Küresel Riskler

Abone Ol

Değerli okurlar, geçen haftaki yazımda Davos “Dünya Ekonomi Formu”nda gündeme gelen “Yeni Dünya Düzensizliğini” bir yandan emperyal güçlerin çıkar ve güç devşirme gayretine; diğer yandan yeni bir uygarlık aşamasına geçiş sürecinin sancı ve yeniden yapılanma çalkantıları olarak tanıtmaya çalışmıştım. Bugün ise DEW katılımcısı olan 1300 uzmanın görüşlerini yansıtan “Küresel Riskler Raporu, 2026” da gündeme gelen önemli konuları özetlemeye çalışacağım. Rapor, öncelikle 2026 yılına girişi, çalkantılı bir 10 yılın ikinci yarısına giriş olarak değerlendiriyor. Raporda Küresel Riskler, bir yıllık kısa dönem, iki yıllık orta dönem ve 10 yıllık uzun dönem ayrımı içinde ele alınıyor. Birinci bölüm bu riskleri tanımlarken; ikinci bölüm söz konusu riskler arasındaki bağlantılara odaklanıyor.

****

2026 yılında Küresel risk görünümünün ana teması belirsizlikler olarak saptanıyor. İki yıllık orta dönemde ise katılımcıların yüzde 50’si, çalkantılı ve fırtınalı bir süreç beklentisi içindeler. Önümüzdeki 10 yıllık dönemde bu oran yüzde 57 ye yükseliyor. Özetle çalkantılı küresel risklerin orta dönemde başlayan ve 10 yıl boyunca süreceği beklentisi gündemde. Katılımcıların yüzde 40’ı orta dönem için ve yüzde 42’si on yıl için, toplamda yüzde 82’si i çalkantılı ve fırtınalı bir küresel süreç beklerken; yüzde 8’i istikrarsızlık ve sadece yüzde 1’i sakin bir gelecek beklentisi içindedir. İki yıllık dönemde, katılımcıların yüzde 9 ‘u belirsizlik; yüzde 40 ‘ı ise çalkantılı ve yüzde 42’i güçlenen çalkantılı ve yüzde 8’i fırtınalı bir dönem beklentisi açıklamıştır. 10 yıllık dönemde ise katılımcıların yüzde 10’u belirsizlik; yüzde 32’si çalkantılı bir dönem; yüzde 38’i güçlenen çalkantılı bir dönem ve yüzde 19’u fırtınalı bir süreç beklentisi içindeler. Her iki zaman diliminde de sakin bir görünüm bekleyenlerin oranı sadece yüzde 1 dir. Özetle gelecek 10 yıl için uzmanların oldukça karamsar bir beklenti içinde oldukları görülüyor.

****

Raporun ikici bölümü, küresel riskler arasındaki bağlantılar ve değişim hızları bağlamında süreç beklentisini ortaya koymaktadır. 2026 yılında küresel işbirliği mekanizmaları bir çöküş sürecine girerken, keskinleşen rekabet yarış beklentisi öne çıkıyor. Ayrıca devletlerarası kurumsal bağlantıların askıya alınması istikrarı tehdit eden ana etken oluyor. Çatışmalar işbirliğini engellerken, işbirliği için zorunlu olan güvenli ödeme araçlarında değer kayıpları, çok kutuplu ortam oluşturmayı engelleyip istikrarı tehdit ediyor. Kısa vadeli endişeler bile, bir yıldan diğer yıla artış gösterirken, çalkantılı ve fırtınalı bir süreç beklentisini artan hızda tetikleniyor. Sonuçta güven bunalımı, şeffaflığın azalması ve hukukun üstünlüğüne saygı zayıflarken çok taraflı sistem baskı altına girmekte, işlerlik ve işbirliği zaafa uğramaktadır.

Jeoekonomik çalışma ortamı 2026 yılında zaafa uğrardı. Bu durum süregelen uluslararası ilişkileri, ticareti ve yatırımları tehdit etti. Devlet temelli silahlı çatışma riskleri küresel risk algısının hızla artışını tetikleyen bir başka neden oldu. Bütün bunların ortak etkisi, iki yıl olarak ele alınan orta dönemli ekonomik durgunluk ve enflasyon risk algısını, geçen yılkı 8 puanlık değerden 21 puana yükseltti. Orta dönem riskleri daha şimdiden şekillenmiş oldu. Ekonomik riskler, varlık balonu patlaması, artan borç yükü, ekonomik gerileme, jeoekonomik çatışma ve yeni ekonomik sorunlar üretir duruma geldi.

****

Yaygın teknolojik gelişme ve yenilikler yeni fırsatlar yanında, işgücü piyasaları ve yeni silah sistemleri bağlamında yeni riskler getirdi. Dezenformasyon ve algı yönetimi yeni riskler üretebiliyor. Yapay zekanın olumsuz sonuçları, süreç içinde en hızlı yükselen risk grubunu oluşturuyor. İki yıllık sürede 30 sıradaki yerinden ilk beş içindeki risk statüsüne yükseldiği görülüyor. Kuantum teknolojisinin yaratacağı yeni fırsatlar yanında köklü yapısal değişim sorunları da bekleniyor.

Ayrıca artan toplumsal, sosyal, kültürel ve siyasi kutuplaşma, hareketlilik, kurumsal direncin zayıflaması, kamuya güven ve demokrasi üzerinde baskı yaratan süreçler ile eşitsizlik ve ekonomik durgunluğun yaratığı riskler ile birlikte, çevre sorun ve riskleri geri plana itilirken yeni riskleri de tetikleniyor.

Günümüzde özellikle emperyal güçlerin, politik ve ekonomik güç ve çıkar arayışları ile tetiklenen bu risklerden kaçınmanın tek yolu; büyük ve orta küresel güç odaklarının, uygarlık, insani değerler ile akıl ve bilim temelli yeni küresel ve bölgesel kural, norm ve ilkelerle; parçalı ve çoklu bütünsellik içinde işleyen yeni bir düzen arayışı olabilir.