GENEL

Ekran ışığından sızan sessiz tehlike: Mavi ışık uyku hormonumuzu yarı yarıya tüketiyor

Dünya Uyku Günü kapsamında uyarılarda bulunan Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeynep Zeren Uçar, yatağa girmeden önce elimizden düşürmediğimiz telefon ve tablet ekranlarının uykunun mimarı olan melatonin hormonunu yüzde 50 oranında azalttığını açıkladı.

Abone Ol

Modern çağın en büyük ve sinsi sağlık sorunlarından biri haline gelen uykusuzluk, hızla gelişen teknolojinin yatak odalarımıza kadar girmesiyle adeta küresel bir salgına dönüştü. Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve aynı zamanda Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı olan Prof. Dr. Zeynep Zeren Uçar, her yıl bahar ekinoksundan önceki cuma günü küresel çapta kutlanan ve büyük bir farkındalık hareketi olan Dünya Uyku Günü vesilesiyle oldukça çarpıcı açıklamalara imza attı. Bu yılki teması "İyi Uyu, Daha İyi Yaşa" olarak belirlenen etkinlik kapsamında konuşan deneyimli hekim, uzun yıllar boyunca hem tıp dünyasında hem de kamuoyunda uykunun sıradan, basit bir fizyolojik süreç olarak algılandığını ve ne yazık ki hak ettiği değerin verilmediğini vurguladı. Gece boyunca yeterli seviyede dinlenemeyen bir bireyin ertesi gün bedensel, zihinsel ve psikolojik birçok sorunla boğuşmak zorunda kaldığını ifade eden Uçar, günümüzde hızla artan sanayileşmenin ve betonlaşan şehir hayatının insan doğasındaki bu kusursuz döngüyü nasıl acımasızca bozduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Çevresel uyaranların bombardımanı altında kalan modern insanın, uykuyu düzenleyen temel hormonların salgısını kendi elleriyle tahrip ettiği belirtildi.

Yatak odalarındaki dijital tehdit: ekranlardan yayılan yapay ışık

Kentleşmenin getirdiği bitmek bilmeyen gürültü ve sokak lambalarından sızan ışık kirliliğinin yanı sıra, uyku kalitesine vurulan asıl büyük darbenin doğrudan avuçlarımızın içinde tuttuğumuz akıllı cihazlardan geldiği artık bilimsel bir gerçek. Prof. Dr. Uçar, özellikle gece yatağa girildiğinde son bir kez sosyal medyaya bakmak, mesajları kontrol etmek veya haber okumak için açılan akıllı telefon ve bilgisayar ekranlarının yaydığı mavi ışık tehlikesinin boyutlarına dikkat çekiyor. Vücudumuzun biyolojik saatini düzenleyen, havanın kararmasıyla birlikte salgılanarak beyne "artık uyku vakti" sinyalini gönderen melatonin hormonunun bu yapay ışık kaynakları yüzünden büyük bir yanılgıya düştüğünü aktaran Uçar, yatmadan hemen önce ekrana maruz kalmanın söz konusu hayati hormonun üretimini yüzde 50 gibi son derece korkutucu bir oranda baskıladığını vurguladı. Bu dramatik düşüş, beynin hala gündüz saatlerinde olduğunu zannetmesine yol açarak sadece uykuya dalmayı zorlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda bedenin gece boyunca kendini onarması gereken o çok kıymetli hücre yenilenme saatlerinin de heba olmasına neden oluyor.

Yetersiz dinlenme kalbi yoruyor ve beyin hücrelerini tehdit ediyor

Uykusuzluğun vücuda kestiği fatura ne yazık ki sadece ertesi gün yaşanan ağırlık hissi, asabiyet veya iş yerindeki odaklanma problemiyle sınırlı kalmıyor. Yapılan kapsamlı uluslararası klinik araştırmalar, uykudan çalınan her bir saatin uzun vadede insan sağlığı üzerinde geri döndürülemez fizyolojik tahribatlar yarattığını açıkça kanıtlıyor. Günde yedi saatten daha az uyumayı bir yaşam tarzı haline getirmenin bedelinin çok ağır olabileceğini belirten uzman isim, kronik uykusuzluğun kalp hastalıkları başta olmak üzere damar sertliği, ritim bozuklukları ve inme gibi ölümcül riskleri doğrudan tetiklediğini ifade etti. Tıbbi tablonun daha da ürkütücü olan kısmı ise işin nörolojik boyutu. Beynin gün içinde biriktirdiği zehirli proteinlerden ve atıklardan ancak derin uyku fazında temizlenebildiğini hatırlatan uzmanlar, bu onarım sürecinin kesintiye uğraması nedeniyle hafıza kaybı ve Alzheimer gibi geri dönüşü olmayan ciddi sinir sistemi hastalıklarına zemin hazırlandığını belirtiyor. Kısacası kesintisiz ve sağlıklı uyku, sabahları yataktan enerjik kalkmanın çok daha ötesinde, bedeni içten içe kemiren hastalıklara karşı örülmüş en sağlam bağışıklık duvarı görevini üstleniyor.

