BEGÜM ÇATIK/Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden pamukta tehlike çanlarının sesi yükseliyor. Ekim alanları hızla daralırken, düşüş yüzde 20’ye oranlarına ulaştı. Tekstilden hazır giyime, hayvancılıktan yağ sanayine kadar geniş bir üretim zincirinin temel taşı olan pamuk üretiminin düşmesi, krizi yalnız tarla ile sınırlı tutmuyor. Üreticiyi pamuk ekiminden uzaklaştıran ise ‘kazanç sağlayamamak’.

Üretici Hulusi Özbaşatak çarpıcı pamuk üretiminin artık kazanç değil zarar getirdiğini, üreticinin hızla ekimden uzaklaştığını belirtti. Fiyatların iç piyasada çok düşük düzeyde kaldığını aktaran Özbaşatak, “Pamuk artık para kazandırmıyor. Bu sorun 2-3 yıldır devam ediyor. Düzelme beklerken, üzerine orta doğuda savaş çıktı. Fiyatlarda kısa süreli bir hareket yaşandı ama kalıcı ve yeterli değil. Söke Ovası’nda üreticinin yüzde 60-70’i pamuktan vazgeçmiş durumda” dedi.
Kuraklık gibi dönemsel sorunların da üretimi etkilediğini belirten Özbaşatak, bu sorunun önümüzdeki yıllar için gündemde olmasa da üreticinin pamuğa geri dönmeyi düşünmediğini, asıl problemin maliyetlerin kontrol edilemez hale gelmesi olduğunu söyledi. Pamuk üretiminde en kritik kırılma noktasının, dünya fiyatları ile iç maliyetler arasındaki uçurum olduğunu savunan Özbaşatak, “Dünya fiyatı aslında bizim yıllarca kazandığımız fiyat. Yani çok yüksek değil ama düşük de değil. Normalde bu fiyatla üretici para kazanmalıydı. Ama Türkiye’deki enflasyon, işçilik ve girdi maliyetlerinin yüksekliği bunu imkânsız hale getirdi. Şu an pamuk üreticisi para kazanmayı bırakın, zarar ediyor” görüşünü aktardı.
Destekler kağıt üzerinde arttı
Bu tablonun üreticiyi pamuktan vazgeçirdiğini, ekim alanlarında ciddi daralmaya yol açtığını aktaran Özbaşatak, destek politikalarını da eleştirdi, yapılan değişikliklerin üretici lehine olmadığını savundu. Özbaşatak “Eskiden kiloya verilen destek vardı, yanında doğrudan gelir desteği de bulunuyordu. Şimdi sistem değişti, dönüm bazlı hale geldi. Kağıt üzerinde artmış gibi görünüyor ama gerçekte aynı noktadayız. Hatta daha da gerideyiz. Çünkü eskiden devlet desteği satış fiyatının yüzde 30-40’ına ulaşırdı, bugün yüzde 4-5 seviyesine düşmüş durumda” ifadesini kullandı.
“Üretici arafta, karar veremiyor”
İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak da, üreticinin son 3 yılda sürekli zarar ettiğini vurguladı, “Şu anda üretici pamuk ekmeli miyim, ekmemeli miyim diye düşünüyor” diyerek kararsızlığına dikkat çekti. “Fiyatlar kısa süreli yükseliyor ama bu kalıcı mı, kimse emin değil. Üretici ektiği ürünün para etmeyeceğinden korkuyor. O yüzden herkes beklemede, kimse net bir karar veremiyor” görüşünü paylaşan Uçak, bu kararsızlığın üretimde daha büyük düşüşlerin habercisi olabileceğine işaret etti. Pamuk üretimindeki daralmanın yalnızca tarlada kalmadığına; sanayinin tüm katmanlarına yayıldığına, domino etkisi yarattığına işaret eden Uçak, “Konfeksiyoncu kumaşçıya borcunu ödeyemiyor, kumaşçı iplikçiye, iplikçi de pamuk üreticisine ödeme yapamıyor. Bu zincir kırıldığında herkes etkileniyor. Güven kaybı oluşuyor ve kimse kimseyle iş yapmak istemiyor. Bu da sektörde çok ciddi bir tıkanmaya yol açıyor” diye konuştu.
İzleme değil müdahale zamanı
Bülent Uçak, mevcut koşullarda piyasanın kendi kendini toparlamasının mümkün olmadığını vurgulayarak devletin daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini dile getirdi. Uçak “Devletin ‘izleyelim görelim’ deme lüksü yok. Pamuk stratejik bir ürün. Ne sanayici ne tüccar ne de üretici bu yükü tek başına taşıyabilir. Devletin devreye girip üreticiyi koruması gerekir. Aksi halde bu süreç dışa bağımlılığı artırır ve ülke için ciddi bir kayıp olur” dedi.
İzmir’de gerçekleştirilen Ulusal Pamuk Zirvesinde ise pamuk üretimindeki gerilemenin yalnızca ekonomik değil stratejik bir risk olduğu, kritik eşik seviyesine doğru gerileyen üretim için acil önlem alınması gerektiği söylemleri öne çıktı. Pamuğun tekstilin temel hammaddesi ve ülke ekonomisinin önemli bir parçası olduğu vurgulanan zirvede üretimin düşmesinin dışa bağımlılık anlamını taşıdığı ve küresel krizlere karşı savunmasız bırakacağı vurgulandı.





