Milyonlarca emeklinin beklediği temmuz zammı belli oldu. SSK ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 17,76, memur emeklileri ise yüzde 13,52 zam aldı. Ancak maaş artışının açıklandığı gün sağlık hizmetlerinden ulaşıma, temel ihtiyaçlardan tatile kadar birçok kalemde yeni zamlar yürürlüğe girdi. Özellikle sağlık harcamalarındaki artış ve yüksek yaşam maliyetleri, emeklilerin alım gücünün bir kez daha eridiğini ortaya koydu.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre haziran ayında aylık enflasyon yüzde 0,99, altı aylık enflasyon ise yüzde 17,76 oldu. Bu oran, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaş zammını belirledi. Buna göre 20 bin lira emekli aylığı alan bir kişinin maaşı 3 bin 552 lira artarak 23 bin 552 liraya yükseldi. En düşük emekli aylığındaki artış için ise yasal düzenleme gerekiyor. Ancak emeklilerin eline geçecek bu artışın, daha cebe girmeden eridiği yönünde değerlendirmeler yapıldı.
İlk zam sağlıkta geldi
Maaş zammının açıklandığı gün emeklilerin karşısına ilk olarak sağlık harcamalarındaki artış çıktı. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun Sağlık Uygulama Tebliği'nde yaptığı değişiklikle muayene katılım paylarına yüzde 246'ya varan zam yapıldı. Yeni tarifeye göre; ikinci basamak devlet hastanelerinde muayene katılım payı 26 liradan 50 liraya, eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerinde 26 liradan 90 liraya, özel ve vakıf üniversitesi hastanelerinde ise 60 liradan 100 liraya yükseldi.
Aynı uzmanlık dalında 10 gün içinde yeniden başvuranlardan alınan ilave ücret de 5 liradan 30 liraya çıkarıldı. Aile hekimi sevkiyle hastaneye başvuranlara yüzde 50 indirim uygulanacak olsa da özellikle kronik hastalıkları bulunan emekliler için sağlık hizmetine erişimin maliyeti önemli ölçüde arttı. Kanser, diyabet, kalp ve tansiyon hastalıkları nedeniyle sık sık hastaneye gitmek zorunda kalan emekliler, muayene katılım payı, ilaç farkı ve reçete ücretleriyle birlikte sağlık harcamalarının her TÜİK verilerine göre yıllık bazda en yüksek fiyat artışları yine emeklilerin bütçesinde en büyük payı oluşturan kalemlerde yaşandı. Konut, su, elektrik ve doğalgaz grubunda yıllık artış yüzde 45,14 olurken, eğitimde yüzde 45,10, gıda ve alkolsüz içeceklerde ise yüzde 35,45 artış gerçekleşti.

Üç kuruşluk zam daha cebe girmeden eriyor
Emekliler Dayanışma Sendikası Genel Sekreteri Mahinur Şahbaz, emekli aylıklarının yıllardır uygulanan politikalar nedeniyle sistematik olarak eridiğini belirterek, yapılan zamların daha emeklinin cebine girmeden geri alındığını söyledi.
“Emekli aylığı hesaplama ve güncelleme yöntemi değiştirildikten sonra aylıkların düşüşü sürekli hale geldi. Geriye doğru otomatiğe bağlanmış enflasyon oranı ile altı ayda bir zam uygulamasıyla emeklinin ekonomik sosyal yaşam düzeyini sürekli aşağı çekiliyor. Bu ciddiyetsizlik de yetmiyor aylıklara yapılan üç kuruşluk zam artışı daha verilmeden sağlık gıda ulaşım iletişim enerji ve benzeri harcama kalemlerine yapılan zamlarla geri alınıyor. Denetimsiz, spekülatif uygulamaların hakim kılındığı piyasa koşulları ile ocak 2026’dan bu yana aylıklarımızın alım gücü yüzde 4,84 oranında düştü.
İktidar emeklinin cebinden elini çekmiyor. Emeklinin ikinci sırada yaşamsal sorunu sağlıktır. SGK, muayene katılım payları bir yılda ikinci kez artırıldı. Hastane türüne göre değişen, muayene katılım paylarına yüzde 285’e varan oranlarda zam yapıldı. Doktora hastaneye fiziksel ve teknik olarak ulaşma sorununu aşamayan emekliye katılım payı sorunu üretiliyor. Emekli iktidarın ailenin toplumun sokağın kıskacında nefes alamaz hale getirildi.
'Hangi Türkiye'den söz ediyorlar?'
