9 Eylül TV’de İzmir futbolunun geleceği masaya yatırıldı. Moderatörlüğünü gazeteci Zafer Ertem’in yaptığı ‘Spor Servisi’ programının bu haftaki konukları TSYD İzmir Şube Başkanı Ergin Karataş, gazetemiz yazarları Erkut Şahin, Haluk Güney ve Suavi Yardımoğlu oldu.İzmir kulüplerinin en büyük sorununun saha içi değil, yönetim vizyonu ve kurumsallaşma eksikliği olduğu görüşünde birleşen spor yazarları yönetim ve mali disiplinin Süper Lig’deki Göztepe’yi ayrıştırdığını vurguladı. Yazarlar diğer köklü kulüplerin borç, yönetim, lobi eksikliği organizasyon krizi sorunlarıyla mücadelelerinin süreceğini, an itibariyle pozitif anlamda umut olmadığını, ‘yönetim yoksa-başarı da yok’ gerçeğinin öne çıktığını iddia ettiler.
İZMİR AĞIRLIKLI 3. LİG GRUBU
Analizin başında Göztepe’yi ayıran spor yazarları TFF’nin yeni oluşum fikrini de tartıştı. Duyumlara göre şu an 2.ligde mücadele veren Altınordu ve Bucaspor düşmesi halinde seneye 3.lig’de oluşturulacak İzmir grubunun içine girecek. Menemen ve Aliağa’nın dışında 3.lig grubu İzmir ağırlıklı olacak. İzmir gibi Türkiye'nin en büyük üçüncü şehrine batıdaki Türkiye'nin modern yüzüne bu tablonun yakışmadığı gerçek. Karşıyaka, Altay, Altınordu, Buca’nın bu durumda olmaları üzücü. Karşıyaka’nın son yıllarda 3. Lig'den kurtulmak için kaynaklarını futbola aktardığı biliniyor. Ama her sene play-off hüsranından da geri kalmıyor. Son yıllarda hep dejavu yaşatıyor, bu yılda play-off’un en güçlü adayı olarak görülüyor.
ÖRNEK MODEL, TARAFTAR REFLEKSİ
ERGİN KARATAŞ: ‘’Öncelikle Göztepe’yi genellemeden ayırıp farklı bir yere koyabiliriz. Özellikle Mehmet Sepil'le başlayan süreçte ve sonrasında futbol anlamında SportRepublic yönetimiyle hem tesisleşmede, hem olimpik branşlarda hem de futbolda bambaşka bir seviyeye geldi. Göztepe önce İzmir’i aştı sempati odaklarını artırdı Süper Lig’de kalıcılığını garantiledi başarıyı sürdürülebilir hale getirdi ve İzmir adına çıtayı yükseltti. Kimin aklına gelirdi ki Brezilya’dan İzmir'e gelen bir futbolcu 20 milyon Euro'ya Almanya’ya, 700 bin dolara gelen bir futbolcu 6 milyon Euro’ya Beşiktaş’a satılacak. Bunlar çok çok büyük rakamlar. Sportif başarının yanında mali başarı da var Göztepe'de. Ama ne yazık ki işte son haftalarda sportif başarı anlamında kötü gidişi var. Hala Avrupa umudu var tükenmiş değil. Ligin hala en az gol yiyen takımı Göztepe. Avrupa umudunu, hayalini elleriyle tepeceğini sanmıyorum.’’
ERKUT ŞAHİN: ‘’Göztepe için benim görüşümde şöyle. Göztepe İzmir'in an itibarıyla en başarılı kulübü. Ama ben şunu anlamakta zorluk çekiyorum. Göztepeli taraftarların bir şekilde mutlu olmadıklarını gözlemliyorum. 2 yıl önce birisi deseydi ki "Ya Göztepe 2 sene sonra Süper Lig'de 4 büyükleri zorlayacak kim inanırdı buna. Ya Göztepe bir yerlere gelmiş, ben sosyal medyadan takip ediyorum, camiada taraftar grupları içinde bir karamsar hava söz konusu. Bizim sanıyorum kaostan beslenmek gibi derdimiz var. Ben ciddi ciddi bu duruma şaşırıyorum. Yoksa Göztepe'nin başarısı yadsınamaz. Türk futbolunun taraftar profilindeşöyle bir şey var: Hep yönetimler taraftarın istediğini yapsın. Ama görüyorum ki Göztepe’nin profesyonelleri taraftarın bilinçsiz baskısına bakmıyor. Onlar takımın başarısına istikrarlı yol almasına bakıyor. Mali olarak artıda olan tek kulüp Türk futbolunda Göztepe şu an.’’
