GENEL

İzmir'deki dev asfalt davasında kritik dönemeç: Mahkemeden yeni keşif kararı

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON'da asfalt ve yol bakım ihalelerinde yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla 44 sanığın yargılandığı davada sular durulmuyor. Tanıkların "Görmediğimiz malzemenin sevkiyatı için baskı gördük" şeklindeki çarpıcı iddialarının damga vurduğu duruşmada mahkeme heyeti, olay yerinde yeni bir bilirkişi keşfi yapılmasına hükmederek davayı haziran ayına erteledi.

Abone Ol

Ege'nin kalbi İzmir'de, yerel yönetimin en önemli iştiraklerinden biri olan İZBETON AŞ'yi merkezine alan ve kent gündemini uzun süredir meşgul eden dev asfalt davası yargılamalarına hız kesmeden devam ediliyor. Kurum bünyesinde gerçekleştirilen asfalt kaplama, yol ve inşaat bakım onarım ile yenileme işlerinde organize bir şekilde yolsuzluk yapıldığı yönündeki ağır iddialarla açılan davanın son celsesi, İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesi salonlarında görüldü. Kamuoyunun yakından takip ettiği duruşmaya, kentin bürokrasi ve siyaset dünyasından tanıdık isimler katıldı. Farklı bir dosya olan kooperatif usulsüzlükleri soruşturması kapsamında hali hazırda tutuklu bulunan eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya, bu davanın tutuksuz sanığı sıfatıyla salondaki yerini alırken, çok sayıda tutuksuz sanık ve taraf avukatı da duruşmada hazır bulundu. Celseye, kurumda geçmiş dönemde görev yapan kritik personellerin tanık sıfatıyla verdikleri sarsıcı ifadeler damga vurdu.

Hayali sevkiyat baskısı duruşmada tansiyonu yükseltti

Yargılamanın seyrini değiştirebilecek nitelikteki tanık beyanları, duruşma salonunda zaman zaman soğuk rüzgarlar estirdi. Kürsüye çıkan eski şirket çalışanlarından O.B., görev yaptığı dönemde saha sevkiyatları konusunda ciddi usulsüzlük talepleriyle karşı karşıya kaldıklarını öne sürdü. "Sahada hiç görmediğimiz, fiziken teslim almadığımız bir malın sevkini yapılmış gibi göstermemiz için üstlerimizden ağır bir baskı gördük" diyerek süreci özetleyen O.B., bu yasa dışı talebi kesin bir dille reddettiklerini mahkeme heyetine aktardı. Tanığın bu şok edici iddiaları dile getirdiği esnada, sanık sandalyesinde oturan dönemin şeflerinden Tanju Ö.'nün sözlü olarak itiraz etmesi üzerine ikili arasında kısa süreli bir tartışma ve gerginlik yaşandı. Mahkeme başkanı araya girerek salondaki sükuneti sağladı.

İşten atılma tehdidiyle sahte irsaliye talebi

Usulsüzlük iddialarının sadece birim şefleriyle sınırlı kalmadığı, adeta sistematik bir baskı aracına dönüştüğü yönündeki en somut beyanlar ise, soruşturmaya konu olan o kritik tarihlerde kantar büro amiri olarak görev yapan S.K.'dan geldi. Sistemin nasıl işlediğini detaylarıyla anlatan S.K., "Şef Tanju Ö., araçların sahaya hiç gelmediği anlarda, kantardan geçmeyen sevkiyat formlarına imza atmamı dayattı. Başlangıçta bu hayali malzemelerin metrajının düşük olduğu söylendi ancak zaman ilerledikçe bu sahte işlemlerin boyutu günden güne devasa rakamlara ulaştı. Kısacası, gözümüzle görmediğimiz, teslim edilmeyen sevkiyatlara irsaliye kesmemiz istendi" sözleriyle vurgunu anlattı. Hakimlerin "Size yönelik somut bir baskı oldu mu?" sorusuna oldukça net bir yanıt veren S.K., yöneticilerin kendilerine aba altından sopa gösterdiğini belirterek, "'Ne yapalım, dediğimizi yapmıyorsanız sizleri işten mi çıkaralım' diyerek bizi ekmeğimizle tehdit ettiler. Ben de onlara 'İsterseniz hemen çıkarın ama ben de hakkımı yargıda ararım' diyerek rest çektim. Çalışma arkadaşlarımı da uyardım ancak maalesef onlar bu duruma sessiz kalmayı tercih etti" ifadelerini kullandı.

