İzmir, Menderes ilçesinde meydana gelen ve iki genç kız kardeşin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan trajik olayın yankıları sürüyor. Kısık Sanayi yolunda dere yatağından geçerken sele kapılan otomobilde bulunan 16 yaşındaki Balımnaz Türkkal ve 21 yaşındaki ablası Nergiz Türkkal'ın cansız bedenlerine ulaşılması aileyi yasa boğarken, olayla ilgili soruşturma derinleşiyor. Araçtan kendi imkanlarıyla kurtulan iki erkek şüpheliden biri tutuklanırken, kızlarını toprağa veren anne ve baba olayın basit bir trafik kazası olduğuna inanmadıklarını, çocuklarının kasten ölüme terk edildiğini iddia ediyor.
Acılı annenin adalet isyanı
Yürekleri dağlayan olay sonrası konuşan anne Özlem Türkkal, yaşadığı evlat acısını tarif etmekte zorlanırken yetkililere seslendi. Kızlarının ölümünün bir kaza olarak kayıtlara geçmesine isyan eden 43 yaşındaki anne, olayın arkasında başka gerçekler olduğunu savunuyor. "Yavrularımın ikisi de şu an yok. Olayın kaza olduğu söylendi ama ben öyle olduğunu zannetmiyorum. Benim gözümde bu bir cinayet" ifadelerini kullanan Türkkal, araçtaki erkeklerin kurtulup kızlarının hayatını kaybetmesini şüpheli buluyor. Anne Türkkal, şüphelilerin burunları bile kanamadan kurtulduklarını, ancak çocuklarını orada bırakıp gittiklerini belirterek olayın peşinin bırakılmamasını istedi.
Baba şüphe çeken detayları sıraladı
Hayatını kaybeden kardeşlerin babası İlker Türkkal ise olayın oluş şekli ve sonrasında yaşananlara dair kafalarında çok sayıda soru işareti olduğunu dile getirdi. Baba Türkkal, araçtakilerin İzmir'e dönüş yolunda kaza yaptıklarını iddia ettiklerini ancak bulundukları yolun İzmir istikametiyle alakasız olduğunu vurguladı. Olayın üzerinden 12 saat geçtikten sonra şüphelilerin avukat eşliğinde karakola gitmesini manidar bulan baba, "Biri 16 diğeri 21 yaşındaki bir kız çocuğunu, ölüme nasıl bırakıp gidebilirsin? Hangi vicdana ve merhamete sığar" sözleriyle tepkisini gösterdi.
İlker Türkkal, kızlarının cansız bedenleri bulunduğunda ortaya çıkan bazı detayların da şüphelerini artırdığını belirtti. Normal şartlarda kızının emniyet kemeri takma alışkanlığı olmadığını söyleyen baba, cenazenin kemer takılı halde bulunduğuna dikkat çekti. Ayrıca mekan çıkışında üzerlerinde montları olan kızlarının, bulunduklarında montsuz olduklarını, çantalarının ve telefonlarının da kayıp olduğunu ifade etti. Baba Türkkal, "Kızımın cebinden sadece çakmak çıkıyor. Yani tamamen orada ölüme terk edilmişler. Ya da öldürülüp oraya atıldı" diyerek korkunç bir iddiada bulundu.
Sürücünün suç kaydı kabarık çıktı
Olayın hukuki boyutu incelendiğinde ise dikkat çekici detaylar göze çarpıyor. Sele kapılan aracı kullanan 33 yaşındaki Tamer Demirdaş'ın, "Uyuşturucu imal ve ticareti" ile "Hırsızlık" suçlarından aranması olduğu ve hakkında kesinleşmiş yakalama kararı bulunduğu ortaya çıktı. Jandarma ekiplerince yakalanan Demirdaş, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Araçta bulunan diğer şüpheli 28 yaşındaki Devran Y. ise ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Tutuklu sürücü Demirdaş ifadesinde, hakkındaki yakalama kararı nedeniyle polis kontrol noktalarından kaçmak için o yolu kullandığını itiraf etti. Demirdaş, su birikintisini geçebileceğini düşündüğünü, ancak aracın bir anda batmaya başladığını ve can havliyle kendini dışarı attığını savundu.
Dehşet gecesinin karanlık anları
Soruşturma dosyasındaki ifadelere göre olay 5 Şubat akşamı meydana geldi. Şüphelilerden Devran Y., kız kardeşleri alıp piknik alanında eğlendiklerini, dönüş yolunda ise yağışın etkisiyle debisi yükselen dere yatağındaki köprüden geçmeye çalıştıklarını anlattı. Aracın suya kapılmasıyla birlikte ön ve arka camları açarak Tamer ile birlikte atladıklarını belirten Devran Y., kızların araçtan çıkamadığını söyledi. Sabah gün ağarana kadar çıkış yolu aradığını iddia eden şüpheli, daha sonra jandarmaya giderek durumu bildirdiğini ifade etti. Ancak ailenin "Madem dereye uçtunuz telefonunuz nasıl çalıştı da yardım istemediniz?" sorusu ve çelişkili ifadeler olayın üzerindeki gizemi korumasına neden oluyor.