FAİR PLAY

Abone Ol

Türkiye Futbol Federasyonu’nun futbol disiplin talimatına göre futbolcuların, hakemlerin, teknik direktörlerin ve yöneticilerin bahis oynamaları yasak. Ama diğer kanun yönetmelikler gibi dinleyen kim. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı’nın ifade ettiği gibi, profesyonel liglerde görev yapan 571 hakemden 371’inin bahis hesabı var, 152’si de aktif şekilde bahis oynuyor. Hatta başkan son 5 yılın ilginç rakamlarını da açıklamış, bir hakem tek başına 18 bin 227 kez bahis oynamış, adam bahis baronu maşallah. Nisan 2025 başlayan soruşturmalar halen devam ediyor.

*

Bahis operasyonu hakemlerle başladı, ama baktık gördük ki hakemler bu konuda yalnız değil, futbolcular, teknik direktörler, yöneticilerin de büyük bir bölümü Süper Lig’in anlı şanlı kulüplerinin futbolcuları da bahis oynadıkları gerekçesi ile disiplin kuruluna sevk edilmiş. Toplam bahis oynayan 1024 futbolcu olduğunu öğrendik. Soruşturma sonucu 1000 den fazla futbolcunun çeşitli cezalar aldığı da belli oldu.

Yetmedi kulüp başkanları, teknik direktörleri disipline sevk edildi bazıları tutuklandı.

*

Sadece futbolda, sporda mı bu çürüme? Ülkemizde toplumsal çürümenin nerelere vardığını hep birlikte gözlemliyoruz. Empati yoksunu, sinir katsayısı tepelerde, vur kır, çeteleşme had safhada, parlamaya hazır, canı burnunda bir halk olduk. Hep böyle miydik biz, hayır tabii ki. Bu ülke zamanında değil bahis rezaleti gibi olaylar, birçok fair play vakaları, nezaketle, samimiyetle, saygı ile yaşanan bir ülke idi. Utanma duygusuna sahip, değil bağırmak, yüksek sesle bile konuşmanın ayıp sayıldığı, başkasının hakkına saygılı bir toplumduk.

*

Yine spordan örnek verecek olursak, futbol kulüplerinin müzelerine bakın, oralarda bu örneklerden göreceksiniz. Örneğin Galatasaray Müzesi’ne, Göztepe Müzesi’ne: Bu iki kulübümüz 1973 yılında “kupa kardeşliği” olarak adlandırılan güzel bir spor olayını yaşatmışlar futbol dünyasına. İzmir’de bir turnuvada final maçında, bu iki güzide kulübümüz karşı karşıya geliyorlar 3 – 2 Galatasaray kazanıyor ve kupayı alıyor. Ancak bir süre sonra bu kupa Galatasaray’ın içine sinmiyor. Maçı yöneten hakemin karşılaşmayı iyi yönetmediği, taraflı davrandığını düşünüyor Galatasaraylılar. Sebep ise skor 2 – 2 iken Göztepeli futbolcunun eline istem dışı çarpan topa verilen penaltı oluyor. Ne yapıyorlar biliyor musunuz, Göztepe yöneticilerini arıyor, kupayı onların hak ettiğini düşündüklerini ifade edip kupayı Göztepe’ye vermek istediklerini söylüyorlar.

*

Aldıkları kupayı iade eden bugün çıkar mı acaba? Alkışlanacak bir davranış, ama durun daha bitmedi, Göztepe yönetimi ne diyor bu duruma dersiniz? ‘Hayır’ diyorlar, ‘teşekkür ederiz, ancak siz kupayı aldınız, kupa sizindir’. Buyurun yine alkışlanacak bir davranış. Peki karşılıklı bu jestlerin sonucu ne oldu dersiniz? Kupa dikey olarak tam ortasından kesiliyor ve yarısı Göztepe’ye gidiyor, diğer yarısı Galatasaray’a kalıyor. Bu gün bu iki kulübümüzün müzelerinde “yarım kupalar” kupa kardeşliği adına sergileniyor. Olay tam bir fair play örneği. Merak ettiğim şu; bugün buna benzer bir örnek acaba yaşanabilir mi?