Şahbaz, iktidarın emeklilerin yaşadığı gerçeklerden koptuğunu belirterek, milyonlarca emeklinin artık yoksulluk, barınma ve sağlık sorunlarıyla mücadele ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz 26 Haziran 2026 da yaptığı açıklamada “Emeklilerimizi enflasyona hiç ezdirmedik! böyle bir prensibimiz var.” dedi. Hangi Türkiye’den söz ediyor diye düşündük! valizini hazırladığında istediği zaman istediği yere tatile giden emeklilerin Türkiye’sinden söz ediyor. 13 milyon emekli mutlak yoksul beslenemiyor, barınma sorununu çözemiyor. Doktora ulaşamıyor, ulaşsa da tedavi olamıyor. Son yirmi beş yılda oluşturdukları öteki Türkiye’nin emeklilerini yok sayarak açıklama yapıyorlar. Emekliyi ezen: İktidarın ekonomi programı, emekliye yaşlıya bakış açısı ve adil bölüşümü reddeden zihniyetidir. Ve emekliye sürekli üretilen ekonomik sosyal krizler yerli ve millidir, kaynağı iktidarın uygulamalarıdır.
Artık emeklinin içinde bulunduğu durum TÜİK in enflasyon hesabı, altı aylık zam oranı olmaktan çoktan çıktı. Gözünü kulağını emeklilere yaşlıları kapatarak, görmeyerek sorunlarını yok sayarak daha ne kadar devam edilecek? Yok deyince yok olmaz ki hakikatler! sadece yok diyenler inkârcı olur. İnkârcı yaklaşımlar sorunları çözmediği gibi devasa boyutlara ulaşmasına sebep oluyor. Bunun altında kalacak olanlar sadece emekliler yaşlılar olmayacaktır.”
DİSK-AR: Emeklinin kaybı 3 bin 552 liraya ulaştı
DİSK Araştırma Merkezi'nin (DİSK-AR) Temmuz 2026 Enflasyon Raporu'na göre en düşük emekli aylığı, enflasyon nedeniyle son altı ayda 3 bin 552 lira değer kaybetti. Raporda, yüksek enflasyonun özellikle dar gelirli kesimlerin alım gücünü aşındırmayı sürdürdüğü belirtildi. Düşük gelirli yurttaşların gelirlerinin önemli bölümünü gıda ve konut harcamalarına ayırmak zorunda kaldığına dikkat çekilen raporda, artan kira, ulaşım ve temel ihtiyaç giderleri nedeniyle emeklilerin yaşam koşullarının daha da ağırlaştığı ifade edildi.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Ortalama emekli aylığının asgari ücrete oranı 2002’de yüzde 122 iken bu oran 2025’te yüzde 84’e gerilemiştir. Emekli aylıkları asgari ücretin yüzde 16 altına düşmüştür. Emekli aylığı sistemindeki değişiklikler, aynı prim ve çalışma süresine sahip emekliler arasında büyük gelir farkları yaratmaktadır. Ortalama emekli aylığının kişi başına milli gelire oranı 2002’de yüzde 46,4 iken bu oran 2025 yüzde 31,6’ya düşmüştür. Prim gelirleri 2002’den bu yana 273 kat artarken emekli aylıkları ve sağlık harcamaları 211 kat artmıştır. Düşük aylıklar nedeniyle çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı 2002’de yüzde 36,6 iken 2025’te yüzde 69,5’e çıkmıştır. Her üç emekliden ikisi çalışmak zorunda bırakılmaktadır.”

Harçlık veremediği için torunundan uzak duruyor
DİSK'e bağlı Devrimci Emekliler Sendikası Ege Bölge Baştemsilcisi seçilen Hüseyin Özkaynak emeklilerin yoksulluğa mahkum edildiği “Sadaka değil, insan onuruna yakışır maaş istiyoruz” dedi.
Özkaynak, emeklilerin daha maaş artışlarını almadan peş peşe gelen zamlarla karşı karşıya bırakıldığını belirterek şunları söyledi:
"Avrupa'da emekliler insanca yaşayabilecek maaşlarla tatil yaparken, bizim emeklilerimiz bırakın tatili, memleketine gidecek yol parasını bile bulamıyor. Geçim telaşı içinde evine ekmek götürmeye, ilacını almaya, ödeyemediği kirasını karşılamaya çalışıyor. Kimi iş arıyor, kimi ise sabahın erken saatlerinde çöpten topladıklarıyla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Torununa harçlık veremediği için onlardan uzak duran emeklilerin artık bu sefalete, aşağılanmaya ve yok sayılmaya tahammülü kalmamıştır.
2002 yılında emekli maaşları asgari ücretin bir buçuk katıyken, çıkarılan 5510 sayılı yasa ile maaş hesaplama katsayısı yüzde 75'lerden yüzde 35'lere kadar düşürüldü. Emekliler açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildi. Umudunu kaybetme noktasına gelen emekliler, emekçiler ve yoksul halk erken seçim talebiyle meydanlara inmeye başladı."





