Türk orduları bir devir kapatmıştır. Şimdi mazlum ve tutsak devletler ve uluslar artık vazgeçilmez bir reçeteye sahiptirler. Mustafa Kemal’in utkusu, dünya için özgürlük ve bağımsızlık sancağıdır. (Mahatma GANDİ)

Kulağım Karadeniz’de, deneyimli siyasetçi ve yazar Kemal Anadol’un son kitabı. Bir belgesel roman özelliği taşıyor. Kemal Anadol, ülkemizin “soylu kavgası” Milli Mücadele’de Kuvvacı denizcilerin Karadeniz’de yaşadıklarına kitabında -bilgi ve belgeleriyle- yer vermiş. Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan kitap netice itibariyle “Kuvayı Milliye Donanmasının Romanı”.

***

Kitapta; Büyük Önder Atatürk’ün ve başkaldırının simgesi Ankara’nın kararlı tutumu, Türkiye’nin kuruluş/kurtuluş mücadelesindeki tek deniz savaşının gerçekleştiği Alemdar Gemisi olayında yaşananlar da ayrıntıları ile yer alıyor. Yakılan istiklal ateşi, Müdafaa-i Hukuk örgütlenmesi, Anadolu’nun Karadeniz Kapısı: İnebolu, Bartın, Zonguldak, Ereğli’den Cide’ye kadar uzanan bölgede halkın işgale karşı galeyanı, direnişi, özellikle kadınlarımızla ilgili kahramanlık ve destansı düzeyde gerçekleşmiş olaylar aktarılıyor. Bir “tahlisiye gemisi” Alemdar’ın yüzdürülmesinin yasak olduğu dönemde Karadeniz’in ünlü Kestanekarası fırtınası sırasında adeta dalgalar ve ölümle dans ederek deniz cephesine kazandırılması, bu gemiyi Trabzon’a götürmek üzere Şevket Bey’den “Gemiyi önce

yüzdürmeye çalışacaksın. Yolda yakalanırsan mesuliyet sana ait. ‘Bizim haberimiz yok’ diyeceğiz. Şimdi tekrar soruyorum. Vazifeyi her halükarda kabul ediyor musun?” emrini alan Yüzbaşı Nuri Kaptan’ın yanıtı kitabın önemini de ifade ediyor: “Elbette. Her halükarda.”


***

Kitabın önsözü; Balyoz Davası’nda sahte delillerle tutuklanan, kumpasın çökmesinden sonra da beraat eden Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’den. Türk denizcilerinin sadece Kurtuluş Savaşı malzemesini değil, aynı zamanda bağımsızlık ve özgürlük ateşini taşıdığını vurgulayan Amiral Gürdeniz, Kulağım Karadeniz'de için şunları yazmış: “Çılgın Türk denizcilerinin sayesinde Gazi Mustafa Kemal ‘Gözüm Sakarya'da, Dumlupınar'da, kulağım İnebolu'daydı’ diyebildi. Kemal Anadol, 1919-1923 arasında Karadeniz'de yaşanan olayları

akıcı bir roman kurgusuyla okuyucuya aktarıyor. Mustafa Kemal'den Frunze'ye, Lenin'den Stalin'e, Cebesoy'dan Mustafa Suphi'ye, Enver Paşa'dan Çiçerin'e sizi aynı toplantı odasında

ya da mektuplarla belgelerde buluşturuyor. Bugüne kadar bilinmeyen pek çok tarihsel gerçeği okuyucuya heyecanla aktarıyor. Sayfalar arasında, başarı, zafer ve mutluluk kadar, acı, hüzün ve yokluk duyguları da dolaşıyor. Kitabı kapatırken Atatürk'ün ünlü sözünü hatırlıyorsunuz:

“Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.”

Kemal Anadol’a göre de; Kuvayı Milliyeciler’in “Alemdar”ı İstanbul’dan kaçırması, geminin yolda Fransızlarla çarpışması da Kurtuluş Savaşı'nın ilk deniz savaşı. Fransız gambotunun -ki bizim Yavuz gemimiz ayarında büyük savaş gemisi- “kaptanı ve altı eri vermezseniz Ereğli’yi topa tutarım” demesi, durumun Mustafa Kemal’e telsizle bildirilmesi ve onun “Dayanabildiğiniz kadar dayanın” yanıtı çok önemli. Okuyun... Okutun!

Bir naçizane önerim de filminin mutlaka yapılması!..