İzmir spor tarihinin en köklü ve tutkulu camialarından biri olan Karşıyaka Spor Kulübü, idari yapılanması adına son derece hayati bir viraja giriyor. Yeşil-kırmızılı renklere gönül veren on binlerce taraftarın ve kulüp üyelerinin merakla beklediği, kulübün gelecekteki vizyonunu ve stratejik adımlarını doğrudan şekillendirecek olan perşembe günkü divan genel kurulu öncesinde adaylar netleşmeye başladı. Kulübün geçmiş dönemlerinde genel sekreterlik gibi ateşten gömlek sayılacak önemli bir görevi başarıyla üstlenen Mehmet Yaya, "güçlü kulüp ve güçlü tesisleşme" parolasıyla divan başkanlığı koltuğuna talip olduğunu kamuoyuna ilan etti. Önümüzdeki 26 Şubat 2026 tarihinde yapılacak olan bu büyük seçim için yönetim kurulu listesini 23 Şubat itibarıyla Sicil Kurulu Başkanlığı'na eksiksiz bir şekilde teslim eden Yaya, seçim yarışındaki kararlılığını üç temel sacayağı üzerine oturttuğu güçlü bir manifestoyla destekliyor.
Tecrübe ve gençliğin harmanlandığı dinamik bir yönetim anlayışı
Yola çıkış felsefelerini tamamen "kapsayıcılık ve yenilikçilik" üzerine kurduklarını belirten iddialı aday, oluşturdukları yönetim ekibinin yapısal özelliklerine özellikle dikkat çekiyor. Sadece geçmişin tecrübesine sahip eski tüfeklerden değil, aynı zamanda kulübün yarınlarını inşa edecek enerjik ve genç isimler ile vizyoner beyinlerden de maksimum düzeyde faydalanmak istediklerini vurgulayan Yaya, olabildiğince geniş tabanlı ve her kesimi kucaklayan bir liste hazırladıklarının altını çiziyor. Karşıyaka'nın biriken ve kronikleşen sorunlarına taze, pratik ve etkili çözümler üretmeyi hedefleyen bu kadro, seçilmeleri halinde mevcut icra kurullarının omuzlarındaki ağır yükü hafifletmeyi en temel vazife olarak görüyor. Özellikle kulübün belini büken mali sorunlar ve camianın haklı olarak beklediği mutlak sportif başarı kıskacında daralan yöneticilere, ihtiyaç duydukları huzur ortamını ve toplumsal desteği sağlayarak bir kalkan olmayı planlıyorlar. Ayrıca, geçmiş dönem divan kurulunun başarıyla yürüttüğü müze projeleri ve okullardaki altyapı ziyaretleri gibi vizyoner kültürel adımları da sahiplenerek, bu pozitif mirası çok daha ileri seviyelere taşımayı taahhüt ediyorlar.
Tarihi mabet kendi evinde yeniden ayağa kalkacak
Yeşil-kırmızılı taraftarların yıllardır en büyük kanayan yarası ve bitmeyen sevdası olan stat meselesi, iddialı adayın manifestosunun tam kalbinde, en öncelikli madde olarak yer alıyor. İzmir'in göbeğinde, Karşıyaka'nın o isyankar ve tutkulu ruhunu yansıtan o efsanevi alanda, yani tam da tarihi yerinde modern bir Zübeyde Hanım Stadı inşası, yeni yönetimin olmazsa olmaz hedeflerinin başında geliyor. Yıllardır bitmek bilmeyen bürokratik engellere, hukuki itirazlara ve çeşitli siyasi pürüzlere takılan bu devasa inşaat sürecini artık sadece uzaktan izleyen ve raporlayan bir kurum değil, sürecin bizzat merkezinde yer alarak, masaya yumruğunu vuran ve takipçisi olan aktif bir divan kurulu profili çizmek istiyorlar. Taraftarın en büyük mabedi ve evi olarak gördüğü bu kutsal alanın, yenilenmiş yüzüyle tekrar kulübe ve Türk sporuna kazandırılması için var güçleriyle, gür bir sesle çalışacaklarını belirten Yaya, stat konusunun Karşıyaka'nın ekonomik bağımsızlık ve kalıcı büyüme mücadelesindeki en kritik dönüm noktası olduğunu savunuyor.
Tahsis edilen dev arazi kulübün kurtuluş reçetesi olacak
Divan kurulu başkan adayının vizyonu sadece stat projesiyle sınırlı kalmıyor; kulübün ayakları üzerinde durabilmesi ve ekonomik tam bağımsızlığını kazanması adına devrim niteliğinde altyapı adımları da planlanıyor. İzmir'in en gözde yerleşim yerlerinden biri olan Mavişehir bölgesinde Karşıyaka Spor Kulübü'ne özel olarak tahsis edilen 100 dönümlük devasa arazi, bu vizyonun en büyük projeksiyonlarından bir diğerini oluşturuyor. Bu son derece kıymetli ve stratejik alanın yıllardır süren atıl durumdan derhal kurtarılarak, kulübün basketboldan voleybola kadar birçok farklı branşta aktif olarak kullanabileceği, modern ve çok amaçlı dev tesisleşme hamlesine sahne olması hedefleniyor. Modern futbolda ve sporda kalıcı başarının sadece beton bloklar dikmekten geçmediğini, aynı zamanda kulübe sürdürülebilir, düzenli bir mali gelir akışı ve yeni yetenekler kazandıracak bir altyapı fabrikası kurmak anlamına geldiğini belirten başkan adayı, bu dev arazinin kulübün gelecekteki en büyük teminatı olduğuna yürekten inanıyor.
Küskünlükler rafa kalkacak camia tek yumruk halinde ilerleyecek
Sportif başarılar ve fiziki yatırımların yanı sıra, ortaya konan manifestonun en hassas, en duygusal ve belki de gerçekleştirilmesi en zorlu ayağını "sosyal onarım ve barış" süreci oluşturuyor. Zaman içerisinde yaşanan seçim kayıpları, fikir ayrılıkları veya çeşitli yönetsel sebeplerle kulüpten uzaklaşmış, kalbi kırılmış veya bir şekilde küstürülmüş olan tüm eski destekçilerin, emektar yöneticilerin ve camianın ileri gelen önderlerinin yeniden o büyük yeşil-kırmızılı çatı altında toplanması için eşi benzeri görülmemiş bir seferberlik başlatılması planlanıyor. "Kulübün yüksek menfaatleri ve geleceği, her türlü kişisel ihtirasın, egonun ve kırgınlığın çok daha üzerindedir" çıkışını yapan Yaya, geçmişte yaşanan anlamsız bireysel çekişmelerin bu ulu çınara ne kadar ağır bedeller ödettiğini tüm İzmir'in çok iyi bildiğini hatırlatıyor. Samimi, şeffaf, kucaklayıcı ve yürekten verilecek bir mücadeleyle, Karşıyaka'nın o dillere destan birlik ve beraberlik ruhu yeniden şahlandırılacak. Bugüne kadar kulübün kapısından içeri girmiş, maddi manevi destek olmuş, hayatta olan veya ebediyete intikal etmiş tüm eski başkan ve yöneticileri minnetle anarak sözlerini noktalayan divan başkan adayı, "Güçlü Karşıyaka ve güçlü tesisleşme için gür ses" parolasıyla tüm taraftarı ve üyeleri tarihi kongrede tek yürek olmaya davet ediyor.




