Rojda DOLGUN/ Geçen yılı zamların gölgesinde kapatan milyonlar, yeni yıla da aynı yükle girdi. Maaşlar henüz cebe girmeden erirken, mutfakta, kirada ve ulaşımdaki artışlar geçim sıkıntısını daha da derinleştirdi. Resmi enflasyon verileriyle günlük hayat arasındaki makas büyürken, kamu emekçileri artan yoksulluğa karşı ses yükseltti. KESK, yaşanan kayıpların artık sürdürülemez hale geldiğini vurgulayarak 14 Ocak’ta tüm yurtta iş bırakma kararı aldığını duyurdu.
TÜİK önünde yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Gözümüzü iğneden ipliğe her şeye yapılan zam fırtınası ile açtığımız, bir yılı, 2025 yılını geride bıraktık. Yıllardır devam eden yoksullaştırma politikalarından 4 Milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamu emeklisi olarak bizler de payımıza düşeni aldık.
2025 yılı asgari ücretlisinden emeklisine, işçisinden kamu emekçisine emeği ile geçinen milyonlar için, bizler için adeta bir kâbus yılı oldu. Maaşlarımız her ay gittikçe erirken yoksulluğumuz günden güne arttı.
Evet, 2025 yılını geride bıraktık. Ama sorunlarımız artarak devam ediyor. Ülkeyi yönetenler yıllardır çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına bile denk gelmeyen suni verileri resmi enflasyon olarak açıkladılar. Maaş artışlarımızı TÜİK’’in bu sahte verileri ile sınırladılar.
Sizin enflasyonunuz düştü mü?
Böylece bu ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturan, bizleri, emeği ile geçim mücadelesi veren milyonları her geçen gün daha fazla yoksullaştırdılar, sefalete ittiler.
İktidar temsilcileri, yandaş konfederasyon yönetimi ve Hakem Kurulundan oluşan Bermuda Şeytan Üçgeni “toplu sözleşme” adı altında her seferinde Merkez Bankası’nın hiçbir zaman tutmayan enflasyon tahminini esas aldı.
Altışar aylık bu artışlar daha ilk bir, iki ayda TÜİK’in sahte enflasyonunun bile altında kaldı. Aylarca enflasyon farkı almak için bekledik. Altışar aylık periyotlarla hep aynı şeyi yaşamaya devam ettik. Böylece sadece son 2 yılda maaşlarımız yüzde 20 eridi.
Şimdi buradan işçilere, emekçilere, emeklilere, tüm kamuoyuna soruyoruz: TÜİK’in enflasyonu mu yoksa sizin yaşadığınız hayat pahalılığı mı daha gerçekçi? Hükümet sözcüleri “enflasyon düştü” diyor. Peki, sizin enflasyonunuz düştü mü?”
Açıklama şu çağrıyla devam etti:
“Bizlerin ücretlerini, maaşlarını sefalet düzeyinde arttırırken hep aynı şeyi söylediler. ‘Kaynak yok’ dediler.
Oysa bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor.
Bunu 2026 bütçesinde bir kez daha gördük.
• 2026’da her 1 dakikada tam 186 asgari ücret faiz olarak yabancı ve yerli sermayeye gidecek.
• Her 1 dakikada tam 145 asgari ücret ‘savunma ve güvenlik’ adı altında silahlanmaya aktarılacak.
• Her 1 dakikada tam 50 asgari ücret sermayeye, patronlara teşvik olarak akacak.
• Her 1 dakikada tam 19 asgari ücret, köprü, otoyol, şehir hastanesi müteahhitlerinin cebine Hazine garantisi olarak girecek.
• Saray dakikada 1,5 asgari ücret harcayacak.
Tüm bunlar yükü bizlere yıkılan vergilerden karşılanacak.
Bizler KESK’e bağlı sendikaların üyeleri olarak buradan haykırıyoruz.
Bu kölelik düzenine, sefalete alışmadık. Alışmayacağız.
Çünkü bizler biliyoruz ki alışmak kanıksamaktır, kabullenmektir.
Bugün açıklanan TÜİK verileri ile de ortaya çıkmıştır ki Ağustos ayında Hakem Kurulu dayatması ile biten toplu sözleşme hükümsüz hale gelmiştir. Toplu sözleşmenin gerçek bir toplu sözleşme olacak şekilde yenilenmesi ve bu dönem içerisinde hak kayıplarımızın daha da büyümemesi için maaşlarımızda ek zam yapılmalıdır. Aksi durum kamu emekçilerini açlık sınırına yaklaşması anlamına gelir.
14 Ocak’ta iş bırakacağız
Bizlere her geçen gün daha fazla yoksulluk ve güvencesizlik dayatan bu düzeni kabul etmiyoruz. Bunun bir adımı olarak 14 Ocak Çarşamba günü tüm yurtta üretimden gelen gücümüzü kullanacak, iş bırakacağız.
Bunun için tüm konfederasyonları, sendikaları, kamu emekçilerini;
• En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarıldığı;
• İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret,
• Güvenceli istihdam- güvenli gelecek,
• Demokratik- adil bir çalışma yaşamı,
• Halktan yana bir kamu hizmeti,
• Grev hakkımızın önündeki engellerin kaldırıldığı Gerçek Bir Toplu Pazarlık Sistemi
İçin birlikte mücadele etmeye, omuz omuza vermeye, 14 Ocak’ta hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanmaya çağırıyoruz.
Çağrımız sadece kamu emekçilerine değil, bu sömürü düzenin çarkları altında ezilen herkesedir.
Hepimizi sefalette eşitlemeyi hedefleyenlere artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir.
Gelin yıllardır hepimize kaybettiren bu yoksulluk ve sefalet düzenine karşı insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim.”