banner112
banner111

İran-Türkiye-Kanada hattında zorlu yolculuk

İranlı trans kadın Mohajer baskılara dayanamayarak 8 yıl önce İran’ı terk ederek Türkiye’ye sığındı. Hayatı zorluklarla geçen Mohajer, şimdi iltica başvurusunun kabul edildiği Kanada’da kendine ‘özgürce’ bir yaşam kurmaya çalışıyor.

İran-Türkiye-Kanada hattında zorlu yolculuk

Haber / Çağla GENİŞ

İranlı trans mülteci Farah Mohajer, bundan 8 yıl önce ülkesindeki baskılara dayanamayarak Türkiye’ye geldi. Asıl mesleği makine mühendisliği olan Mohajer, uzun süre yaşadığı İzmir’de kendi evinde yaptığı ekmekleri satarak geçinmeye çalıştı. Mohajer’in Kanada’ya yaptığı iltica başvurusu geçtiğimiz aylarda olumlu sonuçlandı. Şimdilerde Kanada’da kendine yeni bir yaşam kurmaya çabalayan Mohajer, İran’da trans bir kadın olmanın zorluklarını ve Türkiye’deyken bu zorluklara bir de ‘mülteci’ kimliğinin eklenmesiyle yaşadıklarını anlattı. “Herkesin insanca yaşayabileceği, kadınların hiçbir ayrımcılığa uğramadan özgürce varlığını sürdürebileceği bir dünyayı istiyorum, hepsi bu” diyen Mohajer, hayata geçireceği projelerle mültecilerin ve LGBTİ bireylerin haklarını savunmaya devam edeceğini kaydetti.

“O ŞEYTANİ BİRİ OLDU!”

Yaşadığı baskılar karşısında çareyi İran’ı terk etmekte bulan Farah Mohajer, o süreçte yaşadıklarını şöyle anlattı: “Maddi açıdan çok iyi durumda bir ailede yaşadım. Hiç para sıkıntısı çekmedim ama ailem çok muhafazakardı. Ailem benden utandığı için eve misafir geldiğinde ayaküstü 'hoş geldiniz' deyip odama geçerdim. Babam gelenlere ‘O şeytani biri oldu’ diyordu. Devlet iş vermiyor, toplum günahkar diyor, ailem benden utanıyordu. 27 yaşımdaydım. Dedim ki yarı ömrüm ailemle, toplumla savaşmakla geçti. Artık kendimi yaşamak istediğime ve İran’dan gitmeye karar verdim. 2 hafta boyunca aileme bir mektup yazmaya çalıştım. Ben gidiyorum, sizi rahatsız etmemek için bir daha dönmeyeceğim diyerek onlardan helallik istedim. Mektupları koydum ve evden çıktım. Sığınmacı olmayı hiç istemiyordum ama artık İran’da yaşamam imkansızdı. Malezya’ya, oradan da Tayland’a geçtim. Malezya’da şartlar çok zordu. Tayland’da ise seks işçiliği yapmaktan başka şansım yoktu. Benim kafamda öyle şeyler yok, kültürümüzde yok. Tekrar geri döndüm Tahran’a. Hangi ülke beni alır diye araştırmaya başladım. Nereye gitsem olmuyordu. Sonunda başka ülkelere iltica etmek üzere 2014 yılında Türkiye’ye geldim.”

TRANS MÜLTECİ OLMAK

Türkiye’de kaldığı süre içerisinde baskı görmeye devam ettiğini kaydeden Mohajer, “İran’da yaşadıklarım zorluklar çok fazlaydı. İnsan dışı baskılara maruz kaldım. Sürekli polis tarafından tutuklanıyordum. İran benim için yaşanılacak bir yer değildi. Çok mücadele ettim ama orada yaşayamayacağımı anlayınca Türkiye’ye geldim. Bir mülteci olarak Türkiye’ye geldiğimde zorluklar yaşadım. Üniversite mezunu olsan da sana kötü bakıyorlar, iş vermiyorlar. Türkiye’de de beni çok tehdit ettiler, ‘İran’a göndereceğiz seni’ dediler. Korku altında yaşıyordum. Ben bir taraftan mülteciyken bir taraftan trans kadınım. Trans mülteci olduğunuzda yaşamak iki kat zor. İzmir’e geldiğimde trans derneklerine katıldım. Türkiyeli translarla da irtibat kurmaya çalıştım” dedi.

BEN BİR HAK SAVAŞÇISIYIM

Trans bir birey olarak iş bulma konusunda yaşadığı zorlukları da anlatan Mohajer, “Kemeraltı’nda bir lokantaya bulaşıkçı olarak çalışmak istediğimi söyledim. Nereli olduğumu, bu işi bilip bilmediğimi sorduktan sonra çok düşük bir ücret teklif ederek ertesi gün başlayabileceğimi söylediler. Kabul edip ayrılmadan önce lokanta sahibine yaklaşıp size bir şey söylemek istiyorum dedim. Madem sizinle çalışacağız her konuda dürüst olmak isterim, ben bir trans kadınım, dedim. ‘O nedir Allah Allah! Şaka yapıyorsun herhalde’ dedi. Doğru söylediğimi anlayınca, ‘Başımı ağrıtma hemen git buradan’ dedi. Eğer trans kadın olduğumu söylemezsem işe girebiliyordum. Hepsinde mülteci kimliğimi kabul ettiler ama trans olduğumu söylediğim an yol gösterdiler. Sonra diyorlar; translar neden başka iş yapmıyor... Yaşam çok zordu. Ev vermiyorlardı, iş bulamıyordum. Ama insanlar çok iyiydi. Toplum beni kabul etmişti. Yıllarca İzmir’de yaşadım. Yazdıklarım ve söylediklerim yüzünde defalarca ifadeye çağrıldım. Ben bir hak savaşçısıyım. Türkiye halkına çok sevgim ve saygım var. Her zaman benim yanımda oldular, iyiliklerini hiçbir zaman unutmayacağım” ifadelerini kullandı.

AYRIMCILIKLA MÜCADELE EDECEĞİM

Mohajer, yakın zamanda gittiği Kanada’da da aktivistlik yapmaya devam edeceğini şu sözlerle vurguladı: “İran’da olduğu gibi Türkiye’de de yanlış bir sistem vardı. Türkiye, Afganistan ve İran’daki LGBTİ bireylere destek verebilmek için büyük işler çabasındayım. Kanada için çok projem var, onları tek tek hayata geçirmeye çalışacağım. Nerede olduğum hiç önemli değil. Mültecilerin ve LGBTİ bireylerin sesi olmaya devam edeceğim. Ayrımcılıkla mücadele etmeye devam edeceğim. Susmayacağım. Kanada’da şu an gelecek kaygım yok, her şeyimi karşılıyorlar. Burada özgürlük ve saygı var. Dünya benim evim, ülkem. Amacım Kanada’da yeni bir yaşam kurmak. Herkesin insanca yaşayabileceği, kadınların hiçbir ayrımcılığa uğramadan özgürce varlığını sürdürebileceği bir dünyayı istiyorum, hepsi bu.”

YORUM EKLE

banner101

banner100