Dünyaca tanınan şirketler büyüdükçe, devleştikçe dengeler de giderek bozuluyor. Birçok ülkenin bütçesinden daha fazla varlığa sahip olan, hükümetler üzerinde yaptırım gücü olan bu şirketler zenginleştikçe, dünya nüfusu fakirleşiyor. Çünkü bu şirketler doymak bilmiyor. Bu şirketlerin sahipleri daha çoğuna sahip olmak istedikçe, özgürlüğünü kaybeden, sermayeye boyun eğen insanların maddi güçleriyle birlikte, bilinç düzeyleri ve düşünme kapasiteleri de düşüyor. Vergi ödemeyen, çalışan haklarını her geçen gün eriten bu dev markalar, reklam bombardımanıyla paralize ettikleri kitleleri borçlandırdıkça süreç lehlerine hızla akıyor.

Ünlü bir dilbilimci, filozof, tarihçi, mantıkçı, aktivist, siyasi eleştirmen ve yazar olan Amerikalı Noam Chomsky,  "Yaşananların farkında olmayan ya da buna tepki göstermeyenler toplumlar, ellerindeki hakları kaybeder ve köleleşir. Bir toplum ne kadar özgür olursa, orada güç kullanmak o kadar zorlaşır" diyor.

***

Hiç düşünüyor musunuz ne kadar özgürsünüz? Fikirlerinizi etrafınızdakilerle paylaşırken, yazarken, dile getirirken içinizde bir korku ya da şüphe hissediyor musunuz?

Okumayan, araştırmayan ve sorgulamayan bir toplumda yaşıyorsanız ortada sorun var demektir. Orada ezilmeye, 'konuşmak' gibi temel insan haklarından mahrum kalmaya, kötü yaşam koşularında yaşamaya mecbursunuz demektir. Chomsky'nin dediği gibi, "Kahramanların değil, iyi fikirlerin arayışında olmalıyız."

‘Homo Sapiens: Hayvanlardan Tanrılara' kitabının yazarı Yuval Norah Harari, "Yakın zamanda 'gereksizler' diye adlandırılabilecek bir sınıf ortaya çıkacak" diyor. Peki; fikir sahibi olmayan, düşünmeyen, üretmeyen, edindikleri hakların farkında olmayan, var olan haklarını da korumaktan aciz, böyle bir yeni sınıf var mı sizce?

Var mı, yok mu bilmem ama rakamlar bize dünya nüfusunun yüzde 1'inin aşırı zenginken yüzde 50'sinin yoksul olduğunu söylüyor. Ve daha da trajik olanı 850 milyon insanın okur yazar olmadığını...    

Aklınıza hiç bu zenginliğin, fakir nüfusu insani şartlarda yaşamaya kavuşturabileceği ihtimali geliyor mu? Bu sizce iyi bir fikir mi?

Sanırım milyonlarca insanın aklına gelen bu fikir destek görmüyor ki binlerce çocuk daha 1 yaşına gelmeden bu yoksulluktan dolayı ölüyor. Yüz binlerce insan olumsuz sağlık koşullarından yaşamını yitiriyor.

***

Neyse korkmayın Luna geliyor... O sizin yerinize düşünüp karar verecek.

Luna, bugüne kadar duyulmuş en muhteşem yapay zeka türü. Matematikten, fiziğe, insan psikolojisinden dünya düzenine kadar her konuda bilgisi ve hemen verdiği yanıtları var. Kendi kendine öğrenebiliyor. Şu an New York City’de öğretmen asistanı olarak çalışıyor. Luna bir ürün değil, o yaratıcısı Luis Arana’nın bir deneyi. Gerçek ürünün bir ön tasarımı gibi. Arana, düşündüğü ürünü şöyle anlatıyor:

“Proje tamamlandığında, bir yapay zeka yaratmanın bir sosyal medya hesabı oluşturmak kadar kolay bir iş olacağını düşünüyoruz. Luna bu türün bir ilki. Bizim gerçek ürünümüz.”

Luna düşünce fakiri insanlara ne kadar katkı sağlayabilir bilmiyorum ama yakın gelecekte Luna gibi yapay zekalar dezavantajlı çocukları eğitebilir, kanser tedavisinde rol oynayabilir, yaşlı ve engellilerin yardımcısı olabilir, Siri’den beklediğimiz, ama onun tam olarak yapamadığı sanal asistanlığı yapabilir. Bu yapay zekalar tıpkı sizin veya benim gibi duygusal davranacak, fikir yürütecek ve konuşacaklar. Onlarla etkileşime geçmemek mümkün olmayacak.

Tabii bunun bir de sakıncası var... Bakınız Terminatör... Yapay zekalar robotlarda vücut bulduğunda Luna, insanları kendine köle yapabilir. Yapamaz diyorsanız seçim meydanlarına bir göz atın derim...

Yarın ülkemizin geleceğini belirleyecek bir referandum yapılacak. Türkiye 80 milyonluk nüfusuyla bu dev şirketler için de iyi bir pazar. Ve hiç biri bu pazarı kaybetmek istemez. O yüzden nasıl Amerika'yı şekillendiriyor ve yönetimlerini ellerinde tutuyorlarsa ve hep daha fazlasını istiyorlarsa, bu bizim ülkemiz için de aynı şeyleri düşünüyor olduklarını gösterebilir. Tüm bunların farkında olarak bizim; bu vatanı düşmanın elinden kurtaran, bize özgürlüğümüzü veren, anayasayla bu hakların korunmasını sağlayanlara bir borcumuz olduğunu unutmamız gerekiyor. Herkes kendi aklını, fikrini ve vicdanını ortaya koyarak sandığa gitmeli, oyunu kullanmalı. Gelecek şu an sizin ellerinizde. Onu bir başkasına teslim etmeyin.