Mustafa Koç'un ardından birtakım şovlara girenleri görünce bu soru kafalarda döndü durdu.
Hayatında bir kez karşılaşmış, uzaktan merhabalaşmış, ortak tanıdıklardan başka hiçbir ortak anısı olmayan kadınlar-adamlar, bu hazin ölümü kullanmak için ellerinden geleni yaptılar.
"Cenazeye gidiyorum, gittim, şu anda tabutun başındayım, mezara toprak attım" diye her anını bildirenler.
Ama bir tanesi vardı ki Allah o kadına hakikaten akıl fikir versin.
Yıllardır sağdan soldan kopyaladığı yazıları toplayıp "kitap yazdım" diye ortaya çıkan, 6 dil biliyorum deyip insanları kandıran, piyasada beş kuruş itibarı olmayan, ama şimdi Allah var, kendisini iş anlamında çok iyi pazarlayan bir gazeteci-yazar bozuntusu.
Mustafa Koç'un ölüm haberi geldiğinde sosyal medyada şöyle bir fotoğraf paylaştı kendisi: Mustafa Koç'un en son whatsapp'ta kaçta görüldüğünün ekran görüntüsü!
Hani "Bakın benim ne kadar önemli dostlarım var. Mustafa Koç telefonumda kayıtlıydı" demek istiyor.
O sırada bundan bu şekilde nemalanacağını düşünüyor, düşünebiliyor.
Rahmetli Koç'la herhangi bir whatsapp görüşmesi olmamış bu arada. Sayfa boş. Ama olsun dedik ya tek amaç Mustafa Koç'un ona telefonunu verecek kadar yakın olduğunu (sözde tabii) cümle aleme duyuracak.
Bir başka densiz de aileyi ve dostlarını o travmatik anlarda ölümün hüznü yetmezmiş gibi daha da üzdü.
Ne aile üyesi ne de yakın dostu olan biri, Mustafa Koç hayatını kaybettiğinde koşa koşa gidip basına ilk açıklamayı yaptı.
Gerçek yakınları bu olaydan son derece rahatsız oldular. Acılarının üzerine bir de öfke yaşadılar.
Zengin ve şöhretli insanların sırtına yapışıp, bulundukları mevkiden beslenmeye çalışan insanlar olduğunu biliyorduk da... Bu olaydan sonra, o insanların, cenazelerden bile nemalanmak istediklerini görmüş olduk.
İnsanoğlu tuhaf... Gerçekten çok tuhaf.
Esra Erol'a protesto
Bu insanların olmadık işlere girişmeye üşenmeme durumlarını hiç anlamadım, anlamayacağım.
İşiniz gücünüz yok mu sizin diye sormak istediklerim oluyor bazen.
Mesela şu anda, Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz'e sormak istiyorum.
Esra Erol'u protesto hareketi başlatmak için oluşturduğunuz o uzun ve anlaması zor bir metni yazmaya hiç üşenmediniz mi?
Esra Erol Oba makarnalarının reklam kampanyasında oynamaya başladı ya. Oğluyla birlikte.
Ve bu iş karşılığı da üç milyon lira ücret aldığı iddia edildi.
İşte bu işe çok bozulmuş Başkan.
45 saniyelik bir reklam filmine bu kadar para verilir mi diye isyan edip insanları artık Oba makarna yememeye ve Esra Erol'un programlarını izlememeye davet etti. Güler misin, ağlar mısın?
Yahu size ne? El alemin parasından, kampanyasından size ne?
Size gelip bu teklifi sunsalar sanki "Aaa bu para çok, hak etmediğim parayı almam ben" deyip reddedeceksiniz.
Ayrıca içinize de biraz su serpeyim, hiç protesto etmenize gerek yok, çünkü söz konusu reklam kampanyası o kadar acemi işi, o kadar avam görünüyor ki, iki tarafa da yarardan çok zarar getireceği çok aşikar. Ama tabii sizin derdiniz anladığım kadarıyla o üç milyon lira. Eh artık ne yapalım, "çenenizi yormaya" bu kadar hevesliyseniz, o da sizin bileceğiniz iş!
Mantık dışarı, devlet içeri
Hesap kitap yapmayı asla öğrenememiş bir insanım.
Bu yüzden başım hep derttedir benim.
Ödediğim faturaları, banka dekontlarını, ne bileyim işte garanti belgelerini vs. asla saklamam.
Bu yüzden başıma çok sıkıntılar açtım ama bir türlü akıllanmadım.
Geçen gün e-devlet uygulamasında gezinirken iki yerden haciz yemiş olduğumu gördüm.
Nedir ne değildir araştırınca, önce ödediğimden emin olduğum ama dekontları saklamadığım için kanıtlayamayacağımı sandığım iki eski borç yüzünden olduğunu öğrenip çok üzüldüm.
Ama sonra iş anlaşıldı, bir borcum harcım olmadığı ortaya çıktı ve hacizlerin kaldırılması için karşı taraf girişimde bulundu.
Peki ama bu iş bu kadar kolay hallolacak sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Çünkü ikisi için de epey güzel bir 'harç' yatırmam gerekiyor!
Yahu dedim yanlışlık yapan sizsiniz, cezasını ben neden çekiyorum?
Öyle imiş işte! Devlet senin haklılığına haksızlığına bakmaz, o haczi kaldırmak için senden harç istermiş.
Devletin alacakları konusunda bir mantık aramak artık beyhude çaba. Ben bunu öğrenmiş oldum.
Şimdi "Allah kapısına düşürmesin" deyip, izninizle olmayan borcumun har(a)cını yatırmaya gidiyorum.