayatın sekteye uğraması demekti. Atletizm pistlerindeki o tempolu yıllar, yerini zorunlu olarak hastane odalarının sessizliğine ve fizik tedavi merkezlerinin yorucu mesaisine bıraktı.

Tedavi sürecinin getirdiği boşluk hissi ve basketbolla gelen umut

Omurilik hasarı gibi ağır bir travmanın ardından hastaların yaşadığı en büyük zorluk, sadece kısıtlanan fiziksel fonksiyonlara alışmak değil, aynı zamanda bu yeni durumun getirdiği psikolojik yıpranmayla başa çıkabilmektir. Hayatının merkezine çocukluğundan beri sporu koymuş biri için bu tedavi sürecinin çok daha sancılı geçtiği tıp uzmanları tarafından da sıkça dile getirilen bir gerçektir. Genç oyuncu da bu nekahat döneminde büyük bir boşluk hissi yaşadığını basından gizlemiyor. Uzun süre alıştığı o rekabetçi ortamdan, antrenman rutininden ve takım atmosferinden uzak kalmak, onu ruhsal olarak da bir hayli zorlamış. Yaşadığı o zorlu günleri değerlendiren başarılı sporcu, "Uzun süre spor yapmadım ve bu süreçte kendimi gerçekten büyük bir boşlukta hissettim. Çünkü benim hayatım tamamen sporla şekillenmişti" diyerek sahalardan kopmanın yarattığı travmayı net bir dille ifade ediyor. Hayatını bu şekilde, durağan ve hedefsiz bir biçimde sürdürmek istemediğine karar verdiği o kritik günlerde, karşısına yeni bir fırsat çıkıyor. Takımla tanışma sürecinin kendisi için adeta bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan yetenekli oyuncu, "Onları bulunca, aslında kaybettiğimi düşündüğüm kendimi de yeniden buldum. Sporu çok seviyorum, sporun içerisinde, o takım ruhunun bir parçası olmayı çok seviyorum" sözleriyle, parkeye dönüşünün kişisel rehabilitasyonundaki kritik rolünü özetliyor.

Başka bir seçenek sunulsa yine bu parkede sporcu olmayı seçerdim

Zorlu tıbbi operasyonlar ve rehabilitasyon süreçlerinin ardından 2022 yılında kulüp yönetimiyle görüşerek takıma resmi olarak katılan genç sporcu, bu tarihten itibaren mesleki kariyerinde yepyeni bir sayfa açtı. Engelli basketbolu, üst vücut kuvvetinin, sandalye hakimiyetinin ve anlık taktiksel zekanın en üst düzeyde kullanıldığı, dışarıdan göründüğünden çok daha sert ve yorucu bir spor dalı. Alper, bu rekabetçi arenada kısa sürede takımın rotasyonunda kendine sağlam bir yer edindi. Son beş sezonluk dilimde hem yerel lig maçlarında hem de kulübün boy gösterdiği Avrupa kupalarında yaklaşık 100 resmi karşılaşmada forma giyerek ciddi bir profesyonel maç tecrübesine ulaştı. Kendi deyimiyle "ikinci hayatını" yaşayan genç oyuncu, bu yeni fiziksel durumunu kabullenmekle kalmamış, aynı zamanda onu sahiplenmiş durumda. "Önceki hayatım farklıydı, farklı şeyler yapabiliyordum ama ikinci hayatımı da tam olarak bu şekilde yaşamayı seçiyorum" diyen cesur sporcu, mesleğine olan bağlılığını şu sözlerle perçinliyor: "Önüme bugün başka seçenekler de sunsalar, o seçeneklerin içerisinden tereddütsüz yine sporcu olmayı seçerdim." Onun için sahadaki başarı, sadece kazanılan galibiyetlerden veya atılan sayılardan ibaret görülmüyor. Basketbol topunun parkede çıkardığı o ritmik ses, yaşamın devam ettiğini kanıtlayan en somut gösterge. Kendi ifadesiyle yapılan antrenmanlar, sadece yorgun bedenini değil, kaza sonrası sarsılan ruhunu da yeniden ayağa kaldırmış durumda.