GENEL

"Kadının dokunduğu her şey güzelleşiyor"

zmir'de koroner yoğun bakım servisinin sorumlu hemşiresi olarak görev yapan Nazife Demir, hastanede ölüm kalım savaşı veren hastalarına umut olurken, evde ise yedi yaşındaki üçüz çocuklarına şefkatle annelik yapıyor. Yirmi iki yıllık meslek hayatında sayısız hayat kurtaran ve aynı zamanda zorlu bir annelik serüvenini sırtlayan Demir'in ilham veren hikayesi, kadının toplumdaki birleştirici ve iyileştirici gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

Abone Ol

Sağlık sektörünün gizli kahramanları olan sağlık çalışanı kadınlar, hayatın her alanında üstlendikleri zorlu rollerle topluma ilham vermeye devam ediyor. İzmir sınırları içerisinde yer alan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi koroner yoğun bakım servisinde sorumlu hemşire olarak ter döken kırk dört yaşındaki Nazife Demir, bu eşsiz fedakarlık örneklerinden sadece biri. Yirmi iki yıllık mesleki tecrübesiyle hastanede şifa dağıtan Demir, önlüğünü çıkardıktan sonra ise bambaşka ve bir o kadar da zorlu bir mesaiye, yedi yaşındaki üçüz çocuklarının anneliğine koşuyor. On bir yıl önce hayatını aynı hastanede görevli tekniker Gürdal Demir ile birleştiren fedakar kadın, Atahan, Metehan ve Masal isimlerini verdikleri çocuklarıyla birlikte zamanla amansız bir yarışın içinde yaşam sürüyor.

Hastanenin kalbinden üçüzlerin dünyasına uzanan maraton

Günün ilk ışıklarıyla birlikte evde başlayan hareketlilik, ilkokul birinci sınıfa giden üç çocuğun okula hazırlanmasıyla zirveye ulaşıyor. Çocuklarını sevgiyle eğitim yuvalarına uğurlayan başarılı sağlıkçı, ardından vakit kaybetmeden hastanenin yolunu tutarak ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide, koroner bakım ünitesindeki kritik nöbetini devralıyor. Ağır kalp ameliyatları geçirmiş, hayata tutunma mücadelesi veren hastaların en zor anlarında ellerini tutan, onlara tıbbi desteğin yanı sıra büyük bir moral aşılayan deneyimli hemşire, aynı zamanda servisteki genç meslektaşlarına da bu zorlu mesleğin inceliklerini aktarıyor. Mesai saatinin dolmasıyla birlikte bedensel yorgunluğunu hastane kapısında bırakan Nazife Demir, eve adım atar atmaz yeniden anne kimliğine bürünerek çocuklarının oyun, eğitim ve şefkat ihtiyaçları için kolları sıvıyor.

Kadının dokunduğu her yer çiçek açıp güzelleşiyor

Hem mesleğine hem de ailesine duyduğu derin bağı basın mensuplarıyla paylaşan Demir, taşıdığı ağır sorumlulukların üstesinden büyük bir sevgiyle geldiğini belirtiyor. Hemşireliğin eşsiz bir adanmışlık ve kutsiyet gerektirdiğini vurgulayan şefkatli anne, "Tedavi gören insanlarımızın günbegün iyileştiğine şahit olmak, taburcu olurken onlardan samimi dualar almak tüm yorgunluğumuzu silip süpürüyor" ifadelerini kullanıyor. Hayat kurtarmanın yanı sıra üç evlat yetiştirmenin de tarifsiz bir mutluluk olduğunu anlatan başarılı kadın, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Kadın olmak zaten başlı başına yaratılıştan gelen çok özel bir duygu çünkü bizler dünyaya hayat veriyoruz. Kadınların var olmadığı hiçbir platform düşünülemez. Kadının elinin değdiği, dokunduğu her şey mutlaka güzelleşiyor ve bereketleniyor. Toplumun ve varoluşumuzun en temel kaynağı olan kadının, ayrıcalıklı ve eşsiz bir misyonu olduğuna tüm kalbimle inanıyorum."

Çocukların bitmeyen mesai isyanı ve haklı gurur

Türk kadınının genetik kodlarında var olan o dirençli ve özverili yapının altını çizen Demir, kadınların karşılaştıkları her türlü imkansızlığın ve zorluğun üstesinden ustalıkla geldiklerini dile getiriyor. Hayatındaki bu amansız tempoyu ve bitmek bilmeyen koşuşturmacayı en net fark edenlerin ise evdeki üç minik yavrusu olduğunu gülümseyerek anlatıyor. Çocuklarının zaman zaman kendisine, "Senin işin hiç bitmiyor anne, sen neden hep iş yapıyorsun?" diyerek sitem ettiğini belirten Demir, evde sürekli bir telaş ve yetişilmesi gereken bir işler listesi olduğunu söylüyor. Bir yanda yaşam mücadelesi veren hastalar, diğer yanda eğitim ve oyun bekleyen üç küçük çocuk arasında mekik dokuyan Demir, "Onların gelecekte çok daha iyi bir eğitim alabilmeleri, kendi ayakları üzerinde durabilen başarılı bireyler olmaları için elimden gelen tüm desteği sağlıyorum. Tüm bu yükün altından kalkabildiğimi gördükçe zaman zaman aynaya bakıp 'Bravo sana Nazife, aferin sana' diyerek kendi kendimi motive ve takdir ediyorum" şeklinde konuşuyor.

Uykusuz gecelerin şahidi eşinden kahramanlık vurgusu

Bu zorlu ama bir o kadar da gurur verici hayat yolculuğunda eşinin en büyük destekçisi olduğunu söyleyen Gürdal Demir ise hayat arkadaşından büyük bir övgüyle bahsediyor. Eşinin olağanüstü bir tempoda, kusursuz bir insan olarak hayatlarını güzelleştirdiğini aktaran vefalı eş, evdeki yükü hafifletmek için elinden gelen her şeyi yaptığını belirtiyor. Hastane dönüşü evde eşine ve çocuklarına destek olabilmek için büyük çaba harcadığını anlatan Demir, "Çocuklarımızın o meşakkatli bebeklik dönemlerinde günlerce, haftalarca uykusuz kalarak yoğun bakımdaki nöbetine gittiği o zorlu zamanları çok iyi bilirim. Ne kadar çok yorulduğuna, ne büyük cefalar çektiğine en yakından şahidim. Şimdi çocuklarımızın zorlu okul dönemleri başladı ve tempo daha da değişti. Kendisini hem hastalarına hem de ailesine bu denli adamış, içindeki o bitmek bilmeyen kadın gücü ile ayakta duran bu harika insan, kelimenin tam anlamıyla benim hayattaki en büyük kahramanım ve en büyük şansımdır" sözleriyle eşine duyduğu derin minneti ve sevgiyi kelimelere döküyor.