Milli maç takvimleri kulüp takımı taraftarları için son dönemde zulüm gibi görülüyor. Etrafımızdaki ya da sosyal medyadaki çoğu futbolsever, "Ligler ne zaman başlayacak" diye hayıflanıp duruyor. Milli takım taraftarı olgusunu bir türlü oturtamadığımız için, bu coğrafyadaki futbolseverlerimiz maalesef kulüplerini futbol milli takımdan bir adım önde tutuyor. Tabi bu soğumada Ay Yıldızlılarımız'ın uzun süreli başarısızlığı ve saha dışındaki problemleri etkili oldu. Örneğin bir Hollanda gibi, milli maçlarda tüm tribünlerin turuncu formalardan oluştuğu bir yapıyı kuramadık. Milli maçlarda taraftarların bir çoğunun kendi kulüp takımının formalarıyla statlara gelmesi birlik olamamamızın en net örneği oldu. Umarım A Milli Futbol Takımı Sorumluluğu'na getirilen Hamit Altıntop ve Teknik Direktör Kuntz yeniden halkımızın Milliler'e olan ilgisini artıracak sonuçları alır. Sonrasında elde edecekleri krediyle yeni projeler üretir. Milli formaların ve maç bileti fiyatlarının daha makul fiyatlara çekilmesi. Etkin sosyal medya hesapları kurarak genç neslin ilgisini çekmek gibi basit uygulamalarla tekrar o eski havayı yakalamak mümkün. Çünkü diğer branşlarda milli takımı kayıtsız-şartsız destekleyen bir Türk halkı var. Aslında Euro 2020 öncesi Bizim Çocuklar sloganıyla önemli bir yol katetmiştik. Merih'iyle, Çağlar'ıyla, Cengiz'iyle sempatik bir takım oluşturmuştuk. Ancak Avrupa Şampiyonası'ndaki başarısız futbol, 'Bizim Çocuklar' sloganını hemen unutturdu. Tekrar başa döndük. Kasım ayının ortasında yeniden bir milli takım takvimine gireceğiz. Cebelitarık ile içeride, Karadağ ile deplasmanda karşılaşacağız. Özellikle Cebelitarık ile ülkemizde oynayacağımız mücadele averaj hesapları için çok önemli olabilir. 2 puan önümüzde olan ikinci sıradaki Norveç, Hollanda ile oynayacak ve berabere kalırlarsa, grup maçlarının sonunda İskandinavlarla aynı puanda olabiliriz. O zaman genel averaj devreye girer. Bizim şu an artı 4, Norveç'in artı 9 averajı var. O sebepten Cebelitarık'a ne kadar çok gol atarsak gruptan 2. olarak çıkıp Play Off oynama şansımız artar. Cebelitarık karşılaşmasında tribünde ruhen ve görüntü olarak bir birlik oluşturabilirsek, Bizim Çocuklar ruhunu tekrar yakalayabiliriz. Gruptaki son maçımızda da Karadağ karşısında bir kaza yaşamazsak, Norveç'in puan kaybını bekleriz. Tabi ki skor ne olursa olsun Milli Takımımız'ı gönülden desteklememiz lazım ancak Türkiye'de futbol malesef skora odaklı ve kazandığınız kadar ilgi görüyorsunuz.

***

Altay milli takım arasından sonra ilk maçında Karagümrük'e tek golle teslim oldu. İstanbul ekibinin alameti farikası olan pas oyununu kırmayı başardı siyah beyazlılar. Farioli'nin Karagümrük'ü yüzde 60'a dayanan topla oynama yüzdesiyle açık ara Süper Lig'de ilk sıradaydı. Altay ise rakibi karşısında yüzde 51'lik yüzdeyle Farioli'nin kanadını kırdı. Yüzde 10'luk bir düşüş oldu Karagümrük'ün topa hükmetmesinde. Tam Altay beraberliği sağlayacak derken, hakemin VAR kararıyla penaltıyı iptal etmesi maçın kırılma anı oldu. Paixao topu penaltı noktasına dikmiş, oyuncular ceza sahası dışında yerini almışken, VAR'ın uyarısıyla hakem topu aldı ve penaltıyı iptal etti. Bu karar daha önce verilemez miydi? Hakemler hakkında konuşmamaya özen gösteren Mustafa Denizli de bu sezon ilk kez maçtaki yönetimi eleştirdi. Aynı şekilde bir diğer İzmir temsilcisi Göztepe'nin Kasımpaşa maçında da hakem sık sık oyunu durdurdu. Oyuncularla uzun uzadıya konuşup temponun düşmesine sebep oldu. Türk futbolu gelişecekse, oyunun hızlanmasıyla gelişecek. Evet futbol takımlarının öne geçtikten sonra, sakatlanma bahanesiyle yere yatması ve hocaların skoru koruma amacıyla defansa çekilmesi futbolumuzun en büyük virüsü ancak hakemlerimizin de oyunun hızlanmasına yardımcı olmaları ve kendilerini geliştirmeleri gerekli. Çünkü artık tek kanallı bir dönemde yaşamıyoruz. Dünyanın bir çok ligini izleyebiliyoruz ve tempolu oynanan ligleri, takımları izleyip, "Bunlar oynadığı futbolsa, biz ne oynuyoruz" eleştirisini yapıp hayıflanıyoruz.