YAĞMUR KARADAĞ/Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Başkanı Kaan Özhelvacı, 9 Eylül TV’de katıldığı programda, günün ekonomik ve sosyal yapısı doğrultusunda eğitimden, istihdamdan veya mesleki eğitimden uzakta olan gençler konusuna değindi. Uluslararası deyimle ‘NEET gençler’ olarak tanımlanan bu kesimin yalnız istihdam başlığı altında ele alınamayacak kadar kritik olduğunu ifade eden Özhelvacı, bu grubun aynı zamanda geleceğin girişimcileri, mühendisleri, tasarımcıları ve teknoloji üreticileri olduğunu dile getirdi. Özhelvacı, “Bu potansiyel sistemin dışında kaldığında, ekonomik kayıp katlanarak büyüyor. Türkiye demografik avantajını hızla kaybetme riskiyle karşı karşıya. Nüfus yaşlanırken, gençlerin üretimden kopması; büyüme kapasitesini, verimlilik artışını ve yenilik üretimini doğrudan zayıflatıyor. Bu nedenle NEET meselesi, bugünün değil, önümüzdeki 20–30 yılın rekabet gücü meselesi” dedi.
EGİAD Başkanı Kaan Özhelvacı
“GENÇLERİN ÜRETİMDEN KOPMASI KIRILGANLIK YARATIYOR”
NEET gençleri yeniden üretim süreçlerine dahil etmek için tek bir aracın yeterli olmadığını kaydeden Özhelvacı, üçüz dönüşüm yaklaşımının konuya kritik bir çerçeve sunduğunu söyleyerek, şöyle devam etti:
“Üçüz yaklaşım ile dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşümü ele alıyoruz. Dijital dönüşüm; gençlere yeni beceri alanları ve esnek çalışma modelleri yaratıyor. Yeşil dönüşüm ise yeni meslekler, yeni üretim alanları ve yeni girişim fırsatları doğuruyor. Toplumsal dönüşüm de gençlerin sisteme güven duymasını ve aidiyet geliştirmesini sağlıyor. OECD ve AB raporlarında ekonomik güvenlik kavramı artık sadece tedarik zincirleriyle sınırlı değil. İnsan kaynağı, yenilik kapasitesi ve girişimcilik ekosistemi de ekonomik güvenliğin temel bileşenleri arasında yer alıyor. Yani gençlerin üretimden kopması, sadece sosyal bir risk değil; ülkenin ekonomik güvenliği açısından da bir kırılganlık yaratıyor.”
“ASIL EKSİK RİSK ALACAK YATIRIMCI PROFİLİ”
EGİAD’ın gençlere verdiği desteğe ilişkin de konuşan Özhelvacı, ‘EGİAD Melekleri’ projesinin genç girişimciliği, girişimciliği ve erken aşama girişimleri MEET riskinin karşısında en güçlü kaldıraçlardan biri olarak gördüğünü kaydetti.
Melek yatırımcılığın yalnızca finansman sağlama faaliyeti olarak değil; gençlerin potansiyeline inanmayı, onları doğru bilgi, mentorluk ve deneyimle desteklemeyi içeren bütüncül bir kalkınma aracı olarak konumlandığını dile getiren Özhelvacı, “Özellikle genç girişimcilerin cesaretlendirilmesi, hata yapma alanı bulabilmesi ve sürdürülebilir iş modellerine erişebilmesi, ekosistemin geleceği açısından kritik önemde. EGİAD Melekleri, 2015 yılından itibaren 40'ın üzerinde teknoloji girişimine, 6 milyon euro üzerinde yatırım gerçekleştirmiştir. 60 melek yatırımcı üyesi bulunmaktadır. Bu noktada asıl eksik olan yalnızca sermaye değil; gençlere, genç girişimlere inanacak, uzun vadeli düşünecek ve risk alacak yatırımcı cesaretidir. EGİAD Melekleri, akıllı sermaye yaklaşımıyla genç girişimcilerin de yanında durarak; güven, öngörülebilirlik ve birlikte öğrenme kültürünü güçlendiren bir yatırım ekosistemi inşa etmektedir. Türkiye’de girişimcilik ekosisteminde temel sorun yalnızca sermaye miktarı değil. Asıl eksik olan; genç girişimcilere inanacak, onlarla birlikte risk alacak yatırımcı profili” dedi.