Eski genel müdürden belge ve tanık çıkışı

Tanıkların bu çarpıcı ifadelerinin ardından söz savunma makamına geçti. Davanın en kilit isimlerinden olan ve zimmet iddiaları nedeniyle başka bir dosyadan tutuklu bulunan Heval Savaş Kaya, hakkındaki suçlamalara yanıt vermek üzere kürsüye geldi. Kendisinin ağırlıklı olarak yüklenici firmalara haksız süre uzatımı vermekle suçlandığını hatırlatan Kaya, "Dosyada benim sorumluluğuma atfedilen süre uzatımıyla ilgili üç temel belge bulunuyor. Ancak bu resmi evrakların üzerinde sadece benim değil, benden başka altı yetkilinin daha ıslak imzası var. Sürecin adil işlemesi adına o isimlerin de mutlaka dinlenmesini talep ediyorum" dedi. Süre uzatım süreçlerinin idarenin keyfi kararıyla gelişmediğini, müteahhit firmanın talebi üzerine kurumun harekete geçtiğini belirten Kaya, işlemi talep eden Ramer Şirketi yetkililerinin de tanık kürsüsüne çağrılmasını istedi. Kaya, tüm bu ifadeler ve belgeler toplandıktan sonra tarafsız bir bilirkişi raporu alınmasını talep etti.

Dosya sayıştay denetçilerinin merceğinden geçecek

Sanık avukatlarının, müvekkillerinin yargılama süreci nedeniyle ticari ve sosyal hayatlarında mağduriyet yaşadıklarını belirterek davaların ayrılması (tefrik) ve sanıkların duruşmalardan bağışık tutulması yönündeki taleplerini dinleyen heyet, duruşmaya ara vererek kararını açıkladı. Verilen karara göre; alanda uzman ekiplerce yeniden teknik inceleme ve bilirkişi keşfi yapılmasına hükmedilirken, dosyanın tüm delilleriyle birlikte bağımsız ve detaylı bir değerlendirme için emekli Sayıştay denetçilerine gönderilmesine karar verildi. Eski genel müdürün talebini kısmen kabul eden heyet, ilgili şahıslardan Gökay Genç'in bir sonraki celsede tanık olarak dinlenmesini kararlaştırdı. Sanıkların duruşmalardan vareste tutulma (katılma zorunluluğunun kaldırılması) talepleri kabul görürken, avukatların dosyaları ayırma talebi ise mahkemece reddedildi. Bir sonraki duruşma için 24 Haziran tarihi belirlendi.

Geçmişten bugüne dev operasyonun perde arkası

İzmir bürokrasisini sarsan bu devasa yargı süreci, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın İzmir Büyükşehir Belediyesi çatısı altındaki iştiraklerde taşeronlar üzerinden haksız kazanç sağlandığına yönelik ihbarları mercek altına almasıyla başlamıştı. Geçtiğimiz yılın 1 Temmuz tarihinde düğmeye basılan operasyonda tam 157 kişi hakkında yakalama kararı çıkarılmış, aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, dönemin il başkanı Şenol Aslanoğlu ve İZBETON'un o dönemki bir numaralı ismi Heval Savaş Kaya'nın da bulunduğu 139 şüpheli gözaltına alınarak emniyete götürülmüştü. Soruşturma aşamasının tamamlanmasıyla birlikte hazırlanan devasa dosya; kooperatif usulsüzlükleri, iş makinesi kiralama yolsuzlukları ve şu an görülmekte olan asfalt davası olmak üzere üç ayrı iddianameye bölündü. İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen ve 44 sanığın 3 yıldan 14 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı bu spesifik asfalt dosyasında, an itibarıyla tutuklu hiçbir sanık bulunmuyor.