Başkent Ankara, iki gün boyunca küresel diplomasinin ve askeri ittifakın kalbi oldu. 22 yıl aradan sonra Türkiye'de, Ankara'da ise ilk kez düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, dünya liderlerinin katılımıyla başarıyla tamamlandı. Kapanışın ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde geniş kapsamlı bir basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bölgesel krizlerden savunma sanayisindeki ambargolara kadar kritik açıklamalarda bulundu.
"Kapı komşumuz yanlış yaptı, Türkiye bu araçları zaten üretiyor"
Yunanistan ve İsrail başbakanlarının ABD yönetimine yaptığı "Türkiye'ye F-35 vermeyin" çağrılarını bütünüyle reddeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklik ve komşuluk hukukuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Her iki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok. Zira Netanyahu'nun hangi sularda yüzdüğü belli, Miçotakis'in böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi. Biz Sayın Miçotakis'in Yunanistan için almış olduğu savunma araçlarına, 'Niçin bunları aldın?' diye bir eleştiri sarf ettik mi? Hayır, halbuki bizim kapı komşumuz. Bu tür şeyleri söyleme imkanımız varken gerek görmedik. Alabilir de satabilir de. Ancak Türkiye şu anda bu savunma araçlarını zaten üretiyor. Üretmenin yanında tabi ki alma hakkına da sahiptir."
F-35 ve KAAN motorları için "Trump" mesajı
ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanlığı makamında gerçekleştirdikleri ikili görüşmenin son derece verimli geçtiğini aktaran Erdoğan, askeri tedarik programlarına ilişkin iyimser mesajlar verdi. Gazetecilerin Trump'ın "F-35 için henüz tamamen kararımı vermedim" açıklaması ve S-400 yasasına ilişkin sorularına esprili bir dille "Bizi izlemeye devam edin" yanıtını veren Erdoğan, sürecin takipçisi olduklarını belirtti:
-
"ABD Sözünü Tuttu" Diyecekler: "F-35 konusunda Sayın Trump, Türkiye'ye yönelik olumlu bir yaklaşım içerisinde. F-35'lerin Türkiye'ye teslimi gerçekleştiği anda tüm dünya, 'ABD verdiği sözü tuttu' diyecek."
-
Milli Muharip Uçak KAAN: Milli savaş uçağı KAAN’ın motor tedariki konusunu da Trump ile bizzat görüştüğünü açıklayan Erdoğan, "Kendileri olumlu bir tutum sergilediler. İnşallah motorlar konusunda bir sıkıntı yaşamayacağız" dedi.
-
Gemi İnşa Sanayisinde Ortaklık: Savunma sanayisindeki yaptırımların kaldırılması noktasında Trump ile mutabık kaldıklarını belirten Erdoğan, iki ülkenin gemi inşa sanayisi başta olmak üzere ekonomi ve savunmada müşterek adımlar atacağını duyurdu.
"Birilerinin farklı kubbeleri varsa bizde de Çelik Kubbe var"
Türkiye’nin son 23 yılda savunma sanayisinde devrim yaptığını, kendi savaş gemisini, İHA/SİHA’larını ve yerli sistemlerini üreten ender müttefiklerden biri olduğunu hatırlatan Erdoğan, Türkiye’nin yerli hava savunma ağı projesine ilişkin iddialı bir duruş sergiledi:
"Çelik Kubbe, aynı zamanda NATO'nun bulunduğumuz bölgedeki en güçlü bilek güreşidir. Bütün adımlarımızı attık ve Türkiye her geçen gün bu alanda mesafe alıyor. Bunların sergilenmesini yaptık, yine yapacağız. Birilerinin elinde farklı kubbeler varsa, bizde de Çelik Kubbe var."
Savaş uçağı Estonya'ya gidiyor, KFOR komutası uzatıldı
Türkiye’nin 1952’den beri NATO’nun güneydoğu kanadını tek başına sırtladığını ve ittifakın ikinci büyük kara ordusuna sahip olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin küresel askeri operasyonlardaki yeni takvimini de paylaştı:
-
Estonya Misyonu: Türk F-16 uçakları, önümüzdeki ağustos ayından itibaren NATO hava polisliği misyonu kapsamında Estonya'da konuşlandırılacak.
-
Kosova KFOR Komutası: Ekim ayında üstlenilen Kosova'daki NATO KFOR Harekâtı komutanlığı görevi, 2026 Eylül sonuna kadar uzatıldı.
-
Gelecek Planı: Türkiye, 2028 ve 2029 yıllarında NATO İttifak Mukabele Kuvveti'ne komuta edecek.
"NATO birbirine bağımlı değil, güç katan müttefiklerin yeri olmalı"
Avrupa Birliği’nin (AB) savunma girişimlerinin NATO’yu bypass etmemesi ve gereksiz tekrarlara yol açmaması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, müttefikler arası örtülü ambargolara sert çıktı. Ankara Zirvesi bildirisinde bu engellerin kaldırılmasına yönelik özel vurgu yapılmasını sağladıklarını belirten Cumhurbaşkanı, "NATO; birbirine bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır. Ambargoların amasız ve fakatsız kaldırılması gerekir" dedi.
Gazze, Lübnan ve Ukrayna için "Barış" çağrısı
Konuşmasının son bölümünde bölgesel çatışmalara geniş yer ayıran Erdoğan, Ukrayna savaşının 5. yılına girdiğini ve bir "kıyım makinesine" dönüştüğünü ifade ederek, "Adil bir barışın kaybedeni olmaz" sözleriyle diplomasi çağrısını yineledi. Orta Doğu'daki gelişmelere de değinen Erdoğan, Gazze ve Lübnan'daki insani drama şu sözlerle dikkat çekti:
"Bir tarafta İslamabad Mutabakatı ile barış umutları yeşermekteyken, öte tarafta 2 Mart'tan bu yana 5 bine yakın insanın hayatını kaybettiği Lübnan'a yönelik saldırılar hâlen durdurulmamıştır. Aynı şekilde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masumun katledildiği Gazze'de işgal ve zulüm hız kesmeden sürüyor. Kendi güvenliğini bölgenin istikrarsızlığında gören bu savaş bağımlısı zihniyete prim verilmemelidir. Bölgemizin yeni bir çatışmaya tahammülü yoktur."
Hürmüz Boğazı'nın bir "savaş gölüne" dönüşmesini engellemek için Türkiye'nin elinden geleni yaptığını sözlerine ekleyen Erdoğan, kusursuz organizasyon ve misafirperverlik dolayısıyla zirvede görev alan tüm ekipleri tebrik ederek konuşmasını sonlandırdı.





