EMEĞİN SESİ

Dev sektörlerde işçi yapayalnız... Sendikasız oranı yüzde 85!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın merakla beklenen 2026 Ocak ayı istatistikleri, çalışma hayatındaki örgütsüzlüğü tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Resmi verilere göre 16 milyonu aşkın kayıtlı işçinin bulunduğu Türkiye’de, sendikalı çalışan oranı yüzde 14,45 seviyesinde kalarak yine sınıfta kaldı. Ticaret ve ofis çalışanlarının sayısı 4 milyonu aşarken, basın sektöründeki sendikalaşma oranının ülke ortalamasının çok altında kalması dikkat çekti.

Abone Ol

KAZİM BOZKURT/Türkiye’de çalışma hayatının en büyük sorunlarından biri olan sendikasızlaştırma ve örgütsüz toplum gerçeği, açıklanan son resmi verilerle bir kez daha belgelendi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu gereğince her yıl ocak ve temmuz aylarında yayımlanan istatistikler, Resmi Gazete’de kamuoyu ile paylaşıldı. 2026 Ocak ayı verilerine göre, Türkiye genelindeki toplam kayıtlı işçi sayısı 16 milyon 699 bin 84 olarak kayıtlara geçti. Ancak bu devasa iş gücünün sadece 2 milyon 413 bin 790’ının bir sendikaya üyeliği bulunuyor. Ortaya çıkan bu tablo, çalışanların yüzde 85,55’inin herhangi bir sendikal koruma, toplu sözleşme hakkı ve örgütlü güçten yoksun bir şekilde iş hayatına devam ettiğini gösteriyor. Sendika üyeliği oranının yüzde 14,45 seviyesinde tıkanıp kalması, emekçilerin hak arama mücadelesinde ne kadar zayıf bırakıldığının en somut kanıtı olarak yorumlanıyor.

Milyonlarca çalışan sendika korumasından yoksun

İstatistiklerin derinlemesine analizi yapıldığında, iş kollarındaki dağılımın ve sendikalaşma oranlarının sektörel bazda ciddi farklılıklar gösterdiği görülüyor. Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden olan inşaat ve metal iş kollarında milyonlarca işçi istihdam edilmesine rağmen, sendikalı çalışan sayısı istenilen seviyelerin çok uzağında. Verilere göre, toplam 20 iş kolu arasında en kalabalık kitleyi "ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar" iş kolu oluşturuyor. Bu alanda çalışan işçi sayısı 4 milyon 375 bin 904’e ulaşarak rekor kırdı. Ancak bu devasa kitle, sendikal örgütlenme açısından en zayıf halkalardan biri olmaya aday. Ticaret ve büro iş kolunu, 1 milyon 918 bin 111 işçiyle metal sektörü ve 1 milyon 711 bin 852 işçiyle inşaat sektörü takip ediyor. Özellikle inşaat sektöründeki kayıt dışılık ve güvencesiz çalışma koşulları düşünüldüğünde, sendikalı işçi sayısının düşüklüğü iş cinayetleri ve hak gaspları konusundaki endişeleri artırıyor.

Hizmet-İş lider

İşçi konfederasyonları ve sendikalar arasındaki üye sayısı rekabetinde ise Hak-İş’e bağlı Hizmet-İş Sendikası zirvedeki yerini korudu. Belediye ve genel hizmetler iş kolunda örgütlü olan Hizmet-İş, 276 bin 537 üyeyle Türkiye’nin en büyük işçi sendikası unvanını elinde bulunduruyor. Zirvenin en yakın takipçisi ise Türk-İş Konfederasyonu’na bağlı Türk Metal Sendikası oldu. Sanayi sektörünün dev fabrikalarında örgütlü olan Türk Metal, 271 bin 600 üye sayısıyla ikinci sırada yer aldı. Bu iki devi, sağlık sektöründeki örgütlenmesiyle dikkat çeken ve 215 bin 234 üyeye ulaşan Öz Sağlık-İş takip etti. Sendikaların üye sayılarındaki bu artışlar, toplam işçi sayısındaki artışla orantılı gitmediği için genel sendikalaşma oranına beklenen katkıyı sağlayamıyor.

Basın emekçileri örgütsüzlük kıskacında

Raporun en can alıcı kısımlarından biri de gazetecilerin içinde bulunduğu "Basın, Yayın ve Gazetecilik" iş koluna ait veriler oldu. Demokrasinin dördüncü kuvveti olarak anılan medya sektöründe çalışanlar, haklarını savunma noktasında sınıfta kaldı. Bakanlık verilerine göre, bu iş kolunda toplam 90 bin 293 kayıtlı çalışan bulunuyor. Ancak bu çalışanların sadece 12 bin 405 sendika üyeliği mevcut. Bu da basın sektöründeki sendikalaşma oranının yüzde 13,735 seviyesinde kaldığını gösteriyor. Öte yandan basın sektöründe sendikalı oranı, Türkiye'deki emekçilerin sendikalı oranının altında yer alıyor.

Sektördeki sendikal dağılıma bakıldığında ise Hak-İş’e bağlı Medya-İş Sendikası 7 bin 317 üye ile iş kolunda lider konumda bulunuyor. Türk-İş’e bağlı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ise bin 743 üyede kaldı. Bu rakamlar, medya çalışanlarının iş güvencesinden yoksun, düşük ücretlerle ve uzun mesai saatleriyle çalışmak zorunda bırakıldığı eleştirilerini haklı çıkarır nitelikte. Özellikle dijitalleşmeyle birlikte büyüyen sektörde, sendikal örgütlenmenin önündeki engeller ve işveren baskıları, gazetecilerin örgütlenmesini zorlaştıran en büyük faktörler olarak öne çıkıyor.

Asgari ücretliler ordusu ve toplu sözleşme çıkmazı

Ortaya çıkan bu tablo, Türkiye’nin bir "asgari ücretliler ülkesi" haline gelmesinin nedenlerini de açıklar nitelikte. Sendikalılığın düşük olması, toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçi sayısının da az olması anlamına geliyor. Milyonlarca işçi, sendikaların pazarlık gücünden yararlanamadığı için asgari ücrete veya ona çok yakın ücretlere mahkum ediliyor. Uzmanlar, sendikalaşma oranlarının artmaması durumunda, gelir dağılımındaki adaletsizliğin derinleşeceği ve çalışma barışının sağlanmasının zorlaşacağı uyarısında bulunuyor. 2026 yılına girerken açıklanan bu veriler, emek dünyasının önünde kat etmesi gereken daha çok uzun bir yol olduğunu gösteriyor.