CHP’nin İzmir’de startını verdiği "Ege Yerel Medya Buluşması", sahadaki gazetecilerin yaşadığı gerçekleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen zirvede konuşan Halk TV Ege Bölge Temsilcisi Yağmur Beril Varol, hem bir muhabir hem de bir bölge temsilcisi olarak deneyimlerini paylaştı. Konuşmasına tutuklu gazetecileri selamlayarak başlayan Varol, Ege’nin sadece turistik güzellikleriyle değil, sermayenin iştahını kabartan rant projeleriyle de gündemde olduğunu belirtti. Çanakkale’den Muğla’ya uzanan geniş bir coğrafyada görev yaptıklarını ifade eden muhabir, özellikle çevre haberlerinde karşılaştıkları engellemeleri anlattı.
Maden şirketlerinin gölgesinde habercilik
Ege Bölgesi’nin doğa katliamlarıyla sıkça gündeme geldiğini hatırlatan Varol, çevre mücadelesi veren gazetecilerin yaşadığı zorluklara dikkat çekti. Kaz Dağları’ndaki maden talanından Muğla Akbelen’deki direnişe kadar pek çok noktada haber takibi yaptıklarını belirten Varol, "Bazıları çekip size ekran taşıyabiliyoruz ama bazılarını taşıyamıyoruz. Çünkü her zaman da işte o maden şirketinin özel güvenlikleri, kaba kuvvetle gelen, bazen de halkla ilişkiler müdürünü gönderiyor, bir çay ikram edip belki el sıkmak isterken aslında sizlerin görmediği, bizleri orada başka türlü oyalamaya çalışan durumlarla da karşı karşıya kalıyorum. Yani Çanakkale Kaz Dağları'ndan Muğla Akbelen'e kimisini bazen görüyorsunuz, inanılmaz şeyler diyelim" dedi. Varol, sermaye baskısının sahada fiziksel ve psikolojik bir savaşa dönüştüğünü vurguladı.
Sabah haberini yap akşam o sokaktan geç
Yerel gazeteciliğin ulusal medyadan en büyük farkının "sokakla iç içe olmak" olduğunu belirten Yağmur Beril Varol, bu durumun getirdiği riskleri çarpıcı bir dille anlattı. "haber yaparken ertesi gün bir gün önce haberini yaptığı sokaktan geçiyor. Yani o manavdan alışveriş yapıyor, belki orada otobüse biniyor ve bir gün önce haberini yaptığı yerde belki bir tekere çomak soktuğunda ertesi gün "Gel bakalım sen bizim tekerimize çomak sokmuştun" diyebiliyor. Cüreti sokakta senle birebir gördüğü için bu cüreti de bulabiliyor. Bu her zaman tabii ki fiziksel olmuyor, bazen sözlü oluyor. Yani yerel gazeteci aslında bütün bir günü yaşarken sabah kalktığından akşam yatana kadar bu psikolojik yüklerle de aslında yaşamaya çalışıyor, iyi adıyla, demiş olalım." diyen Varol, bir gün önce tekerine çomak sokulan odakların ertesi gün gazetecinin karşısına çıkabildiğini söyledi.
Kaçak yurtta yaşanan o korku dolu anlar
Konuşmasının en çarpıcı bölümünde Karabağlar’da yaşadıkları bir olayı anlatan Varol, kaçak yurt haberinde maruz kaldıkları baskıyı paylaştı. 2024’ün son aylarında bir tarikat yurdunun kaçak binasını haberleştirmek için gittiklerinde fiziksel müdahaleyle karşılaştıklarını belirten Varol, "görüntülerimizi almak istediler ve anladılar ki görüntüler sadece kameranın içinde değil, ben cep telefonumla çektiğim görüntüleri kanala gönderdim ve az sonra aslında canlı yayında bu görüntülerin yayınlanacağını anladıklarında ancak biz oradan bıraktılar, bıraktılar. Yani polis çağırdığımızı söylediğimizde, valiliğe haber verdiğimizi söylediğimizde yüzüne bakacak oldukları belli, hiç de umurlarında olmadı. Biz ancak görüntüleri gönderdiğimizi ve az sonra Halk TV ekranlarında bunların yayınlanacağını, birliklerinde bizi bıraktılar." dedi.