Osmanlı Padişahı 2. Murat’ın sözü adalet kavramını ne güzel de tarif etmiş.
2. Murat şöyle demiş:
“Bir vilayete bey olmak, iki kefeli bir terazidir. Bir kefesi cennete ve bir kefesi cehennemedir.
Terazinin dengesini sağlayan dirhemler ise adalettir.”
Bu söz, adalet kavramının ne kadar değerli olduğunu ortaya koymaktadır.
Adalet; insan onurunu, insan erdemini, yaşadığımız doğayı koruyan bir hukuk anlayışıdır.
Hukukun üstünlüğünü yok ederseniz insanın başına her şey gelir.
Boşuna söylememişler: “Adalet mülkün temelidir.”
Ama Türkiye’de her zaman böyle olmuyor.
Bakın CHP Ankara Milletvekili Meclis Başkanvekili Levent Gök, şehit cenazesinde saldırıya uğrayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan linç girişimini duayen gazeteci Uğur Dündar’a yazdığı mektupta şöyle anlatıyor:
“Adeta arenada aslanların önüne atılan insanlar gibi kalakalmıştık. Saldırılar sırasında ‘Levent, hayat bu kadarmış’ dedim.”
Bir şehit cenazesinde böyle vahim bir olay yaşanıyor.
Ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu bu linç girişiminde ölümün eşiğinden dönüyor.
Bu linç girişimi bir organizasyonun sonucudur, arkasında kim bilir hangi güçler vardır.
Devletin güvenlikten sorumlu güçleri ana muhalefet liderini koruyamamıştır.
Şimdi sorum şu:
Aynı linç girişimi AKP Genel Başkanı’na veya AKP’li bir bakana veya bir vekile yapılmış olsa acaba neler olurdu?
Yumruğu sallayan Osman Sarıgün’ün başına neler gelirdi, “Bunları yakın” diyen kadınının başına neler gelirdi?
Bunları düşünmek bile istemiyorum.

Bu tür şiddetin, bu tür bir linç girişiminin hiç kimseye yapılmasını asla uygun bulmam.

Ankara’nın Çubuk İlçesi’nin Akkuzulu Köyü’nde gerçekleşen bu linç girişimi, insanlık dışıdır.

Bu linç girişimi, Menemen’de Kubilay’ı hunharca katleden, Sivas’ta Madımak Oteli’nde aydınları ateşe verip yakan, Maraş’ta Alevileri ev ev belirleyip katleden, Çorum’da insanları hunharca öldüren gerici güruhların yaptıklarının bir benzeridir.
Olaylara karışan herkes serbest bırakılıyor. Bu şu anlama geliyor:
“Sen korkma, yarın yenisini yapabilirsin, arkanda devlet var.”
Evet, gerçekten bugün memlekette içi boşaltılmış, çarpıklaştırılmış bir hukuk ve adalet sistemi var.
Ünlü hukukçu ve yazar Emin Değer yıllar önce, hukuk yok, demişti.
Emin Değer, bu sözü boşuna söylememişti.
Sevgili okurlarım:
Ahlakın ve hukukun sustuğu, vicdanın ve insafın mahkûm bırakıldığı bir toplumda, hukuku
nasıl geri getireceğiz?
Ve infaz aleti hukuk olmuşsa hukuku nasıl geri getireceğiz?
“Çağdaş cumhuriyet yaşasın” diyen nice aydın, gazeteci delil olmadan cezaevlerine kapatıldı.
Çocukların ırzına geçen sapıklar, hafif cezalarla adeta ödüllendiriliyor.
Bunlar, Türkiye’nin hukuk vicdanına, Türkiye’nin hukuk anlayışına yakışmamaktadır.
Şimdi kendi kendime soruyorum:
Kemal Kılıçdaroğlu boşuna mı Ankara’dan İstanbul’a 450 km adalet yürüyüşü yapmıştı acaba?