“KENDİ ŞEHİRLERİNDE DEĞER ÜRETMELİLER”
EGİAD Melekleri’nin melek yatırımcılığı; çek yazmak değil, el vermek, yol göstermek ve birlikte öğrenmek olarak gördüklerini ifade eden Özhelvacı, “Genç girişimcilerin hata yapma alanı bulması, deneyim kazanması ve sürdürülebilir iş modelleri kurabilmesi için bu yaklaşım şart. İzmir, genç nüfusu, üniversiteleri ve girişimcilik potansiyeliyle önemli bir avantaja sahip. Ancak bu avantaj, doğru destek mekanizmaları kurulmadığında hızla eriyebiliyor. EGİAD Melekleri’nin İzmir merkezli yapısı, bu potansiyeli yerinde desteklemek açısından çok kıymetli. Amacımız; gençlerin büyük şehirlere ya da yurtdışına gitmeden, kendi şehirlerinde değer üretmelerini sağlamak” diye konuştu.
STK’LAR YOL GÖSTERİCİ OLDU
Kaan Özhelvacı, günümüz koşullarında sivil toplum kuruluşlarının rolünün köklü biçimde değiştiğini, yalnız destek veren değil, veri üreten, politika öneren ve gerektiğinde uyaran aktörler haline dönüştüğünü söyledi.
Ekonomik karar alma süreçlerinde STK’ların rolünün, yön gösterici ve dengeleyici olması gerektiğinin altını çizen Özhelvacı, “Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının iş dünyasındaki rolü henüz potansiyelinin gerisinde algılanıyor. Çoğu zaman STK’lar; sosyal projelere destek veren, etkinlik düzenleyen ya da kamu ile iş dünyası arasında ‘yumuşak arayüz’ oluşturan yapılar olarak görülüyor. Oysa EGİAD, uzun süredir STK’ların asıl rolünün bundan çok daha stratejik olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ekonomik büyüme, hukukun üstünlüğü, kurumsal kalite ve öngörülebilirlik olmadan sürdürülemez. Bu da STK’ları yalnızca ‘destekçi’ değil, politikaları veriyle besleyen, riskleri önceden işaret eden ve gerektiğinde kamuoyunu uyaran aktörler haline getiriyor” dedi.
DÜŞÜNEN VE ÇÖZÜM ÜRETEN AKTÖRLER
STK’ların özellikle hukuk devleti, demokrasi ve kurumsal kapasite başlıklarında, iş dünyasının uzun vadeli çıkarlarını savunan bir ‘erken uyarı mekanizması’ rolü üstlendiğine dikkat çeken Özhelvacı, “STK’ların yalnızca görüş bildiren değil; ekonomik riskleri görünür kılan, karar alıcılara sahadan veri taşıyan ve politika yapım sürecine aktif biçimde katılan yapılar olması gerektiğini savunuyoruz. STK’lar, iş dünyası için bir ‘destek unsuru’ değil; dengeleyici, yön gösterici ve gerektiğinde rahatsız edici soruları sorabilen kurumsal akıldır. EGİAD olarak biz de bu nedenle STK’ların rolünü; etkinlik düzenleyen yapılardan ziyade, düşünen, analiz eden, veri üreten ve çözüm öneren aktörler olarak tanımlıyoruz. Think-tank raporlarımızı, bu sorumluluğun doğal bir uzantısı olarak görüyoruz” diye konuştu.
BÖLGESEL KALKINMANIN ANA TAŞIYICILARINDAN
Ekonomik güvenlik, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme gibi karmaşık başlıklarda, sahadan gelen bilgi olmadan sağlıklı politika üretilemeyeceğini vurgulayan Özhelvacı, STK’ların bu noktada kamu ile özel sektör arasında güven tesis eden yapılar haline geldiğini ifade etti.
STK’ların yalnızca gündemi takip eden değil, gündem kuran yapılar olması gerektiğine inandıklarını söyleyen Özhelvacı, “Bu nedenle raporlarımızı ve çalışmalarımızı günü kurtarmak için değil, orta ve uzun vadeli dönüşümü şekillendirmek için hazırlıyoruz. “Yaratıcı Yıkım” ve “Ekonomik Güvenlik” başlıklı çalışmalarımız da bu anlayışın bir sonucu. Küresel tartışmaları yerel ölçekte ele alıyor, İzmir ve Ege Bölgesi için somut politika önerileri geliştiriyoruz. İzmir gibi güçlü bir ekonomik ve sosyal sermayeye sahip şehirlerde STK’lar, bölgesel kalkınmanın ana taşıyıcılarından biridir. Yerel ihtiyaçları bilen, iş dünyasıyla doğrudan temas halinde olan bu yapılar; merkezi politikaların sahaya uyarlanmasında kritik rol oynar. EGİAD’ın hedefi, İzmir iş dünyasının ortak sesini güçlendirmek ve bu sesi ulusal ve uluslararası platformlara taşımaktır” dedi.