Hasan Ali Yücel’i anarken

Abone Ol

Hasan Ali Yücel’i, 26 Şubat 1961 tarihinde yitirdik. Yedi Yıl, yedi ay görev yaptığı Milli Eğitim Bakanlığı’na giden yol, Atatürk’ün özel davetiyle yurt gezilerine katılmasıyla başladı. Aslında, Mustafa Kemal ile ilk tanışması, İzmir- Karşıyaka, Erkek Öğretmen Okulundaki ilk görevi sırasında toplanan İzmir İktisat Kongresinde (1923) olmuş. Atatürk, bu genç öğretmenin kendisine tarikatları kapatması yönündeki önerisini hiç unutmamıştır.

*

1935 yılında İzmir Milletvekili olan Yücel’in yıldızı, 1938 Aralık ayında bakan olduktan sonra parladı. İsmail Hakkı Tonguç’la yürüttüğü, Türkiye’ye özgü bir “Eğitim Devrimi” projesi olan Köy Enstitüleri, başlangıçta İsmet Paşa tarafından büyük destek görmüşse de… (Tek parti iktidarına rağmen) bazı güçlü CHP milletvekillerinin yanı sıra; gericiler, faşistler, dinciler ve toprak ağaları tarafından saldırılara uğramıştır.

Üstelik, İsmet Paşa baskılara karşı çıkamamış Hasan Ali Yücel’i yalnız bırakarak bir bakıma onu kurban vermiştir.

1946’da bakanlıktan ayrılan Yücel, sürekli terk edilmişlik ve dışlanmışlık yaşamış, aynı vefasızlığı 1960 devriminden sonra da görünce düş kırıklığı artmıştır. İstanbul’da, dostu Prof. Dr. Tevfik Sağlam ile sohbet ederken kalp krizinden ölmüştür.

*

MEHMET BAŞARAN- HASAN ALİ SÖYLEŞİSİ

“Bir ihanetler dönemiydi yaşadıklarımız. Yüksek Köy Enstitüsü, enstitüler yok artık… Önce Reşat Şemsettin, ardından Banguoğlu, derken Tevfik İleri… Kırk altıdan sonra yapılanlar çok ağırdı. Dava (Öner-Yücel Davası) sürerken sokağa çıkamaz olmuştum. Aynı parti içinde iktidar değişmiş, CHP geçmişini yemeye başlamıştı. Düpedüz geriye dönüldü: Öğrenim Birliği Yasası 1948’de delindi. İlahiyat Fakültesi, okullara din dersi… Yapılanları kırıp döktüler. Devrimlerden ödün verirsek yerimizde kalırız sandılar. Oy kaygısıyla gerçekleri saptırarak; yıkıcılığı, karalamaları başlatan sinsi Reşat Şemsettin’di. Demokratlar ve Tevfik İleri, onların başlattığını sürdürdü…

Atatürk’ün yerinde gözü vardı Karabekir’in. Meclise nasıl girmiş de başkan olmuştu? Atatürk olsaydı girebilir miydi? Daha 1925’te devrimlere, hilafetin kaldırılmasına karşı çıkarak parti kurmuşlardı…

Karabekir’in yardımcısı Günaltay’a gelince… Koyu bir Meşrutiyet İslamcısıdır o. Başına sarık sarmış, o sarığın kıvrımları beyin kıvrımlarına karışmış bir softadır…

Yüksek Köy Enstitüsü çıkışlıların askere alınarak çavuş yapılacağını duyunca kalktım, o zaman Cumhurbaşkanı olan İnönü’ye gittim. Paşa, dedim zulüm bu! Varsa bir lekeleri kusur bendedir. Tertemiz köy çocukları bunlar…