Kadın gelişirse ülke değişir / Tülin ERASLAN ( İzmir Kadın Kuruluşları Birliği Başkanı )

Kadın gelişirse ülke değişir / Tülin ERASLAN ( İzmir Kadın Kuruluşları Birliği Başkanı )
07-tulin-eraslanCumhuriyetin 94. yıl dönümünün kutlanacağı bu gün geriye dönüp o yıllarda kadınlar için ne yapıldı, kalkınmada ve yeniden yapılanmada nelere öncelik verildi, neden ve niçin gibi soruların yanıtlarını aramak gerekir.
O dönemde Kurtuluş Savaşı'nda erkeklerin, hatta gençlerin de çoğu cephelerde ölmüş, Anadolu harap, Anadolu yoksul, Anadolu perişandı ama her şeye rağmen onurluydu, gururluydu. Geriye kalan ve çoğu kadın olan bir nüfusla Atatürk mucizeler yaratmaya başladı, çünkü Türk kadınının cephede mücadelesini görmüştü.
Bilindiği gibi Türk kadını İstiklal Savaşı sırasında gerek cephede, gerekse cephe gerisinde tüm gücü ile hizmet vermiştir. Cephede erkekle omuz omuza düşmana karşı savaşırken, cephe gerisinde de çeşitli faaliyetleri ile kurtuluşa güç katmıştır. Bu faaliyetlere katılan kahraman kadınlarımız aynı zamanda öğretmenlik, hemşirelik gibi bazı meslek dallarında kendilerini kanıtlamışlardı. Atatürk, Türk kadının bütün bu fedakarlık ve hizmetlerini takdir etmiş ve Cumhuriyetin ilanından itibaren Cumhuriyet öncesi planladığı ve değişik verilerle ifade ettiği gibi kadının sosyal, ekonomik ve siyasal konumunu iyileştirici uygulamalara başlamıştır. Çünkü Atatürk Türk kadınının gücünü görmüştü ve KADIN GELİŞİRSE ÜLKENİN DEĞİŞECEĞİNİN bilincindeydi.
Atatürk, ilk olarak 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat yasası ile siyasal ve sosyal yaşamda bilimin ve aklın önderliği ile eğitimi ele almış ancak eğitimle toplumun kalkınmasının mümkün olacağına inanmıştır. Dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yoktu, kadınların ve toplumların kalkınmalarının tek yolu eğitimdi ve üstelik LAİK, BİLİMSEL, YARATICI, SORGULAYICI ve ARAŞTIRMACI EĞİTİM...
Yine 1926 yılında kadınlar için en önemli kanun olan MEDENİ KANUN kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Atatürk'ün medeni kanunda yaptığı değişiklikler ailenin sosyal yapı üzerindeki önemini bilmek ve sağlam temellere oturtmak, aynı zamanda aile içinde kadının haklarını korumak ve statüsünü güçlendirmek içindi.
Şimdi gelelim günümüze; Cumhuriyetin ilanının üzerinden 94 yıl geçti ve biz kadınlar maalesef Medeni Kanunla elde ettiğimiz hakların kaybedilmemesi için çabalıyoruz.
Kadına şiddet yüzde 1400 artmışken, kadın istihdamında hala dünya sıralamalarının çok gerisindeyken, kadınlarla ilgili çıkan yasalarda kararı çoğunluğu erkeklerin oluşturduğu komisyonlar veriyorken ve hala eğitim de dahil fırsat eşitliği yokken, kadının insan haklarını anlatmaya çalışırken geldiğimiz nokta çok düşündürücüdür.
Son zamanlarda bir çok kadın sivil toplum örgütlerinin ve toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan kadınların şiddetle karşı çıktığı Nüfus Hizmetleri Kanunu yasa tasarısı tartışılırken kadınların neden karşı çıktığı dikkate alınmalıydı. Müftülere nikah kıyma yetkisi laikliğin ihlali demek değil miydi?Hastane raporu istenmeksizin sözlü beyanla nüfusa çocuk yazdırmaya küçük yaştaki kız çocuklarının evliliklerini legalleştireceği için tepki gösterildi. Oysa sosyal devlet olmanın gereği her yerde sağlık ocağı, hastane açılsa ve orada 18 yaş altı yapılan doğumlar hastane raporu ile belirlense ve suç teşkil edip hukuki işlem başlatılsa çocuk evliliklerinin önüne geçilemez miydi?
Ya da kadına karşı şiddeti önlemede okullarda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği dersleri okutulsa, eş zamanlı olarak aileler eğitilse ve hukuki yaptırımlar ısrarla uygulansa kadına karşı şiddet sonlanmaz mıydı?
Kadın olarak sorunlar dağ gibi ama Cumhuriyet sayesinde seçme ve seçilme hakkına sahipsek hala umut var...
Şu an bu ve bunun gibi bir çok saymakla bitmeyen sorunlarımızı dile getirebiliyorsak CUMHURİYET sayesindedir, ATATÜRK ve dava arkadaşlarının vizyonu sayesindedir. Biz kadınlar CUMHURİYET'in savunucusu olacağız, her zaman, coşkuyla ve minnetle...
Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2017, 14:42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER