Danıştay'ın kesin olarak iptal ettiği Çeşme Turizm Projesi'nde iktidarın ısrarı sürüyor. Mahkemenin "kamu yararı taşımadığı" gerekçesiyle durdurduğu, kıyıları, ormanları ve su havzalarını yapılaşma baskısıyla karşı karşıya bırakan proje "Yeni Çeşme Projesi" adıyla yeniden gündemde.

Çeşme Turizm Projesi, kamuoyundan gelen yoğun tepkilere rağmen yıllar içinde defalarca genişletildi. Cumhurbaşkanı kararlarıyla Urla Zeytineli ve Çeşme-Alaçatı'da acele kamulaştırma kararları alınırken, 12 Şubat 2020'de Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi'nin sınırları yeniden genişletildi ve uzun sürecek dava süreci başladı. Proje yaklaşık 16 bin hektarlık, başka bir ifadeyle 22 bin 400 futbol sahası büyüklüğünde bir alanı kapsıyor. Yaklaşık 47 kilometrelik kıyı şeridini, deniz alanlarını ve beş adayı içine alan proje sınırları içerisinde yaklaşık 5 bin hektarlık orman alanı, içme suyu havzaları, doğal koruma alanları, zeytinlikler, tarım arazileri ile birinci, ikinci ve üçüncü derece kültürel ve arkeolojik sit alanları bulunuyor.

Yatak kapasitesi düşürüldü, golf sahaları korunuyor

Çeşme Turizm Projesi'ne ilişkin hazırlanan bilgilendirme sunumu, projeye dair yeni detayları ortaya çıkardı. Belgede, Çeşme'den elde edilecek gelirle Kemeraltı'nın yenilenmesinin planlandığı, İzmir'in uluslararası bir uçuş merkezine dönüştürülmesinin hedeflendiği ve golf sahalarının projede yer almaya devam ettiği görüldü.

Projenin gelirleriyle Kemeraltı'nın iyileştirilmesi, kanalizasyon ve arıtma sistemleri ile geniş kapsamlı çevre yatırımlarının finanse edileceği belirtildi. Sunumda ayrıca Adnan Menderes Havalimanı'nın mevcut kapasitesinin yalnızca yüzde 33'ünü kullandığı savunularak, proje sayesinde İzmir'in uluslararası bir uçuş merkezi (hub) haline getirileceği ve yeni direkt uçuşların açılmasının hedeflendiği ifade edildi.

Suyu olmayan Çeşme’ye golf sahası ısrarı

Sunumda, daha önce yoğun tepki çeken golf sahalarının da projeden tamamen çıkarılmadığı görüldü. Revize edilen projede 8 golf sahası, futbol kampı alanları, festival ve konser alanları, kongre ve sağlık turizmine yönelik tesisler ile büyük etkinlik alanlarının planlandığı belirtildi. Projenin ilk halinde 100 bin olarak öngörülen yatak kapasitesinin ise 23 bin 905'e düşürüldüğü kaydedildi.

Öte yandan sunumda, Çeşme'nin su ve altyapı sorunlarının proje kapsamında çözüleceği savunuldu. Mevcut pis su arıtma kapasitesinin 24 bin metreküpten 57 bin metreküpe çıkarılacağı ve bunun Çeşme'nin arıtma sorununa 20 yıllık çözüm sağlayacağı öne sürüldü. Ayrıca temiz su ihtiyacının bir bölümünün deniz suyunun arıtılmasıyla karşılanmasının planlandığı bilgisine yer verildi.

AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı Aksoy, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile gerçekleştirilen görüşmenin ardından projenin İzmir için önemli bir fırsat sunduğunu savundu. Bursalı Aksoy, “Projeye karşı çıkılması kesinlikle İzmir'in menfaatine değildir. Daha da ötesi önceki dönem Çeşme Belediye Başkanı'nın da ifade ettiği gibi bu projeye karşı çıkmak vatana ihanettir. Projeye karşı çıkanlar şunu iyi bilmeli. Bu projeyi savunan her bir fert en az karşı çıkanlar kadar çevre hassasiyetine sahiptir.” Dedi.

Ahmet Gülerr-1

"Bitmiş projeyi gören yok"

Çeşme-yarımada Çevre Derneği Başkanı Ahmet Güler, projenin hala kamuoyuyla paylaşılmadığını belirterek, yerel yönetimler ve bölgedeki paydaşların görmediği bir projeye destek çağrısı yapılmasını eleştirdi.

“Bu proje 2019'da Cumhurbaşkanı'nın çıkardığı bir kararnameyle başlatıldı. Bahse konu alanın büyüklüğü yaklaşık 160 milyon metrekare. Neredeyse Çeşme Yarımadası'nın üçte ikisini kapsayan devasa bir alan.

O dönemde açıklanan projede 20 golf sahası, 4 marina, film stüdyoları, oteller ve çok büyük yatırımlar vardı. Projenin 100 bin kişilik istihdam yaratacağı söyleniyordu. Ancak proje net ve şeffaf değildi. Ayrıca yerel yönetimlere, bölgedeki sivil toplum kuruluşlarına ve turizm paydaşlarına danışılmadan Ankara'da hazırlanmış bir projeydi.

