Yandaş medyanın şu manşetlerine bakın;
"Komisyondan sonuç çıkmazsa 'Başkanlık mini paketi' hazır"
"Vekiller değil, asiller karar versin"
"Referandum için gerekli 330 oy en geç sonbaharda"
"Başkanlık için millet hazır"
"Bölgede lider, dünyada öncü Türkiye için Başkanlık sistemi şart"
"Ya başkanlık olacak, ya memleket yanacak."
"Ya başkanlık, ya kaos"
Söz birliği etmişler, Bremen Mızıkacıları gibi korku salmaya çalışıyorlar.
Bunların akıl hocaları bir profesör vardı, Hatırlayın ne diyordu 7 Haziran seçimleri sonrası;
"Ya istikrar, ya kaos dedim. Millet kaosu seçti. Hayırlı olsun."
Seçimlerden istedikleri sonucu alamamaları kaosu getiriyor.Yine halkı kaosla korkutuyorlar. Anayasa değişikliği adı altında otoriter rejime giden yolun taşlarını döşemeye çalışıyorlar. Yandaş kalem hayallerini şöyle açıklıyor;
"Cumhurbaşkanlığı içinde adım-adım Anayasa hazırlıklarını yönetip, yönlendirilecek bir yapılanmaya gidilecek.
Yeni bir medya politikası ve programıyla birlikte çeşitli araç ve aktörlerle konu tartışmaya açılacak.
En önemlisi bu konuda topluma yönelik 'Başkanlık fikrinin demlenmesi' hamlesi başlatılacaktır.Meclis çalışmaları bir noktaya gelmemişse, AKP muhtemelen kendi Anayasa paketini meclise getirecektir"
Kirli paralarla oluşmuş medyanın kalemlerine, aydın geçinen çıkarcı çevrelere, militanlaşan bürokratlara sorun. Hiçbiri yeni Anayasa'nın neler getireceğini, hangi maddelerinin değişeceğini, Başkanlık sisteminin çerçevesinin ne olacağını...Hiçbirine cevap veremezler.
Peki, ya iktidar milletvekilleri, bakanlar...Ne biliyorlar yeni Anayasa hakkında? Demokratik parlamenter sistemin neresinden rahatsızlar? Başkan'ın yetkileri ne olacak? Meclis'i istediği zaman feshedebilecek mi? Kuvvetler ayrılığı tamamen çöpe mi atılacak.? Verecek hiç bir cevapları yok. Liderlerinin peşine takılmışlar kör uçuştalar.
"Yönetimde çift başlılık olmaz" diyorlar. Çift başlılık dedikleri de hükümetle Cumhurbaşkanlığı. Ayıp olmasa birbirlerini paralellikle suçlayacaklar.
Son 7 ayda 250 den fazla şehit vermişiz. Analar, kardeşler feryatta, çocuklar yetim. Yatağını yorganını sırtlayanlar, nereye gideceklerini bilmeden yollara düşmüş. Güneydoğu sınırı, kürt koridoru ile çevriliyor. Rusya yeni düşmanımız. Ülke yangın yerine dönmüş. Dünyada hiçbir ülke yoktur ki böylesine iç ve dış sorunlarla boğuştuğu bir dönemde 'Başkanlık' gibi ülkeyi ve halkı ilgilendirmeyen bir konuyu gündeme alsın. Bir markete yapılan terör baskınında bile, tüm sorunların göz ardı edilip, bütün ülkenin bu olaya odaklandığını hep birlikte gördük.
Halkımız yangın yerine dönen bölgenin saraylardan, konaklardan izlenmesini değil, bizzat Cumhurbaşkanının, Başbakanın, bakanların, Genelkurmay Başkanı'nın, muhalefet liderlerinin bölgeye giderek güvenlik güçlerine, bölgede yaşayan halka destek vermesini bekliyor.
Kaosun en dibini yaşarken, bırakın 'Ya başkanlık olacak ya memleket yanacak' söylemlerini. Biz bu filmi 12 Eylül referandumu ve 1 Kasım Seçimleri öncesinde izledik.Oturun memleketteki yangını söndürmeye çalışın.