Boş işlerle uğraşıp 'hiçbir şey üretenler' için babam çok sık söylerdi bu lafı...
Şimdi etrafımız, bu ipe dizme üstadlarıyla doldu.
Bu insanların mesleklerinin genel adı 'koçluk'.
İlişki koçu, yaşam koçu, beslenme koçu, oyuncu koçu, melek koçu, egzersiz koçu, annelik koçu, bebek koçu ve bunu en son duydum; rüya koçu!
Aşkını, ilişkisini bile tek başına yaşamayı beceremeyen insanlar için ilişki koçunu...
Boğazını tutmayı bir türlü başaramayanlar ya da bir zahmet açıp sağlıklı beslenmeyle ilgili kitap karıştırmaya üşenenler, bu konuda bir bilgisayar tuşuyla elinin altında binlerce döküman olduğunun farkına varamayanlar için beslenme koçunu...
"Uğraşamam ben öyle uzun eğitimlerle okulla, kısa yoldan şöhrete kavuşmam lazım" diyenler için oyuncu koçunu...
Benim gibi iki hareket yapmaktansa, güneşte taşa yapışan kertenkele gibi öylece durmayı sevenler için, kendilerini zorla dürtecek egzersiz koçunu...
Bir dereceye kadar anlarım da, 'rüya koçu' ne ola ki?
Bazı rüyalar tamam çok önemlidir, alt beyninizi alıp önünüze serer vs... Ama genelde rüyalar, o günlerde yaşadıklarımızın geceye yansıyan tezahürü değil midir?
* * *
Bakınız şöyle ki:
- Sorma, gece çok acayip rüyalar gördüm.
- Hayır olsun, gündüz niyetine, anlat...
- Şimdi böyle bir ormandayız, ama ağaçlar, ağaç gibi değil. Gövdeleri döner tezgahı, dalları sucuk, yapraklar fiyonk makarna... Ben böyle bir yandan ağacın gövdesini, elimdeki 200x200 santimetrelik lavaşa sarmaya çalışırken, bir yandan sucuk dallarını kemiriyorum. O sırada annem, aşağıda göl gibi bir şey var onu kaynatıyor, içinde makarna yapraklarını haşlıyor. Ben arada kendimi tokatlıyorum. Sonra bir bakıyorum, karşıdan sevgilim geliyor ama kafası hoşmerim şekli.
- Abi sen bir maydanoz suyu, enginar sapı diyeti yapıyordun hani, nasıl gidiyor o?
- 16. gündeyim. Hiç bozmadım. Midemin sırtıma kaynak olmasına alıştım da, gün içinde geçirdiğim sekiz sinir krizi biraz canımı sıkıyor sadece. N'oldu, niye sordun? Rüyamı anlatıyordum dur ya...
- Yok bir şey canikom, devam et sen dinliyorum...
* * *
Şimdi bu rüyayı oturup da uzun uzun analiz etmenin, "Rüyada ağaç görmek ne demek?" diye araştırmanın bir manası var mı, yok!
Belli işte; açlıktan beyninin altını üstünü yemişsin, şuurun artık alarm vermeye başlamış.
Ha derin anlam içeren ya da gelecekten haber veren rüyalar da var tabii.
Ama bunları yorumlatmak için bir 'rüya koçu' edinmek, "Az aklım, çok param var, nereye koyacağımı bilemedim" demekten başka bir şey değildir.
Psikanalizin içinde rüya analizleri çok önemlidir, buna da eyvallah...
Ama hiçbir akademik eğitimi olmayan birileri çıkmış 'rüya koçu' diye meslek uydurmuş! Yok artık! "Kıçın açıkta kalmış" demek için mi para alıyor yani bu insanlar?
İşsizlikten kendine iş uydurmuş bu insanlara ciddi ciddi para kaptıran birileri var ama giden sadece paraları değil akıy sağlıkları da tehlikede.
* * *
Durum aynı
Yukarıda okuduğunuz yazıyı bundan tam 6 yıl önce yazmıştım.
Bunca zamandır değişen hiçbir şey olmadığı gibi durum daha da vahim boyutlara ulaştı.
Beki İkala olayı halen çok taze ve çok acı.
Eğitimsiz veya eğitimi birkaç seminere katılmaktan ibaret bazı insanlar "ben koçum, ben psikoloğum" diye ortaya çıkıp insanları çok kolay tezgahlarına çekebiliyorlar.
Bunun son örneği Instagram'da "socialmom" adıyla kendine "danışan" bulan kişi.
Gelen şikayetler üzerine Türk Psikologlar Derneği kendisinin iddia ettiği gibi bir diplomasının ve eğitiminin olmadığını ortaya çıkardı. Kadın bu yalanıyla çok önemli uluslararası firmalarla bile reklam bağlantıları kurmuş kendine. Türkiye'nin her yerinde uzman kişi olarak seminerler falan veriyor, düşünün.
Sonunda ihbar ve şikayetlerle foyası ortaya çıktı.
Ama insanların umru olacağını sanmıyorum.
En son baktığımda bu kişinin halen 185 binin üzerinde takipçisi vardı.
Bizim insanımız kadar kandırılmaya müsait başka bir millet var mı acaba?
Tufaya gönüllü düşen saftirikler ülkesi.