Kavlak: Mülteci denilemiyor

Irak, İran, Suriye ve Afganistan'dan gelenlere mevzut gereği mülteci denmediğini ifade eden SGDD Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak, bu kişilere ait üç farklı statü olduğundan bahsetti.

Kavlak: Mülteci denilemiyor

Irak, İran, Suriye ve Afganistan'dan gelenlere mevzut gereği mülteci denmediğini ifade eden SGDD Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak, bu kişilere ait üç farklı statü olduğundan bahsetti.

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) ve Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü işbirliği ile Ankara’da gerçekleştirilen ‘Medya ve Mülteciler Basın Buluşmaları’ konulu toplantıda konuşan SGDD Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak, “Cenevre Sözleşmesi’nde imzası bulunan Türkiye, kendi mevzuatı açısından Avrupa ülkeleri dışından yani Irak, İran, Suriye ve Afganistan gibi birçok ülkeden gelen kişilere mevzuat açısından mülteci denilemiyor” dedi. Toplantının ikinci gününde toplumun yanı sıra yazılı ve görsel basında mültecilerle ilgili konularda doğru terminoloji ve kavramların kullanımı tartışıldı.


3 farklı statü var


Kavlak, halk arasında çok sık kullanılan ‘mülteci’ kavramının özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında meydana gelen hareketlilik sonrasında ülkelerin biraraya gelip imzaladığı 1951 Cenevre Mülteci Sözleşmesi ile ortaya çıkan bir olgu olduğunu söyledi. Türkiye’nin bu sözleşmeye coğrafi sınırlandırma koşulu ile imza attığından bahseden Kavlak, “Türkiye, ‘Ben Avrupa Konseyi üyesi ülkelerden gelen kişilere mülteci derim’ demiş. Yani Avrupa dışından gelenlere baktığımızda Irak, İran, Suriye ve Afganistan gibi birçok ülkeden gelen kişilere, Türkiye kendi mevzuatı açısından mülteci demiyor. Dolayısıyla Türkiye’nin kendi mevzuatı açısından bu kişilere mülteci denilemiyor. Bizler Uluslarası terminolojiye göre mülteci diyoruz ama bu kişilerin farklı farklı statüleri bulunmakta” diye konuştu. “Bizler uluslararası terminolojiye göre mülteci diyoruz ama bu kişilerin farklı farklı statüleri bulunmakta” diye konuşan Kavlak, 3 farklı statüyü şöyle anlattı: “Mülteci, göçmen ya da sığınmacı kavramları var. Birincisi kişilerin tüm sorun kalktığında ülkelerine kalıcı olarak dönmeleri. İkincisi, üçüncü bir ülkeye yerleştirme. Üçüncüsü de yerel bütünleşme. Yani kişiler sığındıkları ülkelerin dilini, kültürünü yapısını öğrendikten sonra hayatlarına devam ederler.”

Ne çabuk unuttuk


HaberTürk Gazetesi yazarı Muharrem Sarıkaya, Cenevre sözleşmesine göre ülkede 33 mültecinin olduğunu belirterek “Gerçekten 33 mü? Türkiye’de mülteci, sığınmacı diye nitelendirebileceğimiz 3,5 milyon kişi yok, 12 milyon mülteci var. Biz ne çabuk unuttuk Somali’den, Afganistan’dan gelenleri? Eskiden bazı illerimizde Afgan mahalleleri vardı. Koca bir köy kurmuşlardı. Afganlar şuan aramıza karıştı. Şuan hiç Afgan kalmadı. Devlet yazışmalarında bile sığınmacı değil, mülteci kavramını kullanıyoruz” dedi. Reuters Haber Ajansı Foto Muhabiri Ümit Bektaş, Kanal D Ankara Temsilcisi Ercan Gürses, UNFPA Türkiye İletişim Uzmanı Çelik Özüduru ve İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ayşad Güdekli de mülteci sorunu ve bu sorunla ilgili düşüncelerini katılımcılara aktardı.
Güncelleme Tarihi: 08 Ekim 2018, 10:22
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER