Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin "mutlak butlan" kararı sonrasında meclis grup yönetimi ve kürsü hakimiyeti üzerinden zirveye tırmanan liderlik yarışı, partinin yerel organizasyon şeması ve örgüt gücü tarafından çok sert bir kurumsal barikatla karşılandı. Kemal Kılıçdaroğlu'nun doğrudan TBMM Başkanlığı'na yazdığı resmi yazı ile meclis zemininde hak iddia etmesinin hemen ardından, partinin taşra teşkilatlarını yöneten lider kadroları parlamento binasında gövde gösterisi yaptı. Cumhuriyet tarihinin en köklü siyasi yapısını yasal ve idari bir felç sarmalına sürüklemek isteyen odaklara karşı yayınlanan bu bildiri, parti içi dengeleri kökten değiştirecek bir kurumsal manifesto niteliği taşıyor.
Murat Emir: "Demokrasimize ve sandığımıza sahip çıkıyoruz"
TBMM'de gerçekleştirilen olağanüstü hareketliliğin ev sahipliğini, meclis grubunun operasyonel yönetimini elinde bulunduran kurmay kadro üstlendi. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin ve beraberindeki 72 il başkanı, TBMM'de ortak açıklama yaptı.
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştirerek Kılıçdaroğlu cephesinin hamlelerine set çeken CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, "Bugün demokrasimize ve sandığımıza sahip çıktığımız kritik günde; grup genel kurul toplantımızı onurlandıran, 2 milyon üyemiz ve örgütlerimiz adına 72 il başkanımıza teşekkürlerimi sunuyorum" ifadelerini kullanarak, meclis grubunun meşruiyet zeminini örgüt iradesiyle tahkim etti.
"Önce kurultay, sonra iktidar" parolası kayıtlara geçti
Grup başkanvekilinin konuşmasının ardından, Türkiye genelindeki 72 il örgütünün ortak imzasını taşıyan tarihi deklarasyon metninin okunması safhasına geçildi. Ardından 72 il başkanının ortak açıklamasını CHP Adana İl Başkanı Anıl Tanburoğlu okudu. Partinin AK Parti iktidarı tarafından kurgulanan adli oyunlarla yıpratılmak istendiğini savunan Tanburoğlu, kurumsal hafızanın bu tarz krizleri çözecek kabiliyette olduğunu hatırlattı:
Örgütlerin Ortak Deklarasyonu: "Türkiye'nin kaybedecek vakti yok, önce kurultay, sonra iktidar. Atamızın emaneti Cumhuriyetimizin kurucusu partimiz, AKP iktidarının siyasi çıkarları uğruna, demokrasi tarihimizde hiç görülmemiş şekilde felç edilmeye çalışılıyor. Partimiz; atlattığı büyük badirelerde, bu gibi dönemlerde ne yapacağını kurumsal hafızasına kazımıştır. CHP kurulduğu günden yana kongreler, kurultaylar partisidir. İktidar tarafından kurgulanmış gerilimin mahkeme salonlarından sokaklara taşmasını engellemenin yolu, meşru rekabet arenası olan kurultayımızın toplanmasıdır."
Kurultay için son tarih 25 Temmuz 2026 olarak belirlendi
Ortak bildiride, partinin hukuki bir cendereden çıkarılmasının tek formülünün mahkeme koridorları değil, delege iradesinin tecelli edeceği sandık olduğu özellikle vurgulandı. Meselenin basit bir parti içi kavga veya koltuk çekişmesi olmadığını, doğrudan memleket ve millet iradesi meselesi olduğunu savunan 72 il başkanı, tüzüğün işletilmesi adına net bir takvim kısıtı ortaya koydu. Açıklamada, "Partimizin kurultayının yapılacağı tarih, 25 Temmuz 2026'dan önce olmalıdır ve bir an önce ilan edilmelidir. 'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir' şiarımızla açık biçimde ilan ediyoruz. CHP'de egemenlik kayıtsız, şartsız örgütündür" denilerek, genel merkez yönetiminin elini çabuk tutması istendi.
Örgütlerin nihai kararı: Lider Özel, Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu
Açıklamanın en çok ses getiren ve parti içi tartışmalara net bir bariyer çeken bölümü ise genel başkanlık koltuğu ve geleceğe yönelik cumhurbaşkanlığı adaylığı başlığı oldu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun "atanmışlık" eleştirilerine maruz kaldığı bu süreçte, il örgütleri net bir saf tutarak şu tarihi ilan metnini meclis koridorlarında haykırdı:
Liderlik ve Adaylık Tescili: "Seçilmiş genel başkanımız Özgür Özel, Cumhurbaşkanı adayımız ise milletimizin oylarıyla seçilen Ekrem İmamoğlu'dur. Üyelerimizin, seçmenlerimizin ve ceberrut iktidara karşı birleşen halkımızın partimizden beklentisi iktidar yürüyüşüne devam etmesidir. 81 ilde örgütlerimiz kurultaya da iktidara hazırdır. 2 milyon üyemizin iradesi, CHP'yi bu cendereden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü tüm gücüyle sürdürecek kudrete sahiptir. En son sözümüz ise 'halkın dediği olur'."





