GENEL

İzmir sokaklarında direksiyon kadınların elinde: ESHOT'un kahraman kadın şoförleri

İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki ESHOT Genel Müdürlüğü, Türkiye'de en fazla kadın otobüs şoförü istihdam eden kamu kurumu unvanıyla toplumsal cinsiyet eşitliğine öncülük ediyor. Dördüz annesi Zerrin Tuncay Karadavut'un seyyar satıcılıktan, Melek Çakar'ın ise 50 metre yüksekteki kule vinç operatörlüğünden direksiyon başına uzanan ilham verici hikayeleri, İzmir sokaklarında kadın gücünün sınır tanımadığını bir kez daha kanıtlıyor.

Abone Ol

Türkiye'nin batıya açılan modern ve çağdaş yüzü İzmir, çalışma hayatında cinsiyet kalıplarını yıkan devrim niteliğinde adımlar atmaya devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kurumsal bir vizyon haline getirdiği toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları, kentin can damarı olan toplu ulaşım sektöründe meyvelerini veriyor. Özellikle kentin ulaşım yükünü omuzlayan ESHOT Genel Müdürlüğü, bünyesinde istihdam ettiği 300'e yakın kadın şoför ile sadece Türkiye'nin değil, Avrupa'nın ve hatta dünyanın sayılı kamu kurumları arasında zirveyi zorluyor. Erkek egemen bir meslek olarak bilinen şoförlüğün aslında bilek değil yürek işi olduğunu kanıtlayan bu güçlü kadınlar, her gün direksiyon başında binlerce İzmirlinin hayatına güvenle dokunurken, arkalarından gelen genç kızlara da pes etmemeyi ve hayallerinin peşinden koşmayı öğretiyor.

Dördüz annesinin seyyar tezgahtan direksiyona uzanan zaferi

Bu ilham verici tablonun en çarpıcı kahramanlarından biri de hiç şüphesiz 51 yaşındaki Zerrin Tuncay Karadavut. Hayatın tüm zorluklarına göğüs gererek Kumsal Nazik, Doruk, Kayra ve Ömer adındaki dördüz çocuklarını tek başına büyütme mücadelesi veren Karadavut'un öyküsü, tam bir azim destanı. Manisa'nın kırsal bir köyünde başlayan yaşam serüveninde, henüz 9 yaşındayken traktör tepesinde direksiyonla tanışan bu cesur kadın, o günlerden kalma araç kullanma tutkusunu hiçbir zaman yitirmedi. Özel sektörde uzun yıllar dirsek çürüttükten sonra dördüz bebeklerinin dünyaya gelmesiyle iş hayatına mecburi bir mola veren Karadavut, çocukları ilkokul çağına geldiğinde ailesinin geçimini sağlamak için sokaklarda seyyar köfte ekmek arabası bile işletti.

Bir mahalle sakininin ESHOT'un kadın şoför alımı yapacağını söylemesiyle hayatında yeni bir sayfa açılan Karadavut, o süreci şu sözlerle özetliyor: "Başvurumu yaptıktan sonra dört ay gibi bir süre haber bekledim. Kabul edildiğimi öğrendiğimde dünyalar benim oldu. Zorlu eğitim süreçlerini başarıyla tamamlayıp o koca otobüsün direksiyonuna geçtiğimde dördüzlerim henüz üç yaşlarındaydı." Trafiğin o yoğun ve stresli anlarında bile aklının hep evdeki evlatlarında olduğunu tebessümle anlatan fedakar anne, yolcuların bazen kendi kendine güldüğünü görüp şaşırdıklarını, ancak o anlarda aslında çocuklarının hayaliyle konuştuğunu belirtiyor. Karadavut, verdiği bu zorlu yaşam mücadelesinin en büyük gayesinin, çocuklarına "kadınlar yapamaz" şeklindeki o çürümüş toplumsal algıyı yıkan, dimdik ayakta duran bir anne figürü bırakmak olduğunu vurguluyor.

