İklim değişikliğinin küresel ölçekte yarattığı kuraklık riski, sanayi üretiminin kesintisiz devam edebilmesi için alternatif su kaynaklarının arayışını hızlandırdı. Ege Bölgesi'nin üretim üslerinden biri olan İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB), artan su talebini güvence altına almak ve yeraltı kaynakları üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla yönünü denize çevirdi. Organize sanayi bölgesinde kullanma suyu temini için deniz suyu arıtma (desalinasyon) teknolojisini gündemine alan yönetim, projenin teknik ve mali fizibilite sürecini resmen başlattı. Bu kapsamda, dünyadaki başarılı uygulamaları yerinde görmek isteyen Türk heyeti, su yönetimi konusunda Avrupa'nın referans kentlerinden biri olan İspanya'ya teknik bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi.
Sanayinin can suyu denizden gelecek
Üretim çarklarının dönmesi için hayati öneme sahip olan su arzı konusunda çok ayaklı bir strateji izleyen İAOSB yönetimi, mevcut ihtiyacın karşılanması için matematiksel bir yol haritası belirledi. Bölgede faaliyet gösteren sanayi tesislerinin günlük toplam kullanma suyu ihtiyacının 10 bin metreküp seviyesinde olduğu hesaplanıyor. Bu devasa hacmin 5 bin 500 metreküplük kısmının, inşası halihazırda devam eden Arıtılmış Atıksu Geri Kazanım Tesisi ve ileri arıtma sistemleri aracılığıyla sağlanması planlanıyor. Kalan 4 bin 500 metreküp/günlük açık ise doğrudan denizden çekilecek suyun endüstriyel standartlarda arıtılmasıyla kapatılacak. Böylelikle sanayici, iklimsel yağış rejimlerine bağımlı kalmadan üretim bandını güvenceye almış olacak.
Barselona modeli yerinde incelendi
Planlanan dev yatırımın kağıt üzerindeki verilerini saha gerçekleriyle yüzleştirmek isteyen yetkililer, 12-15 Şubat tarihleri arasında İspanya'nın Barselona kentine çıkarma yaptı. Üç gün süren yoğun teknik inceleme programında, kentin su şebekesini besleyen devasa desalinasyon tesisi mercek altına alındı. Heyetin edindiği bilgilere göre; Barselona'nın içme ve kullanma suyu, barajların yetersiz kaldığı kriz dönemlerinde günlük 200 bin metreküp kapasiteli bu arıtma tesisinden takviye ediliyor. Tesisin çalışma prensibi ise tamamen baraj doluluk oranlarına endekslenmiş durumda. Bölgedeki baraj seviyeleri yüzde 60'ın altına gerilediğinde arıtma sistemi otomatik olarak devreye giriyor, yağışlarla birlikte doluluk yüzde 80'i aştığında ise enerji tasarrufu sağlamak amacıyla sistem beklemeye alınıyor.
Maliyet ve teknoloji analizi umut veriyor
Akdeniz sularını arıtarak kente pompalayan tesisin mimari ve mühendislik altyapısı da Türk heyetinin dikkatle incelediği detaylar arasında yer aldı. Tesis, suyu kıyıdan değil, denizin 31 metre derinliğinden çekiyor. Bunun için karada 1,5 kilometre, denizin altında ise 2,2 kilometre olmak üzere toplam 3,7 kilometrelik dev bir boru hattı kullanılıyor. Çekilen tuzlu su, tesis içerisinde farklı kademelerdeki hassas filtreleme işlemlerinden geçirildikten sonra son aşama olan ters osmoz ünitelerinde kullanıma hazır hale getiriliyor.
2009 yılından bu yana aralıksız hizmet veren tesisin İspanyol yetkilileri, amortisman ve işletme giderleri dahil olmak üzere arıtılmış suyun metreküp maliyetinin ortalama 0,60 Euro civarında olduğunu Türk heyetine aktardı. İzmir'in de tıpkı Barselona gibi denize kıyısı olan bir sanayi lokasyonuna sahip olması, bu modelin İAOSB için coğrafi, teknik ve operasyonel açıdan oldukça uygulanabilir bir örnek teşkil ettiğini ortaya koydu.
Geniş katılımlı heyet sahadan notlar çıkardı
İspanya'daki fizibilite çalışmalarına katılan 11 kişilik teknik heyet, projenin farklı disiplinlerini temsil eden uzman isimlerden oluştu. İAOSB Denetim Kurulu Üyesi Durmuş Kara, Bölge Müdürü Engin Bişar ve Bölge Müdür Yardımcısı Güçlü Gezgin'in öncülük ettiği heyette, çevre mühendisleri ve elektrik işletme uzmanları da yer alarak tesisin enerji tüketimi ve atık yönetimi konularında veriler topladı. Ziyaretin kamu ayağında ise İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni temsilen İZSU İçme Suyu ve Deniz Suyu Arıtma Projelerinden Sorumlu İklim Değişikliği ve Barajlar Müdürü Erkan Batkan da bulunarak, projenin kentin genel su politikalarına entegrasyonu açısından gözlemler yaptı.
Türkiye'deki diğer sanayi bölgelerine rol model olacak
Dünya genelinde tatlı su kaynaklarının hızla tükenmesi karşısında geliştirilen bu projenin hayata geçirilmesiyle birlikte, bölgedeki sanayi tesislerinin uzun vadeli su arz güvenliğinin tamamen garanti altına alınması hedefleniyor. Yağışsız geçen kış mevsimlerinin sanayi üretiminde yaratabileceği kesinti riskini sıfıra indirmeyi amaçlayan bu girişim, sadece İzmir için değil tüm Türkiye için stratejik bir adım niteliğinde. Fizibilite raporlarının olumlu sonuçlanması ve yatırımın başlaması halinde, İAOSB'nin kuracağı bu tesisin Türkiye'deki OSB ölçeğinde deniz suyundan kullanma suyu üreten ilk örneklerden biri olarak kayıtlara geçmesi bekleniyor.