Delal DEMİR/Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından şubat ayına ilişkin hazırlanan verilere göre; dar tanımlı işsiz sayısı 3 milyon kişi iken, geniş tanımlı işsiz sayısı yaklaşık 8.6 milyon kişi. 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı bir önceki aya göre 109 bin kişi azaldı ve 3 milyon 78 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puan azalarak yüzde 8,7 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,3 iken, kadınlarda yüzde 11,3 olarak tahmin edildi. Geniş tanımlı işsizlik, yani zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı ise Şubat 2024’te bir önceki aya göre 1,9 puan azalarak yüzde 24,5 oldu.

BAŞARILI AKADEMİK YOLCULUK

Gençler yapay zeka ile teknoloji üreticisi konumuna geçiyor Gençler yapay zeka ile teknoloji üreticisi konumuna geçiyor

Olaylara bir de yıllarca emek verip diplomalı işsiz olarak hayatını idame ettirmeye çalışanların açısından bakalım. Üniversite hayatı boyunca kendini hem akademik olarak hem de profesyonel iş hayatı açısından geliştirdiğini düşünen Esra Varhan’ın öncelikle akademideki yolculuğundan bahsedelim. Özel bir üniversitede tam burslu İngilizce Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler eğitimi alan Esra Varhan, yan dal olarak Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden de mezun olduktan sonra ‘Uluslararası Politik Ekonomi’ alanında yaptığı yüksek lisansını 2021 yılında başarı ile tamamladı. İkinci lisans olarak Hacettepe Üniversitesi İletişim Bilimleri Bölümü’nü 2023 yılında derece ile bitirdikten sonra İnönü Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora yapmaya başladı. Ancak ekonomik kaygılardan ve alandaki akademik ilan azlığından dolayı iki ay önce bırakmak zorunda kaldı.

ÖZEL SEKTÖRDE OLMADI

Mezun olduktan sonra iş arama sürecinin istediği gibi gitmediğini söyleyen Varhan, yaşadıklarını şöyle anlattı; “Çevremdeki arkadaşlarım çalışmaya başladığı için kendimi baskı altında hissettim. Çünkü iyi bir liseden ve üniversiteden mezun olmuştum, arkadaşlarım iyi işlere başlamışlardı, birçoğu yurt dışına gitmişti. Ancak iş arama süreci istediğim gibi gitmedi, kendimi sosyal bilimci olarak tanımladığım için özel sektörde çalışmak istemiyordum. Politik olarak devlet kurumlarına, adil atama olmadığından dolayı da KPSS'ye girmek istemiyordum. Üniversite hayatımdan beri sivil toplumla iç içe olduğum için bu sektörde iş aramaya başladım. Ancak orada da işler maalesef sanılanın aksine networkler üzerinden gidiyordu. Sonra istemeye istemeye özel sektörde çalıştım ve altı ay içinde istifa ettim. Çünkü kendimi oraya ait hissetmiyordum ve artık bedenim dahi reaksiyon gösteriyordu, psikolojik olarak da kendimi kötü hissediyordum. Bir süre çalışmadım, sadece proje bazlı küçük işler, toplumsal cinsiyet eşitliği eğitmenliği ve atölye yürütücülüğü yapıyordum. Bir yandan da doktoraya başladım, iyi bir ALES ve dil puanım olmasına rağmen ilan çok az ve mezun çok olduğu için üniversiteye de giremiyordum.”

MAAŞ MI? İDEALLER Mİ?

İdealleri için akademiden vazgeçemediğini belirten Varhan, “Umutsuzluk içinde bir umut yaratmaya çalışıyordum ama artık tükenme noktasındaydım. Çünkü çevremdeki herkes bu kadar çalışıyorsun ama maaşın bile yok diyordu. Artık hayatımın amacını sorgulamaya başladım, bir maaş için mi çalışacağım yoksa ideallerimin peşinden mi koşacağım diye. Benim için iş ararken en büyük sorun bu dilemma içinde kalmaktı. Çünkü çarkın bir dişlisi olmak istemiyordum.”

