İçinde bulunduğumuz hafta iki büyük insanı - bunlardan birisinin doğum, diğerinin ise ölüm yıldönümü olması bakımından - anmamıza vesile oldu.
14.Ocak 1923’de Büyük önder, vatanımızın kurtarıcısı, cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’ün değerli annesi Zübeyde hanım İzmir’deki ikametgahında vefat etmiş ve Karşıyaka’daki anıt mezarına defnedilmişti. Rahmet ve minnetle anıyoruz.
Andığımız diğer büyük insan ise dünya çapında üne sahip ulusal şairimiz nazım Hikmet RAN. O da 15 Ocak 1902 tarihinde doğmuştu. Demek ki dün onun 124’üncü doğum yıldönümünü kutladık.
Türk edebiyatının ünlü şairi, romancı ve yazarı Nazım Hikmet, 15 Ocak 1902 tarihinde Selanik’te doğmuştur. Aslında tam bir Osmanlı ailesinin çocuğu olan Nazım Hikmet’in babası çeşitli yerlerde valilik görevlerinde bulunmuş olan, Şair Mehmet Nazım Paşa’nın oğlu Matbuat genel müdürlerinden Hikmet Nazım Bey’dir.
Annesi ressam olan Nazım, Türk edebiyatına ve Türkçe’ye küresel düzeyde değer katmış, düşünsel yapısı güçlü ve bu gücünü şiirlerine yansıtmayı ve şiirleri ile geniş kitlelere uzanmayı başarmış bir şairdir.
Yaşamı boyunca Türkiye’de yönetimler ve yargı mekanizması tarafından yanlış anlaşılan Nazım Hikmet, kendi vatanında komünizmin sembolü olarak gösterilirken Azerbaycan’da Türkiye’nin ve Türklüğün simgesi olarak görülmüş, piyesleri sahnelenmiş, eserleri Azerbaycan Türkçesi ile yayımlanmıştır.
Nazım Hikmet Sadece bir şair değil aynı zamanda son derece faal bir siyasetçi olarak da bilinir. Eğitim için gittiği Moskova’da komünizmle tanışması ve benimsemesi onun siyasi yapısını oluşturmuştur. Nitekim Türkiye’ye döndüğünde yasadışı faaliyet gösteren Türkiye Komünist Partisi’ne aktif olarak katılmıştır. Bu dönemde yazdığı şiirlerde de bu düşüncesinin izleri son derece barizdir. "835 Satır" ve "Jokond ile Si-Ya-U" gibi eserlerinde, işçi sınıfının mücadelesini ve sosyalist devrim ideallerini işlemiştir.
Dönemin ruhuna çok ters olan bu düşünceleri ve ordu ve donanma ile ilgili yanlış anlaşılan veya öyle anlaşılmak istenilen yazıları nedeni ile mahkum edilen, yurt dışına kaçmak zorunda kalan ve ardından Türk vatandaşlığından çıkartılan Nazım’a Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun 5 Ocak 2009 tarihli kararıyla 58 yıl sonra Türk vatandaşlığı geri verildi.
Yaşamının neredeyse üçte birini demir parmaklıklar ardında geçiren Nazım hikmet Aslında vatan haini değil tam tersine büyük bir vatanseverdir. Nazım Hikmet’in kurtuluş savaşını adeta kelimeleri le resmettiği Kuvayı Milliye Destanı adlı eseri, bütün Türk vatanseverlerinin okuması gereken bir başyapıt niteliğindedir.
Nâzım Hikmet’in eserleri, bugün hâlâ ilgiyle okunan, sahnelenen ve tartışılan birer kültür mirası olarak önemini korur. Edebiyat dünyasına ve toplumsal mücadeleye yaptığı katkılarla tanınan Nazım Hikmet, Türkiye’nin ve dünyanın önemli şairlerinden biri olarak anılmaya devam edecek.