HALUK GÜNEY: ‘’ Bana göre Göztepe'nin yönetim tarzı şu anda dünya futbolunun yönetim tarzı paralelinde. Ama bizde ne yazık ki taraftar kulübün içinde olmak istiyor. Kulüp şirket olunca profesyonel yöneticiler tarafından yönetilince, dışarıda kalmış hissediyor kendini ve bu en ufak başarısızlıkta, sendelemede bu durumu hemen bir koz olarak kullanıyor. İngiltere kulüplerine bakalım Premier Lig'de çok takım şirket gibi yönetiliyor ve hepsi yurtdışı bağlantılı şirketler. Yani gelip orada profesyonel olarak futbolu yönlendirip doğru işler yapıyorlar. Göztepe’nin geçmişte yaşadığı sıkıntılı dönemlerini hatırlayın.Ama şimdi öyle bir sıkıntı yok, ne bir futbolcu boykotu gündeme geliyor ne ekonomik kriz. E böyle olunca, taraftar kendini dışarıda hissediyor. Kendi kulübünü benimsemekten uzaklaşıyor.Şirketleşmeyi özümsemek de çok önemli tabi. Rahmetli Rıdvan Burteçin'in derdi ki "Taraftarın yeri tribündür. Aynen tribünden başka yer de olmamalı taraftarlar."
SUAVİ YARDIMOĞLU: ‘’Erkut'un söylediği benim de dikkatimi çekti. Ve işin kötü yönü bunun bireysel olarak futbolculara yönelmesi. Taraftar çok çabuk tepki veriyor. Güzel şeyleri hemen unutuyor basit bir başarısızlık durumunda. Yani bu hoş değil. O eski Gürsel Aksel Stadı’nın olduğu yerden bu günlere bakınca çok adımların atıldığı görülüyor. Yani en önemlisi şu anda sürdürülebilir bir Göztepe var. Ekonomi Üniversitesi bünyesinde yapılan bir araştırmada gündeme geldi. Göztepe birçok başarılı firmadan daha çok bu kente finans kazandırmış, katılım sağlamış yararlı bir şirket yani. Buna sahip çıkılması gerekiyor. Gerçekten de çok ilginç bir şey. Bir takım şeyler geçmişte de yaşanmıştı. Altınbaşlar döneminde şeref tribününde yöneticilerin üzerlerine boş tenekeler attılar tepki anlamında. üstüne şey attılar, teneke attılar.Şirketleşmeyi başlatan Urla tesislerini yapan takımı amatörden 1. Lige çıkaran da Altınbaşlar’a da taraftarların teşekkür etmesi gerekmiyor mu?.’’
ŞİRKETLEŞME KARŞITLIĞI VE ALTAY ÇIKMAZI
ERKUT ŞAHİN: ‘’Altay'da hakikaten işler giderek sarpa sarıyor. Duyumlar şöyle FIFA'dan gelen kararla Altay’ın küme düşmesinin kesinleştiği ama bunu yöneticilerin sakladığı yönünde. Gerçekte bu tip şeyleri saklamanın imkanı yok. Yani şu anda sezon sonuna kadar tabiri caizse buzdolabına konan bir sorun var. Ben hafta içinde şimdi dün Altay'ın eski başkanlarından biriyle konuştum, "Ya" dedim "Niye sahip çıkmıyorsunuz Altay’a ?" Bir şeyler söyleyin yazıp çizelim. "Aman" dedi, "Benim ismimi bile gündeme getirmeyin, biz artık bitmiş vaziyetteyiz konuşacak bir şeyimiz yok." Ya bunu söyleyen Altay'dan çok önemli bir isim. Yönetimde sıkıntılı, böyle ortamda eski yöneticiler ihraç ediliyor. Bunların zamanı mı şimdi? Hem birlik beraberlik diyorsunuz hem de garip kararlar alıyorsunuz. Bana göre Altay'ın kötü bir kadrosu yok, ligde zaten takımlar arasında öyle bir fark da yok. Altay'ın şu anda başında bu lig için donanımlı bir teknik adam var. Yönetim kaosu olmasa Mehmet hoca ile bu takım şampiyonluğa oynar. ‘’
HALUK GÜNEY: ‘’Altay’ın Kütahya maçını televizyondan izlemek zorunda kaldım, ya Kütahya golü atıncaya kadar hangisi şampiyonluğa, hangisi küme düşmeye oynuyor belli değildi. İşte Altay Karşıyaka maçlarında da gördük, Bornova Karşıyaka maçlarında gördük. Aslında İzmirliler için 3. Lig'de çok önemli bir fırsat vardı bu sene çok önemli. Maalesef İzmir takımları kendi iç çekişmelerinden dolayı şu anda ikisi düşme hattında, 3. lig için konuşuyorum, bir tanesi de düşme hattının üzerinde. Ve en önemli başarıyı yakalayabilecek Karşıyaka'nın durumu da onlardan iyi değil yönetim anlamında.’’
