Ekmekte maliyetlerin düşmesi için TMO'nun un vermesini önerdi

Ekmekte maliyetlerin düşmesi için TMO'nun un vermesini önerdi
İzmir Ticaret Borsası (İTB) Meclis Üyesi Necati Polat, ekmek üreticisinin zam yapamadığı için büyük sıkıntı yaşadığını belirterek, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) un vererek maliyetleri düşürmesini önerdi.

İTB Hububat Komisyonu Meslek Komitesi adına söz alan meclis üyesi Necati Polat, ekmek üreticilerinin zam beklentisi içinde olduğunu söyleyerek, yaklaşık 25 girdisi olan ekmeğe zam yapamadıkları için beklemede olduklarını ifade etti. Türkiye'de resmi olmasa da narh sistemine geçildiğini anlatan Polat, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin ekmek üreticilerine un vererek maliyetleri düşürmesi gerektiğini belirtti. Acilen buna geçilmesini isteyen Polat, "Ekmekteki maliyetin yüzde 50'si undan kaynaklanıyor. Ekmek üreticisi diyapozda. Diyapoz ziraatçilerin çok iyi bildiği bir terimdir. Böcekler olumsuz hava koşullarını diyapoz halinde geçirerek yaşarlar. Çok oksijen kullanmaz ve hareket etmezler. Şu an ekmek üreticilerinin konumu aynıdır. Kesinlikle tahsis una geçilmeli" dedi.

"BİZİM BUĞDAYIMIZ BİZE YETER"


İç Anadolu'da kullanılan 'Buğday ile koyun, gerisi oyun' tabirini hatırlatan Necati Polat, Anadolu çiftçisinin ambarına buğdayını doldurduktan sonra ahırında büyükbaş hayvan varsa gerisini angarya olarak gördüğünü dile getirdi. Buğdayın stratejik bir ürün olduğuna dikkat çeken Polat, "Temmuz ortalarından itibaren rekoltede 42 milyon tonluk bir azalma var ve 26 günlük buğday stoğundan bahsediliyor. Bu herkesi panikletti ama köpürtülmüş bir bilgi olduğunu düşünüyorum. Bu haber buğday ve un fiyatlarını tetikledi. Arkasından gelen TL'deki değer kaybı işin tuzu biberi oldu. Ülkemizde bu yıl 19.5 milyon ton buğday üretimi oldu. Aslında bizim buğdayımız bize yetiyor, sıkıntı yok. Rekolteden ziyade kalite sıkıntımız var. Dolar 4 lirayı görmezse önümüzdeki yıl buğdayda sıkıntı yaşanır. Çünkü ithal buğdayın yüksek rakamları ülkemizdeki fiyatlara yansıyor. Biz dünyanın en çok un ihraç eden ülkelerinden biriyiz. Her yıl 5 milyon ton un ihracatımız var" diye konuştu.

MISIR VE PAMUK TARTIŞMASI


Mayıs ayı ortasından itibaren hububat ürünlerinden buğdayla başlayan hasat döneminin arpa, çavdar ve yulafla devam ettiğini söyleyen Polat, eylül başında ise mısır ve çeltik hasadının yapıldığını anlattı. Türkiye'nin mısır yetiştiriciliği açısından önemli bir role sahip olduğunu dile getiren Polat, buğday ve arpadan sonra üçüncü ürünün mısır olduğunu hatırlatarak, "Türkiye'de 5.5 milyon ton kadar mısır üretimi var. Mısır, endüstride, yem bitkilerinde ve insan beslenmesinde önemli bir ürün. Ülkemizde bu yıl mısır üretim alanlarında yüzde 10 azalma var. Alanları pamuk üreticilerine kaptırdık. Diğer sıcak iklim tahıllarından çeltikte ise hasat eylül ekim itibariyle sonlandı. Ülkemizde yaklaşık 900 bin ton çeltik üretiliyor. Bu da 500 ton pirince tekabül ediyor. Çeltikte bu yıl fiyatlar 2 lira seviyesine düştü. TMO müdahale yapmazsa onda da sıkıntı yaşarız" dedi.

Necati Polat'ın mısır ekim alanlarının pamuğa ayrılmasıyla ilgili değerlendirmesine yanıt veren İTB Yönetim Kurulu Üyesi Şeref İyiuyarlar ise şöyle konuştu: "Türkiye'de pamuk üretiminin artması diğer mahsullerin dengeli bir biçimde fiyatlanmasına sebep olmuştur. Pamukçunun üretim alanının artmasıyla birlikte domates ve üzüm fiyatları gerçek değerine kavuşmaya başladı. Mısır ile pamuğu mukayese etmeyiniz. Pamuk Türkiye'de stratejiktir. Bugün 3.5 liraya alınan hammadde ile üzerinize 75 liralık gömlek giyiyorsunuz. Katma değerde sağladığı katkının mukayesesi mümkün değil. Kalite bakımından dünyanın en iyi pamuğudur Ege pamuğu. Bu açıdan Türkiye'de pamuk alanları her zaman genişlemelidir. Tekstilcinin buna ihtiyacı var." DHA
Güncelleme Tarihi: 31 Ekim 2018, 11:21
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER