Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Ekim 2025’te, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28. dönem 4. yasama yılı açılış toplantısında “2026 senesi, Türkiye ekonomisinde adeta bir reform yılı olacak. Sanayiden teknolojiye, tarımdan enerjiye, ekonomimizin tüm alanlarında büyük bir dönüşüm başlatıyoruz. […] kamuda şeffaflığı, hesap verebilirliği ve verimliliği daha da pekiştireceğiz” demişti. Bundan iki ay sonra 7 Aralık 2025’te, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisinde son dönemde elde edilen istikrarın sürdürülebilir hale gelmesi, kazanımları kalıcı olması için yapısal reformların önemine dikkat çekerek “Cumhurbaşkanımız 2026’yı yapısal reformlar yılı ilan etti. Bu konuda çok iyimserim” dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da 5 Ocak 2026’da “demokratik standartların kalkınmaya güç vereceği bir yapısal dönüşüm sürecine girildiğini, 2026’nın ekonomide reform ve yapısal dönüşüm yılı olacağını, enflasyonda yüzde 2’’li rakamların hedeflendiğini, bütçede ilk kez faiz dışı fazla verileceğini” söyledi.
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, 30 Aralık 2025’te, "Makroekonomik istikrarın sağlanması için yeni yılda yapısal reformları hayata geçirmeliyiz”, Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç da 31 Aralık 2025’te, “Yapısal reformlarla tahkim edilmiş bir ekonomi vizyonu, kısa vadeli kazanımları aşarak istikrarı kalıcı hale getirecek[tir]” demişti.
Yapısal reform nedir, ne için, ne zaman ve kim için yapılır? Türkiye’nin en kıymetli ekonomistlerinden Mahfi Eğilmez, “Yapısal Reformlar” isimli eserinde bunu şöyle tanımlar: “Yapısal reform, bir sistemin daha verimli çalışabilmesi ve şoklara karşı daha dayanıklı hale gelmesi için yeniden yapılandırılmasıdır. Bu yeniden yapılandırma, gerek maddi gerekse genel yaşam çerçevesi anlamında refahı artırıcı bir sonuca gidişi sağlamalıdır.”
Mahfi Eğilmez, eserinde, hukukun üstünlüğü, liyakat, demokrasi, laiklik, piyasa ekonomisi, gelir dağılımı ve adaleti gibi konularda yapısal reformlara gerek olduğunu belirtmektedir. Eğilmez, geniş ve özgün kapsamlı bir çerçeve içine oturttuğu yapısal reform ifadesinin IMF, Dünya Bankası, OECD ya da Avrupa Komisyonu’nun kullandığı ve genel olarak kamu kesiminin mali disiplinini sağlamaya, ücretleri denetlemeye ve ekonominin alacaklılar tarafından güçlü görünmesini mümkün kılmaya yönelik yapısal reform tanımlarıyla karıştırılmaması, aynı sepete konulmaması gerektiğini belirtmektedir.
Ulusların refahını yönetim sistemlerinin gelişmişliği ve etkinliği belirler. Daha ileri yönetim sistemleri geliştiren ülkeler herkese ve her kesime karşı hukukun üstünlüğünü sağlayarak toplumsal güveni, işbirliğini, dayanışmayı güçlendirir ve sonucunda refahın artışını ve adil dağılımını sağlamakta ileri giderler. Sadece ekonomide yapısal reform diye bir şey olmaz! Hukukun üstünlüğü, yönetimde şeffaflık ve hesapverirlik, liyakat, demokrasi, bilimsellik (laiklik), gelir dağılımı, eğitim, sosyal güvenlik ve sağlık konularında yapılması gereken reformlar yapılmadan ekonomide kalıcı istikrar sağlanamaz.
2026’nın gerçek manada yapısal reformlar yılı olması için, Mahfi Eğilmez’in de altını çizdiği gibi, sosyal, siyasi, dış politika, kamu hizmetleri, ekonomik, mali, sektörel ve kurumsal konularda yapılması gerekenler, hukukun üstünlüğü, liyakat, demokrasi, piyasa ekonomisi ve gelir dağılımı adaletine uyularak yapılmalıdır!