İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin elinden alınan ve uzun süredir bakımsız görüntüsüyle eleştirilere konu olan kentin simge yapılarından Namazgâh Hamamı'nın da kapısına kilit vuruldu. Tepkilere neden olan gelişmeyle ilgili İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 9 Eylül Gazetesi'ne yaptığı özel açıklamalarda Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredilen tarihi yapıların akıbetine dikkat çekti.

‘KAPISINA KİLİT VURULMAK İÇİN Mİ ALINDI?’
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, milyonlarca liralık yatırımlarla restore edilerek yeniden kent yaşamına kazandırılan yapıların Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devri sonrasında söz konusu yapıların bir kısmının atıl kaldığını, bazılarının ise yeterince korunmadığını Namazgâh Hamamı ve Kadifekale örneklerini göstererek, "Korunması amacıyla alınan yapıların bugün neden kendi kaderine bırakıldığını sorguluyoruz" mesajı verirken Tarih sever İzmirliler “Namazgah hamamı kapısına kilit vurulmak için mi alındı. Vakıflar elindeki kendi eserlerine bakamıyor tarihi eserler yok olup gidiyor” eleştirisi yaptı.

‘RESTORE ETTİK, ELİMİZDEN ALDILAR’
Tugay açıklamasında, şu ifadeleri kullandı:
"İzmir'de son dönemde birçok tarihi ve kamusal yapının Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredildiğini görüyoruz. Meslek Fabrikası, Gasilhane, Kemeraltı'ndaki Egemenlik Evi, Varyant bölgesindeki bazı yapılar ve Namazgâh Hamamı bunlardan yalnızca birkaçı. Bu yapılar İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin mülkiyetindeydi. Belediyemiz tarafından restore edilmiş, kaynak harcanmış ve halkın kullanımına açılmıştı. Ancak herhangi bir açıklama yapılmadan ve yapılan itirazlar dikkate alınmadan Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredildi.
Bu yapıların her biri farklı bir emek hikâyesi taşıyor. Örneğin meslek Fabrikası bizim için çok önemliydi. Aktif olarak kullanılan, çok sayıda insanın eğitim aldığı ve hizmet ürettiği bir merkezdi. Diğer yapılarda da ciddi restorasyonlar yapıldı, kamu kaynakları harcandı ve bu yapılar kent hizmetlerinde kullanılmaya başlandı. Ancak bütün itirazlarımıza ve girişimlerimize rağmen Meslek Fabrikası’nın tamamı elimizden alındı."

NAMAZGAH HAMAMININ KAPISINA KİLİT
Namazgâh Hamamı'nın durumuna da değinen Tugay, bu yapının belediye tarafından restore edilerek hizmete açıldığını ve burada bir kadın kooperatifinin faaliyet gösterdiğini hatırlattı. Kooperatifin sözleşmesinin sona ermesinin ardından yapının doğrudan Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kullanımına geçtiğini belirten Tugay, bugün yapının kullanılmadığını ve yeterince korunmadığı yönünde kaygılar bulunduğunu dile getirerek, "2019 yılında restore edilerek kent yaşamına kazandırılan bir yapıdan söz ediyoruz. Önemli sayıda ziyaretçi alan, turist ağırlayan bir mekândı. Bugün kullanılmıyor olması ve korunmama riski taşıması gerçekten üzücü.
Belediye önce satın alma bedeli ödüyor, ardından restorasyon için kaynak harcıyor, sonra yıllarca emek veriyor ve sonunda bütün bu yatırım boşa gitmiş oluyor’’ dedi.