“NEPOTİZM SONA ERMELİ”

Yıllarca okuyup, kendini geliştirdikten sonra uzun süre işsiz kalmanın, sürekli iş aramanın, mülakatlara girmenin ve olumsuz dönüş almanın çok büyük bir hayal kırıklığı olduğunu belirten Varhan, çözümün kamu politikalarını düzenlemekten geçtiğinin altını çizerek, “Güvencesiz çalışıyoruz, emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Özellikle sosyal bilimler alanından mezun birçok arkadaşım proje bazlı, kısa süreli ya da freelance çalışıyor. Düzenli maaşları yok, geleceğe dair maddi bir yatırımları yok, tasarruf edemiyorlar. Bu benim için de geçerli. Hayattan beklentim bir evim, bir arabam olsun olmasa bile, geleceğe dair bir güvencemin olmaması, aileye bağımlı yaşamak benim için de üzücü. Çözüm kökten bir kamu politikası, mezun gençlerin sosyal devlet mantığıyla desteklenmesi. Buna tabii ki adil atamaların yapılması da eklenmeli, nepotizm iş alımlarında artık ortadan kaldırılmalı” dedi.

“EĞİTİM POLİTİKASI DEĞİŞMELİ”

Niteliksiz eğitimlerin sonucunda gençlerin işsiz kaldığını ve uygulanan eğitim politikasından dönülüp daha köklü bir eğitim sistemine geçilmesi gerektiğini belirten Varhan, şunları söyledi; “Birçoğumuz üniversiteye çok büyük hayallerle başlıyoruz, ideallerimiz doğrultusunda meslekler seçiyoruz. Ancak bunun karşılığında mesleğimizi yapamama, hatta hiç çalışamamak bizi büyük bir hayal kırıklığına uğratıyor. Umutlu muyuz derseniz bence umut duygusu bile artık bu ülkede çok politik ve sınıfsal. Umutsuzluk içinden umut yaratmaya çalışan bir azınlıkken, bu iktidarın yanlış politikalarından dolayı umutsuz bir çoğunluk haline geldik. Pek çok genç AKP iktidarında büyüdü, üniversite okudu ve yanlış eğitim politikalarından dolayı işsiz kaldı. Bir genç olarak beklentim bu yanlış politikalardan dönülmesi, köklü eğitim ve istihdam reformlarının yapılması. Umut hep var.”

KİMYA MÜHENDİSİ İŞ ARIYOR

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Kimya Mühendisliği’nden 2023 yılında mezun olan Deniz Fil de 8 aydır iş arayan diplomalı işsizlerden. Fil, iş arama sürecinden şöyle bahsetti; “Mezun olduktan sonraki ilk aylar piyasa daha durgundu. 2024 yılı itibariyle daha çok iş görüşmesi yapıyorum. Kariyer.net ve LinkedIn iş arayışında en çok kullandığım platform oldu. İş ararken ayrıca aradığım pozisyonlarda yardımcı olabilecek platformlardan online eğitimler almaya çalışarak ve çeşitli kurslara katılarak özgeçmişimi canlı tutmaya çalıştım. Zaman zaman kariyer firmalarından yetenek avcıları tarafından da keşfedildim ve bazı firmalarla böyle iş görüşmesi gerçekleştirdim. Şu anda teklif aşamasında olduğum birkaç firma var ve iş arama sürecinin yakında biteceğini düşünüyorum.”

“EN KÖTÜSÜ BEKLETİLMEK”

İş başvurularından geri dönüş almamanın, başvurunun değerlendirmeye alınıp alınmadığını bile bilinmemesine sebep olduğunu düşünen Fil, “Yapılan iş görüşmelerinin aylarca sürmesi ve bir sonuca varmaması, zihinsel anlamda yorucu olabiliyor. En büyük sorunun olumsuz sonuçlanan iş görüşmelerinin adaya bildirilmemesi ve adayın bekletilmesi olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Deniz Fil, iş aramanın olumlu taraflarını da şöyle anlattı; “Sektördeki firmaları daha yakından tanımama vesile oldu. Birden fazla firmayla iş görüşmesi yapmak, yeni mülakatlardaki ilk görüşmelerime kıyasla kendimi daha iyi anlatmamı ve ne istediğimi daha net anlamamı sağladı. Kısacası her girdiğim mülakat bana yeni bir tecrübe kazandırdı ve beni yeni mülakatlara daha hazır olmamı sağladı.”