SUAVİ YARDIMOĞLU: ‘’ İzmir, Türkiye'nin 3. büyük şehri. Bu şehrin 5 tane takımı büyük ihtimalle küme düşecek bu sene ya. Böyle bir tablo olabilir mi ya? Çok acı bir tablo. Yani övünüyorduk İstanbul'dan sonra en fazla profesyonel kulüp İzmir'de diye. İZFAŞ çatısının altında 9 kulüp vardı. Tabii yıllardır konuşuyoruz yazıyoruz çiziyoruz söylüyoruz işte Erkut'la Haluk'la çok yazdık, Ergin de son dönemde bunları yazdı. Yıllardır bu işi çözemedik bir türlü yani. İşte Göztepe'de yapılanlar, doğru bir iş yapılınca yani vizyoner bir Mehmet Sepil başa gelince nedir adam dünya futbolunu işte özümsedi, sentezledi oradan, geldi yatırımcıyı getirdi. Dünya futbolu buraya gidiyor. Rahmetli Rıdvan abi taraftara hayatta kimseyi işine karıştırmazdı. Altay'ın üç sacayağı Zorlu, Burteçin ve Özgener ailesi Altay’ı yıllarca taşıdılar. Şimdi ben Altay yönetiminden kimseyi tanımıyorum’’
KARŞIYAKA’DA Kİ İÇ ÇEKİŞMELER VE KONGRE
HALUK GÜNEY: ‘’ Gelelim Karşıyaka’ya tam bir kaos ortamı. Kongre günü eski yeni herkes geliyor ama seçim maddesine geçince herkes kenara çekiliyor yani. Garip bir kopukluk var Karşıyaka camiasında kongrede borçlara kefil olma konusuna gelince kulüp içinde herkes bir yana kaçıyor. Karşıyaka'da yönetime kimse girmek istemiyor, herkes divana girmek istiyor. Divan'da da bildiğim kadarıyla hiçbir yaptırımı yok. Kulüp divan yönetimine girmenin en güzel yanı mevcut yönetime sallamak. sallıyorsun bak. Sadece ara sıra başkan geliyor hesapları söylüyor, borcu harcı anlatıyor gidiyor. Ama sallayacak yönetim de sağlam bir yönetim değil ki yani ayakları üstüne basan bir yönetim değil. Sallasan ne olacak? Zaten o zorla oluşan bir yönetim. Geçmişteki sponsor Pınar olayına da şöyle açıklama getireyim. Pınar'a hiç kabul edemeyeceği bir teklif yapmışlar söylenen o, yazdık bunu yalanlayan da olmadı. Karşıyaka gidip bir telekomünikasyon şirketiyle anlaşmak istemiş Pınar şartları ve rakamları görünce geri çekilivermiş. Yani Pınar, Karşıyaka’yı bırakmadı bıraktırdılar.‘’
SUAVİ YARDIMOĞLU: ‘’Şimdi Karşıyaka'yı konuşmak için iki-üç sezon öncesine gitmek lazım. Karşıyaka'da 2-3 sezon önce Turgay Büyükkarcı borçları temizleyip, transfer yasaklarını kaldırdıktan sonra, kulübü belli bir rayına oturtacakken, birileri kalktı "Yok biz uçuracağız kaçıracağız Karşıyaka şöyle olacak böyle olacak" diye bir camiaya bir gaz verdi. Daha sonra Turgay Büyükkarcı'nın elinden ibra bile ettirmeyerek kulübü aldılar. İşte o andan itibaren kaos başladı. O günden bu güne de zaten kulübün sırtı doğrulmadı.
