Geçen gün sosyal medyada bir paylaşım dikkatimi çekti. Hayvanat bahçelerinde yaşayan canların iç acıtan fotoğrafları paylaşılmış ve altına da şöyle bir yazı iliştirilmiş:

“Bizler sadece birkaç haftalığına evlerimize hapsolduk, bir de tüm hayatınızı bu şekilde geçirdiğinizi düşünün!”

Biliyorsunuz; son haftalarda herkesin iyiliği için #EvdeKal çağrısı yapılıyor. Hayvanat bahçelerindeki masum hayvanlara ise sırf eğlence olsun diye yüzlerce yıldan bu yana #KafesteKal diyoruz.

Biz insanlar bu dünyanın sahibiyiz ya; bir hayvanın yaşamını nasıl geçireceğini belirleme hakkını da kendimizde görüyoruz!

İster kafese kapatırız, ister satarız, ister atarız, ister döveriz, ister avlarız…

Dünya bizim, dünya üzerindeki her şey bizim.

Ne istersek almaya, nasıl işimize gelirse öyle yapmaya, her işte çıkarımızı düşünmeye programlanmışız.

Ama artık bu kafayı değiştirme vaktimiz geldi.

***

Koronavirüs salgınından bu yana kaleme aldığım tüm yazılarımda şunu söylüyorum:

  • Bu salgın, bir anlamda gezegenimizin insanoğluna küçük bir uyarısıdır.

  • Doğanın, “Biraz evine çekil de, kendine çekidüzen ver” çağrısıdır.

  • Evrenin “Ey insanoğlu çok geç olmadan yanlışlarından dön” mesajıdır.

***

Hiçbir suçumuz yokken dört duvar arasında kalmaya zorlanmak, sevdiğimiz birçok aktiviteden mahrum kalmak, arkadaşlarımızla sevdiklerimizle görüşememek, kendimizi özgür hissetmemek nasıl bir duygu, artık hepimiz çok iyi biliyoruz. İnsanlar gelip onlara baksın, vakit geçirip keyif alsın diye tüm ömürlerini küçücük kafeslerde geçiren hayvanları, şimdi sanırım daha iyi anlayabiliriz.

 Salgından sonra yapılacaklar listesine; hayvanat bahçelerini kapatmak da eklenmeli. Hayvanları hayvanat bahçelerine kapatmak yerine; onların güven içinde doğal yaşamlarını sürdürecekleri; nesillerini idame ettirecekleri, insanların bencilce müdahalesinden uzak Milli Park’ları geliştirmeliyiz.

Hayvanat bahçesi denilen süslü hapishaneler kurmaktan ve buralara para verip gitmekten vazgeçmek için daha iyi bir zaman olamaz.

Özgürlük sadece insanın hakkı değildir. Bakın, biz evlerimize kapandıkça doğamız da nefes alıp kendine geldi. Bir anlamda özgürleşti.

Yeniden özgür olduğumuzda bu, doğanın esareti anlamına gelmesin.

Gezegenin ayarlarını bozmadığımız, denizleri kirletmediğimiz, doğa harikası göllerin nadide kumlarını zenginlerin villalarına taşımadığımız, yeşil alanları talan etmediğimiz, hayvanları esir tutmadığımız bir dünyada, hep birlikte daha özgür günlerde buluşalım.