TARİHİ YAPILAR KORUNMAK YERİNE ATIL BIRAKILIYOR
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün mülkiyetindeki tarihi yapıların kullanım biçimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Cemil Tugay, son yıllarda belediyeler tarafından restore edilerek kent yaşamına kazandırılan bazı yapıların devralındığını ancak sonrasında aynı hassasiyetle korunmadığını savundu. Mevcut yasal düzenlemelerin tarihi eserleri korumak amacıyla çıkarıldığını hatırlatan Tugay, şöyle devam etti:
"Tarihi yapıların korunması için çıkarıldığı söylenen bu düzenlemelerin uygulamasına baktığımızda maalesef farklı bir tablo görüyoruz. Daha önce de söyledim; Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün İzmir'de kullanılabilir durumda olan çok sayıda yapısı bulunuyor. Bunların önemli bir kısmı kullanılmıyor. Bazıları kiraya verilmiş durumda ama etkin kullanılmıyor. Bazıları bakım ve restorasyon bekliyor, bazıları ise yıllardır boş duruyor.
Oysa bu yasanın amacı tarihi yapıların korunmasıydı. Eğer geçmişte o yapıyı yaptıran bir vakıf varsa, onun amacına uygun şekilde yaşatılmasını sağlamaktı. Ancak uygulamada bunun gerçekleştiğini görmüyoruz. Bazen bir hayır vakfına ait yapının herhangi bir ticari işletmeye kiralandığını görüyoruz. Daha da önemlisi, buradan elde edilen gelirlerin dönüp tarihi eserlerin korunmasına ya da yeni restorasyon çalışmalarına aktarıldığına tanık olmuyoruz. En azından ben böyle bir çaba ya da çalışma duymadım. İnsanların şunu bilmesi gerekiyor; tarihi yapıları korumasını beklediğimiz kurumlar bazen bu yapıları yaşatmak için emek veren insanların bütün motivasyonunu kırabiliyor. Belediyeler kaynak ayırıyor, restore ediyor, kullanıma açıyor. Sonra bu yapılar ellerinden alınıyor ve aynı özenin gösterildiğini göremiyoruz. Asıl üzücü olan da bu."

‘KORUMASI GEREKENLER ŞEVK KIRIYOR’
Başkan Tugay, tarihi yapıların korunmasına ilişkin en büyük sorunun motivasyon kaybı olduğunu belirterek, "İnsanların şunu bilmesi gerekiyor; tarihi yapıları korumasını beklediğimiz kurumlar bazen bu yapıları yaşatmak için emek veren insanların bütün motivasyonunu kırabiliyor. Belediyeler kaynak ayırıyor, restore ediyor, kullanıma açıyor. Sonra bu yapılar ellerinden alınıyor ve aynı özenin gösterildiğini göremiyoruz. Açık söylemek gerekirse bazen aklıma şu benzetme geliyor; bazı kuşlar vardır, başkasının yuvasına yumurtasını bırakır. Kendisi emek vermez ama hazır olanı kullanır. Maalesef zaman zaman ortaya çıkan tablo bana bunu hatırlatıyor" dedi.
KADİFEKALE ÖRNEĞİ
Kadifekale'de yaşanan süreci de örnek gösteren Tugay, yıllardır beklenen çalışmaların yapılmadığını savundu: "Kadifekale'deki büyük alan 2019 yılında Vakıflar'a devredildi. İçeride bulunan küçük bir mescit gerekçe gösterildi ve alanın tamamı devir kapsamına alındı.
Sonrasında burada Millet Bahçesi yapılacağı açıklandı. Ancak aradan geçen yedi yılda ciddi bir çalışma görmedik. Bir ağaç dikildiğini ya da kapsamlı bir düzenleme yapıldığını da görmedik. İzmir'in en önemli tarihi alanlarından biri hâlâ hak ettiği ilgiyi görmüyor."

VATANDAŞ BELEDİYEYİ SORUMLU SANIYOR
Tarihi yapıların sorumluluk alanları konusunda kamuoyunda bilgi eksikliği bulunduğunu belirten Tugay, birçok vatandaşın her sorunu belediyenin sorumluluğunda sandığını ifade ederek, "İnsanlar çoğu zaman bir yapının kime ait olduğunu, bakım ve koruma sorumluluğunun hangi kurumda olduğunu bilmiyorlar. Bu nedenle Vakıflar'ın sorumluluğunda olan bir yerde yaşanan olumsuzlukların faturası da belediyeye kesilebiliyor. Bu konuda kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerekiyor" dedi.