Bedenin onarım süreci: hangi yaş grubunda vücut ne kadar uyumalı

Peki ama yıpranan bir bedenin tam anlamıyla şarj olabilmesi, bağışıklık sistemini toparlayabilmesi ve ertesi günkü fonksiyonlarını eksiksiz yerine getirebilmesi için bir insanın tam olarak ne kadar süre gözlerini kapatması gerekiyor? İdeal uyku süresi kavramının kişinin genetik yapısına ve günlük fiziksel aktivitesine göre ufak farklılıklar gösterebileceğini ancak asıl belirleyici unsurun kesinlikle yaş olduğunu dile getiren Uçar, tıp dünyasının kabul ettiği net rakamları kamuoyuyla paylaştı. Fiziksel ve zihinsel gelişimin en hızlı olduğu okul öncesi dönemdeki çocuklar için bu hayati dinlenme molasının 10 ila 13 saat arasında olması gerektiğini belirten Uçar, erken okul çağında bu sürenin yavaş yavaş 9 ila 11 saate çekildiğini ifade etti. Hormonal değişimlerin zirve yaptığı ergenlik döneminde gençlerin 8 ile 10 saatlik bir uykuya şiddetle ihtiyaç duyduğunu kaydeden Uçar, yetişkin bir birey için ise sistemin sorunsuz çalışmasını sağlayan altın standardın 7 ile 9 saat arası olduğunun altını çizdi. İlerleyen yaşla birlikte hücresel metabolizmanın yavaşlamasına paralel olarak bu ihtiyacın genellikle 6 ile 8 saate kadar düşebileceği de paylaşılan önemli detaylar arasında yer aldı.

Kulaktan dolma ezberler: alkol ve reçetesiz takviyeler dengeyi sarsıyor

Gündelik hayatta karşılaşılan uyku problemlerine karşı uzman yardımı almak yerine kulaktan dolma bilgilerle üretilen sözde pratik çözümler, çoğu zaman mevcut sorunu çözmek bir yana biyolojik saati daha da içinden çıkılmaz bir kaosa sürüklüyor. Toplumda derin kök salmış bazı yanlış inanışları bilimsel verilerle çürüten Prof. Dr. Uçar, "yaşlandıkça uyku ihtiyacı zaten azalır" şeklindeki yaygın yanılgının, ciddi uyku apnesi veya uykusuzluk çeken yaşlı hastaları hekime gitmekten alıkoyduğunu belirtti. Gece rutiniyle ilgili en tehlikeli efsanelerden birinin ise uykuya daha rahat dalabilmek umuduyla alkol tüketimine sığınmak olduğunu söyleyen Uçar, alkolün ilk etapta merkezi sinir sistemini uyuşturarak gevşeme sağlasa da, gecenin ilerleyen saatlerinde beynin en çok ihtiyaç duyduğu REM uykusu evresini acımasızca baskıladığını, gece boyunca kişiyi sık sık uyandırarak derin dinlenme oranını adeta sıfırladığını vurguladı. Son yıllarda popülerliği giderek artan ve eczanelerden hekim tavsiyesi olmadan fütursuzca satın alınabilen dışarıdan melatonin takviyeleri konusunda da kırmızı alarm veren Uçar, bu ürünlerin saat ve dozaj ayarlaması yapılmadan bilinçsizce kullanımının sirkadiyen ritimde şiddetli faz kaymalarına neden olarak mevcut uyku düzenini onarmak yerine tamamen altüst edebileceği konusunda uyardı. Uzun süre boyunca, özellikle haftada üç günden fazla uykuya dalma veya uykuyu sürdürme sorunu yaşayan bireylerin kendi kendilerinin doktoru olmak yerine mutlaka donanımlı bir uyku merkezine başvurmaları gerektiği ifade edildi.