Biz de bunun bir arsa rantı projesi olduğunu söyleyerek dava açtık. Altı yıllık yargı sürecinin sonunda, çok sayıda bilirkişi incelemesinin ardından Danıştay, bu projenin kamu yararı taşımadığına ve çevreyi tahrip edeceğine karar verdi. Proje böylece rafa kalktı. Şimdi ise yeniden raftan indirildi, süslendi, püsledi ve tekrar önümüze getiriliyor.

Ama ortada çok garip bir durum var. Bakanlık hala resmi ve kesinleşmiş projeyi açıklamadı. Sadece İzmir iş dünyasına birkaç sunum yapıldı. Bakanlıkta geçen ay bir sunum gerçekleştirildi. Bunun dışında ne Cemil Tugay projeyi gördü ne de Mahmut Özgener. Bitmiş, resmi projeyi gören yok.

Buna rağmen iş çevreleri bir yıldır 'İzmir için büyük fırsat, çok önemli yatırım' diyor. Görmediğiniz bir projeye nasıl güzel proje diyebilirsiniz? Muhalefet de 'Önümüze gelsin de görelim' diyor. Hiç kimse 'Madem böyle bir proje yapılacak, gelin bunu ortak akılla planlayalım, biz de katkı sunalım' demiyor.”

"Çeşme'nin arazisiyle Kemeraltı mı yenilenecek?"


Projeye ilişkin kendilerine ulaşan ilk detaylar arasında, Çeşme Turizm Projesi'nden elde edilecek gelirle Kemeraltı'nın yenilenmesine ilişkin bir maddenin bulunduğunu söyleyen Güler, Çeşme'nin altyapı sorunları çözülmeden bölgenin kaynaklarının başka alanlara aktarılmasına tepki gösterdi. Projenin ilk ipuçları bize ulaştı. Mesela çok enteresan bir madde var. Diyor ki, bu projeden doğacak gelirlerle Kemeraltı yenilenecek. Şimdi ne alaka? Siz Çeşme'nin arazilerini satacaksınız, Çeşme halkına ait alanları değerlendireceksiniz, sonra elde edilen gelirle Kemeraltı'nı yenileyeceksiniz.

Çeşme'nin doğru düzgün çalışan bir arıtma tesisi yok. Kanalizasyon sistemi yetersiz. Denizi kirletiyoruz. Altyapımız Nuh Nebi'den kalma. Bugün bile Çeşme'de bütün gün elektrik kesintisi yaşanıyor. Yazın ortasında elektriğimiz kesiliyor, suyumuz yetmiyor. Çeşme'nin bu kadar altyapı sorunu varken, 'Ben bu projeden gelen parayla Kemeraltı'nı düzelteceğim' deniliyor. Kemeraltı meselesi, İzmir'deki sermaye çevrelerine verilen bir rüşvettir. İnsanların ağzına bal çalıyorlar. 'Bizi destekleyin, biz de bu parayla Kemeraltı'nı yenileyelim' diyorlar. Eski çarşının yenilenmesine karşı değiliz. Ama bunun bedelini neden Çeşme ödesin?

Rotary’de yeni dönem İzmir’den başladı: Hedef, kalıcı etki yaratmak
Rotary’de yeni dönem İzmir’den başladı: Hedef, kalıcı etki yaratmak
İçeriği Görüntüle

Bir başka ilginç konu da şu: İstanbul ile İzmir arasındaki hava koridorunun genişletileceği söyleniyor. Bunun Çeşme Turizm Projesi ile ne ilgisi var? Çeşme'ye gelen turist sayısı iki katına çıksa bile Adnan Menderes Havalimanı'nın kapasitesini zorlamaz. Hiçbir ilgisi olmayan hedefler projeye eklenmiş durumda. Eski projede 20 golf sahası vardı, şimdi sekize düşürdüklerini söylüyorlar. Ama sekiz golf sahasını besleyecek suyumuz yok. Bunun için de deniz suyunun arıtılacağını söylüyorlar. Bu yöntem de deniz kirliliğine ve deniz canlılarının zarar görmesine neden olacaktır. Çeşme'nin zaten çok büyük bir su sorunu var. Yani özünde değişen hiçbir şey yok.

Üç hafta önce Şebnem Bursalı çıktı ve bu projeye karşı çıkanların vatan haini olduğunu söyledi. Oysa Danıştay da bizimle aynı görüşü paylaşarak bu projeyi durdurdu. O zaman Danıştay üyeleri de mi vatan haini? Biz Çeşme halkı olarak bu projeye kategorik olarak karşı değiliz. Çeşme'ye kapsamlı bir turizm projesi yapılabilir ve bu faydalı da olabilir. Ama Çeşme'nin arazileri satılacaksa, buradan elde edilen gelir Çeşme için harcanmalıdır. Öncelikle su sorunumuz, altyapı eksiklerimiz, arıtma tesislerimiz çözülmelidir. Bu projeler Ankara'da masa başında değil; Çeşme Belediyesi'nin, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının, esnafın, çiftçinin ve bölge halkının katılımıyla ortak akılla hazırlanmalıdır. O zaman biz de bu projenin arkasında dururuz. Biz yatırım düşmanı değiliz, vatan haini de değiliz. Bize bu suçlamaları yöneltenler önce dönüp bu ülkenin madenlerini ve doğal alanlarını hangi şirketlere verdiklerine baksınlar."

Kaynak: özge uyanık