Virüs hızla yayılmaya devam ediyor, Türkiye aynı hızla 'normalleşmeye' çalışıyor. Bakalım virüs mü galip gelecek Türkiye mi? Yaşayıp göreceğiz. Ama acı bir tecrübe olacağı açık.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, hafta içi sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı. Koca paylaşımında şunları söyledi: “İzmir, Gaziantep, Kahramanmaraş, Eskişehir, Denizli, Adıyaman, Aydın toplantılarında salgınla mücadelede geldiğimiz noktayı değerlendirdik. İstanbul başta olmak üzere, bu 7 il ve ülke genelinde vaka artışı görülüyor.”

Biz ne mi yaptık? Okullarda yüz yüze eğitimin kapsamını genişlettik.

Koca dün de Bursa'da konuştu ve şöyle dedi: “Korona virüs salgını tüm ülkede yeniden tırmanışa geçti."

Biz ne mi yaptık? Hiçbir şey.

Daha geçen ay 'vaka' ve 'hasta' ayrımı yapılarak Türkiye'nin korona virüs bilançosunun düşük gösterildiğini öğrenmiştik.

Peki biz bunu öğrendikten sonra ne yaptık? Hızla normalleşmeye devam ettik.

Bize sadece korona virüs nedeniyle hastanede yatarak tedavi gören kişilerin sayısını söylüyorlar. Virüs taşıdığı tespit edilen ama hastanede tedaviye gerek görülmeyenler toplumun içinde virüsü yaymaya devam ediyor. Hem de büyük bir hızla.

***

Vaka (ya da hasta, siz nasıl anlarsanız) sayıları hızla artıyor ama biz aynı hızla okullarda yüz yüze eğitime geçiyoruz.

Evet, uzaktan eğitim yüz yüze eğitim kadar verimli olmuyor.

Evet, çocuklar evde bunaldılar.

Evet, uzaktan eğitim fırsat eşitsizliğini bir kat daha derinleştirdi.

Evet, ailelerinin geçimine katkı sağlayan çocuklar uzaktan eğitime katılamıyor.

Bu listeyi daha da uzatabiliriz. Ama yüz yüze eğitime geçerek çocuklarımızı virüsün kucağına atmaya hangimizin gönlü razı.

Benim değil açıkçası.

Milli Eğitim Bakanı yüz yüze eğitimin zorunlu olmadığını, okula dönmeyecek olan çocuklar için uzaktan eğitimin devam edeceğini söylüyor.

İşte zurnanın zırt dediği yer de burası.

Zira öğretmenlere, 'çocuğumu okula göndermesem olur mu?' diye sorduğumuzda, 'göndermek zorunda değilsiniz, ancak yapılacak olan sınavlarda çocuklar sınıfta anlattığımız konulardan sorumlu olacaklar' yanıtını veriyorlar. Peki diyorum, hani okula gelmeyenler için canlı dersler devam edecekti. Aldığmız cevap, 'Evet, canlı dersler olacak fakat yüz yüze eğitimden arta kalan zamanlarda canlı ders vereceğiz. Ama okulda anlattığımız konuların tamamını anlatmamız mümkün olmayacak' oluyor.

Kırk katır mı kırk satır mı hesabı. Çocuğumuzun sağlığı mı, müfredat mı? Nasıl karar vereceğiz?

Veliler bu ikilemi yaşarken okullardan da arka arkaya vaka haberleri geliyor. Çevremizden de duyuyoruz, filancanın oğlunun sıra arkadaşında virüs çıkmış, falancanın kızının sınıfında vaka varmış. E, okul karantinada mı? Tabi ki hayır... Normalleşiyoruz ya, ne gerek var karantinaya. İş sadece çocuklarla da bitmiyor. Sıra arkadaşından virüs kapan çocuk virüsü ailesine, ailesi de temasta olduğu herkese bulaştıracak. Mart ayından bu yana kendini virüsten koruyanlar da artık risk altındalar.

Sanırım büyük bir hızla tüm çocuklarımıza virüs bulaştırıp, kaçının hayatta kalacağını, bir çocuğun kaç kişiye virüs bulaştıracağını test etmek istiyoruz.