“KENDİNİZİ SÜREKLİ GELİŞTİRİN”

Diplomalı işsizlere iş başvurularına devam etmelerini, fırsatları değerlendirmelerini tavsiye eden Fil, “Süreç içerisinde kendilerini geliştirecek faaliyetlerde bulunmalarını önerebilirim. Bilmiyorlarsa kesinlikle İngilizce öğrenmeliler ve bunu belgelemeliler. İngilizce seviyesi test edilmeyen bir mülakata daha girmedim. Yeni hobiler kazanmak, spor yapmak, iş aradığı pozisyonla ilgili eğitimler almak da faydalı olabilir. Özgeçmişlerini canlı tutarak ve kendilerini sürekli geliştirdiklerini iş görüşmelerinde karşı tarafa hissettirerek, fiziksel ve zihinsel anlamda kendilerini dinç tutarak bu süreci en sağlıklı şekilde atlatmak en mantıklısı. İnsan kaynaklarının seçimlerini, yaptığım iş görüşmelerinden yola çıkarak öğrenmeye ve kendilerini geliştirmeye açık yeni mezun adaylardan kullandıklarını düşünüyorum” dedi.

“SADECE DİPLOMA YETERLİ DEĞİL”

Çok fazla üniversite açılmasının, bununla birlikte oluşan iş arama sahasının gün geçtikçe daha rekabetçi olmasının ve ekonominin iyiye gitmemesinin gençlerde umutsuzluğa yol açtığını belirten Fil, sözlerini şöyle tamamladı; “Yalnızca üniversiteden mezun olmak, iş bulmak için yeterli olmuyor. Belli branşlardaki mezun sayısı kadar istihdam sağlamak, devletin sorumluluğunda olmalı. Bu konuda çalışmalar yapıldığını da biliyorum ancak görüldüğü üzere yeterli değil. İstatiksel olarak hangi bölümden ne kadar mezun insan olduğunu hesaplamanın zor olmadığını düşünüyorum, o yüzden buna göre istihdam planı uygulamaya konulmalı. Mesleklerini yapamayan gençlerin umutlarının zamanla kaybolması üzücü bir durum. Benim de bir genç olarak beklentim ekonomik bağımsızlığımı kazanacak kadar maaş alıp rahat bir hayat sürmek ama bu şartlarda bir hayal olarak gözüküyor” dedi.

KENDİ İŞİNİ YAPAMADI

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Teknikerliği’nden (Bahçe Tarımı) 2011 yılında mezun olan Esra Bala ise kendi alanında yıllarca iş bulamadığı için İzmir’de başka sektörde çalışmak zorunda kalan diplomalı işsizlerden. İş arama sürecine büyük bir hevesle başladığını söyleyen Bala, “Süreç içerisinde ilk algınız kısa sürede iş bulabileceğinize dair oluyor. Kendinizi ve bilgilerinizi aktarıp daimi kılabileceğiniz bir iş ve tabi maddi bir kazanç bulabileceğinize dair umutlu oluyorsunuz. Ailemle birlikte İstanbul’da yaşıyordum. İstanbul’da bahçe tarımı olmadığından iş arayışımı başlangıçta Türkiye genelinde kurguladım. Belli bir süre sonra bunun esasen çok da kolay bir şey olmadığı gerçeği ile yüzleştim. Çünkü tarımda; yapısal, ekonomik, sosyolojik, yasal, kültürel örgütlenme ve daha birçok konuda yaşanan sıkıntılar göz ardı ediliyor. Bununla birleşen ailevi nedenler ve ekonomik kaygı sebebi ile kendi alanımda çalışamadım” diyerek iş arama sürecinin zorluklarından bahsetti.

“GENÇLER GELECEKTEN UMUTSUZ”

Gençlerin gelecekten umutları ve beklentilerinin azaldığını ve yaşam kalitesinin düştüğünü ileri süren Bala, “Gençlerin gelecekten umutları yok. Bir kere hayata kurguladığınız yerden başlayamıyorsunuz. Yaşam için en elzem olan şey kişinin ekonomik özgürlüğünü kazanması ve bunu yıllarca emek verdiği, istediği alanda yapamadığı zaman insan boşluğa düşüyor ve kendi alanından farklı alakasız sektörlere yöneliyor. Bu da insanda daha çok mutsuzluk ve umutsuzluk yaratıyor ki çocukluğumuzdan beri başarının ne kadar önemli olduğu vurgulandı. Meslek ya da aldığınız maaşın çevremizle kurduğumuz bağda da önemli olduğunu, özgüveni etkilediğini unutmayalım” diye konuştu.

Muhabir: Delal DEMİR