Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin ana muhalefet partisinde taşları yerinden oynatan "mutlak butlan" kararının ardından başkentte başlayan idari ve hukuki hareketlilik, parlamentonun zirvesinde de yankı buldu. Cumhuriyet Halk Partisi içinde Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında baş gösteren ve meclis grup yönetimine kadar sirayet eden çift başlılık krizi, devletin yasama organını çok boyutlu bir kriz yönetimiyle karşı karşıya bıraktı. Yaşanan bu tarihi süreç karşısında parlamento hukukunun ve idari işleyişin nasıl şekilleneceğine dair en yetkili makamdan, hem yargı dünyasına hem de siyasi aktörlere yönelik önemli uyarılar geldi.
"Mahkeme kararlarına fiziken direnme hakkı yoktur"
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Nefes yazarı Aytunç Erkin'e yaptığı çok özel açıklamalarda, yargı kararı sonrasında CHP Genel Merkez binasında yaşanan emniyet hareketliliğini ve ortaya çıkan kamusal görüntüleri derin bir üzüntüyle karşıladığını belirtti. Siyasetin kendine has bir üslubu ve koruması gereken bir kurumsal hafızası olduğunu hatırlatan Kurtulmuş, şu kritik değerlendirmede bulundu:
Numan Kurtulmuş'un Açıklaması: "CHP binasına polisin girip o görüntülerin ortaya çıkması sadece Cumhuriyet Halk Partisi'ne zarar vermedi, bütün Türkiye'ye zarar verdi. Siyaset, 'Ben bu karara uymuyorum, bu mahkeme kararını kabul etmiyorum, benimsemiyorum' deme hakkı veriyor siyasetçiye ama mahkeme kararlarının sonuçlarına fiziken direnme hakkını vermiyor."
Geçmişte genel başkan olduğu siyasi partide de benzer bir çağrı heyeti atanması krizi yaşadığını anımsatan Kurtulmuş, o dönem sadece hukuki görüşlerini ifade ederek alanı devrettiğini belirterek, aktörlerin partinin kurumsal kimliğini korumak adına sağduyulu hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi.
"Fezlekeler bambaşka bir siyasi oyunun kapısını açar"
Adli sürecin bir uzantısı olarak CHP Lideri Özgür Özel ve grup başkanvekilleri hakkında meclis başkanlığına ulaşması muhtemel fezlekeler ve yasal prosedürler hakkında da konuşan Kurtulmuş, parlamentonun geleneksel işleyişine dikkat çekti. Temmuz ayında başlayacak olan meclis tatili öncesinde bu konunun speküle edilmemesi gerektiğini belirten Meclis Başkanı;
-
Parlamentoda halihazırda zaten çok sayıda milletvekiline ait fezlekenin bekletildiğini,
-
Bu dosyaların hiçbirinin doğal akış içerisinde doğrudan genel kurul gündemine getirilmediğini ifade etti.
Kurtulmuş, "Yani fezleke meselesi bambaşka bir siyasi oyunun kapısını açar. Dolayısıyla bakalım. Süreç henüz oralara gelmedi" diyerek, yasama organının bu tartışmaları bir siyasi dizayn aracına dönüştürmeyeceğinin sinyalini verdi.
"Meclis miting alanına dönüşemez, o adımlara müsaade edilmez"
Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel destekçilerinin aynı gün meclis kampüsünde ve grup salonlarında güç gösterisi yapmaya hazırlanması, bahçede alternatif kürsülerin kurulacağı iddiaları meclis yönetiminde kırmızı alarm verilmesine neden oldu. Meclisin bir miting alanına çevrilmesine kesinlikle izin verilmeyeceğini net bir dille ilan eden Kurtulmuş, idari yaptırımları şu sözlerle özetledi:
İdari ve Teknik Ambargo: "Ona müsaade edilmez. Siyasetin bir usulü, erkanı var, adabı var. Mecliste herhangi bir grubun toplantı yapabilmesi için grup salonunun tahsis edilmesi lazım. Bazı destek hizmetlerinin verilmesi, TBMM TV'den yayınların yapılması gibi çalışmalar Meclis Başkanlığının uhdesinde olan konular. Buralarda atılacak adımlarda en ufak bir tereddüt göstermeyiz ancak hiç kimsenin hangi gerekçeyle olursa olsun Meclis’i bir miting alanına dönüştürme hakkı yoktur."
"Yargıtay bir an evvel netleştirmeli, kurultay siyasi partiler hukuku için şart"
Yaşanan bu idari tıkanıklığın hem Türkiye gündemini daha fazla işgal etmemesi hem de ana muhalefet partisinin operasyonel kabiliyetini kaybetmemesi adına yüksek yargıya ve parti delegelerine çağrıda bulunan Numan Kurtulmuş, krizden çıkış reçetesini sundu. Yargıtay’ın bu mahkeme kararıyla ilgili temyiz incelemesini bir an evvel netleştirmesinde çok büyük kurumsal fayda gördüğünü söyleyen Meclis Başkanı, "CHP'nin delege iradesini tekrar ortaya koyması, bir an evvel uygun bir zamanda kurultayın yapılması siyasi partiler hukuku bakımından önemlidir" diyerek, nihai çözüm yerinin mahkeme salonları değil, parti kongre delegelerinin hür iradesi olduğunu vurguladı.




