EKONOMİ

IBAN ile ödemelerde gizli tehlike: Açıklama yazmayanları bekleyen ağır hukuki yaptırımlar

Günlük hayatın vazgeçilmezi haline gelen IBAN ile para transferleri, bilinçsiz kullanıldığında basit bir alışverişi içinden çıkılmaz adli vakalara dönüştürebiliyor. İşletmelerin vergi veya yüksek pos komisyonlarından kaçmak için yönlendirdiği şahsi hesaplara açıklama yazmadan para göndermek, vatandaşı kara para aklama suçlamalarına kadar uzanan çok ciddi hukuki süreçlerle karşı karşıya bırakıyor.

Abone Ol

Dijitalleşen bankacılık sistemleri ve nakitsiz toplum vizyonu, cüzdan taşıma alışkanlıklarımızı kökünden değiştirdi. Artık mahalledeki bakkaldan lüks restoranlara, kuaförlerden oto tamircilerine kadar hemen her noktada kasa kenarlarına iliştirilmiş karekodlar veya el yazısıyla yazılmış IBAN numaraları görmek sıradan bir durum haline geldi. Ancak bu büyük kolaylık, madalyonun görünmeyen yüzünde devasa bir yasal mayın tarlası barındırıyor. Vatandaşlar saniyeler içinde para transferi işlemlerini gerçekleştirip günlük koşturmacalarına devam ederken, aslında arkalarında bıraktıkları dijital izlerin kendilerini ne tür tehlikelere açık hale getirdiğinin pek farkında değil. İşletmelerin maliyetleri düşürme gayreti, masum tüketicileri adliye koridorlarına taşıyabilecek bir risk sarmalına dönüşüyor.

Pratiklik uğruna alınan büyük yasal riskler

Giderek artan enflasyon ve bankaların işletmelerden kestiği yüksek pos cihazı komisyonları, esnafı alternatif tahsilat yöntemlerine itmeye başladı. Kredi kartı yerine doğrudan banka hesabına havale veya EFT kabul etmek, satıcı için anında nakit akışı sağlasa da, alıcı için aynı derecede güvenli bir liman değil. Tüketici, aldığı hizmetin veya ürünün karşılığını resmi bir şirket hesabı yerine doğrudan bir şahsın hesabına gönderdiğinde, yasal olarak o işletmeyle ticari bir bağ kurmuş sayılmıyor. Bu durum, olası bir ayıplı mal veya hizmet kusurunda tüketicinin hak arama yollarını tamamen tıkarken, aynı zamanda hiç beklemediği bir anda karşısına hukuki sorumluluk çıkmasına zemin hazırlıyor.

Bir restoranda yemek yediğinizde veya aracınızı tamir ettirdiğinizde size uzatılan IBAN numarasının kime ait olduğu hayati bir önem taşıyor. Eğer para gönderdiğiniz hesap, hizmet aldığınız kurumun resmi ticari unvanını taşımıyor ve alakasız bir şahsın ismine kayıtlıysa, bu işlem maliye radarına kayıt dışı ekonomi olarak takılıyor. Fatura veya fiş düzenlenmemesi amacıyla yapılan bu tür yönlendirmeler, sadece vergi kaybına neden olmakla kalmıyor; işlemi gerçekleştiren vatandaşı da bu usulsüzlüğün bir parçası haline getiriyor. Vergi müfettişlerinin hesap hareketlerini geriye dönük incelemeye alması durumunda, o hesaba para gönderen yüzlerce kişi gibi siz de ifade vermek üzere mali şubeye çağrılabilirsiniz.

Suç gelirleri girdabına kapılma ihtimali

Mesele sadece vergi kaybı veya ticari anlaşmazlıklarla sınırlı kalmıyor; işin içine ceza hukuku boyutunun girmesi an meselesi. Gönderim yaptığınız şahsi IBAN numarasının sahibi, arka planda yasa dışı bahis, dolandırıcılık veya daha karanlık organize suç şebekeleriyle bağlantılı olabilir. Emniyet güçleri ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından bu tür hesaplara yönelik başlatılan incelemelerde, hesaba giren ve çıkan tüm paralar suç gelirleri kapsamında değerlendiriliyor. Siz sadece masumane bir şekilde yediğiniz yemeğin veya aldığınız bir kıyafetin ücretini ödediğinizi düşünseniz de, hesabınız bir anda kara para aklama soruşturmasının bir parçası olarak dondurulabilir ve kendinizi ağır ceza mahkemelerinde derdinizi anlatmaya çalışırken bulabilirsiniz.

Bu tür mağduriyetlerin önüne geçmek için yasal sistemin vatandaşa sunduğu en büyük kalkan, bankacılık uygulamalarındaki o küçük "açıklama" kutucuğudur. Türk Borçlar Kanunu'nun yerleşik içtihatlarına ve Yargıtay kararlarına göre, hiçbir açıklama yazılmadan bir hesaba gönderilen para, hukuken "var olan bir borcun ödenmesi" olarak kabul edilir. Yani siz bir mal satın almak için ödeme yaptığınızı düşünürken, karşı taraf "bana borcu vardı, onu ödedi, mal vermek zorunda değilim" diyerek yasal bir savunma yapabilir. Bu nedenle IBAN ile ödeme yaparken işlemin niteliğini açıkça belirtmemek, paranızı kendi ellerinizle riske atmak, karşı tarafın insafına terk etmek anlamına geliyor. Olası bir anlaşmazlıkta elinizdeki dekont, içinde ne için gönderildiği yazmıyorsa mahkemede sizi haklı çıkarmaya yetmeyecektir.

Tüketicinin kendini koruma rehberi

Dijital çağda finansal okuryazarlık, en az para kazanmak kadar o parayı korumayı da bilmeyi gerektiriyor. Uzmanlar, IBAN numarasıyla ödeme yapılmasının zorunlu olduğu durumlarda tüketicilerin kesinlikle uygulaması gereken altın kurallar listesi hazırladı. Her şeyden önce, paranın gideceği alıcı adının mutlaka ticari bir işletme olmasına dikkat edilmeli; şahıs hesaplarına yönelik ödemelerden kaçınılmalı. Eğer ödeme şahıs hesabına yapılacaksa, bankacılık uygulamasındaki açıklama kısmına "24 Şubat tarihli kuaför hizmeti bedeli", "Araç bakım ücreti" veya "Kira ödemesi" gibi işlemin içeriğini net bir şekilde anlatan detaylar eksiksiz olarak yazılmalı. Bu basit ama hayati öneme sahip adım, vatandaşların üzerindeki yasal sorumluluk yükünü hafifletirken, gelecekte yaşanabilecek olası tüm hukuki facialara karşı sarsılmaz bir kalkan görevi üstlenecektir.