ERGİN KARATAŞ: ‘’Karşıyaka'ya da şöyle bir durum var. "Aman ihale bize kalmasın" korkusu herkesi kaçırıyor. Bir de bu son dönemde çıkan müteselsil kefil olayı var spor yasasında.Buna rağmen İlker Ergüllü kongrede çıktı ben adayım dedi yani yoksa kulüp aday kayyuma gidecekti. O da kayyuma kalmasın diye ortaya çıktı kulüpte onun üzerine kaldı. Karşıyaka’nın 100 yılı aşkın bir tarihi var. Olur mu böyle bir şey ya? Karşıyaka’da oluyor’’
UMUTLAR HAYAL OLDU
ERGİN KARATAŞ: ‘’Çok değil birkaç yıl öncesine kadar bir Altınordu gerçeği vardı. Bugünkü Göztepe örneği gibi. Bu konuda Mehmet Özkan Başkanın çabası da büyüktü. Hem tesisleşme hem de sportif başarı ve altyapı eğitimi anlamında. Ben bugün o tesislerin TFF’yedevredildiğini duydum. En azından yine sportif anlamında kullanılacaksa güzel tabii. Ama geçmiş dönemde yapılan o kadar emeğin heba edilmesi de hoş değil.’’
ERKUT ŞAHİN: ‘’Devrediliyordu sonradan gerçekleşmedi o. Şu an Altınordu'da tesisiler sahalar. Mehmet başkan ilginç bir yönetici. Sportif beklenti hiç olmadı. Onun kafasındaki plan fabrika gibi futbolcu yetiştirmekti. Bu hedefte ciddi yetenekleri de ortaya çıkardılar. Cengiz, Çağlar o dönemin meyveleriydi. Mehmet başkanın ‘süper lig’ hayali hiç olmadı 1. Lig vitrini onun için yeterliydi. Hep orda kalmayı tercih etti. Ama hem o seviyede devamı gelmedi. Hedef olmayınca futbolcularda teknik heyette heyecanını kaybetti. A takıma transfer de yapmayınca masraflar giderek arttı. Gün geldi kurduğu futbol akademileri işlemez oldu. Sonrasında Türkiye'nin ekonomik şartlarından hem beklentisi karşılanmayınca fren yaptı, ‘A takımı da devredeceğim diye’ çıktı işin içinden.
HALUK GÜNEY: ‘’Bana göre Mehmet başkanın bu hayali aniden bitirişi Türk futbolu adına kötü oldu. Dernek yönetimi bunu devralabilirdi. Ya da kendisinin aracı olabileceği bir başka kaynak yaratabilir veya profesyonel şubeyi devredebilirdi. Sonuçta orayı yönetmekte kolay değil. Burada biraz da başkanın kendi kişisel karakter özelliklerinden olsa gerek bir anda bakıyorsun tepesi atıyor, işi bitiriveriyor. Bunlar böyle olmaz kulübü tek başına yönetiyorsan bile yine bir organizasyon olması lazım. Altınordu hayalinin böyle bitmesi çok acı.’’
KULÜPLERİN İLETİŞİM SORUNU
ZAFER ERTEM: İzmir kulüplerinin diğer bir sorunu da iletişimi unutmaları medya ile aralarına mesafe koymaları. Kulüplerden medyaya doğru bilgi akışı olmayınca yapılan doğru ile yanlış fark edilmiyor. Kulüp yönetimlerinin hep bir şeyleri medyadan gizleme telaşları bir gün ortaya çıkıyor ve manşetlere konu oluyor. Eskiden kulüplerle medya arasındaki ilişki karşılıklı güven faktörüne dayanıyordu. Günümüzde çoğu kulübün iletişim departmanı yok. Var olanlarda liyakatle çalışmıyor. Bir kulübe röportaj talebinde bulunup randevu isterseniz geri dönüşü 10’lu 20’li günleri buluyor. Çoğunda karşılık olarak yanıt bile verilmiyor. Bu kopukluk medya ile kulüplerle arasında ki şeffaflığı da zedeliyor.