Kule vincin tepesindeyken gelen o hayat kurtaran telefon

Bir diğer başarı öyküsünün başrolünde ise 45 yaşındaki iki çocuk annesi Melek Çakar yer alıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin hayata geçirdiği "Eşitliğe Sür" isimli istihdam projesine büyük umutlarla başvuran Çakar, aylar süren sessizliğin ardından umudunu yitirerek ekmek parası için memleketi Adıyaman'ın yolunu tutmuştu. Orada akrabalarının da yardımıyla zorlu ve tehlikeli bir meslek olan kule vinç operatörlüğüne başlayan Çakar'ın kaderi, yerden metrelerce yüksekteyken çalan bir telefonla tamamen değişti.

O unutulmaz anı gözleri dolarak anlatan Çakar, "Tam altı ay boyunca İzmir'den bir haber beklemiştim. Artık umudumu tamamen kestiğim bir dönemde, Adıyaman'da bir inşaatın tepesinde, 50 metrelik vincin kabinindeyken ESHOT yetkilileri aradı. Başvurumun olumlu sonuçlandığını ve beni direksiyon başına beklediklerini söylediler. O anki sevincimi tarif etmem imkansız, gökyüzünde dualarımın kabul olduğunu hissettim" diyor. Memleketi İzmir'e ve çocuklarına geri dönmenin tarifsiz mutluluğunu yaşayan Çakar, direksiyon başındaki neşeli tavrı ve güler yüzüyle yolcuların da sevgilisi haline gelmiş durumda. Yolcuların kendisine "Mustafa Kemal'in kızları, sizinle gurur duyuyoruz" demesinin dünyalara bedel olduğunu söyleyen Çakar, bu sevginin kendisini daha da motive ettiğini dile getiriyor.

Zorluklara inat yollara çıkmaktan asla vazgeçmeyin

Yaş sınırının esnetilmesi sayesinde bu mesleğe adım atabildiğini hatırlatan Çakar, hayallerinin peşinden koşmak isteyen tüm kadınlara çok güçlü bir mesaj yolluyor: "İçinizdeki o gücün farkına varın ve asla pes etmeyin. Bir kadın 'ben yaparım' diye kafasına koyduysa, onu durdurabilecek hiçbir engel yoktur." Kullandıkları 18 metrelik devasa körüklü otobüslerin ve taşıdıkları yüzlerce canın sorumluluğunun ne kadar ağır olduğunun altını çizen Çakar, gün boyu trafik canavarlarıyla ve stresle mücadele ettiklerini hatırlatıyor. Bazen trafikteki diğer sürücülerden "kadın şoför" ön yargısıyla gelen incitici tepkilerle karşılaştıklarını ancak bu tür davranışlara asla prim vermediklerini belirten Çakar, "Bizler bu koltuğa tesadüfen oturmadık. Aylarca süren çok zorlu teorik ve pratik eğitimlerden, sınavlardan geçtik. İşimizi severek, büyük bir dikkat ve özveriyle yapıyoruz" diyerek kadınların trafikteki gücünü bir kez daha vurguluyor.

Toplumsal eşitliğin en somut ve güçlü simgeleri oldular

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kararlı duruşu ve uyguladığı pozitif ayrımcılık politikaları sayesinde ulaşılan bu tablo, sadece bir istihdam başarısı değil, aynı zamanda köklü bir zihniyet devriminin de işaret fişeği konumunda. Başkan Dr. Cemil Tugay'ın eşitlikçi yönetim anlayışının bir yansıması olarak, ESHOT çatısı altındaki kadın şoför sayısının her geçen gün artması hedefleniyor. Kadınların hayatın her alanında, özellikle de günlük yaşamın en görünür, en dinamik noktası olan toplu taşıma sektöründe direksiyonu ele alması, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinin teoriden çıkıp sokaklarda pratik bir gerçeğe dönüşmesini sağlıyor.