GENEL

Bu bayram tatsız bayram

Artan maliyetler ve yükselen giderler nedeniyle gıda fiyatları ciddi biçimde artarken, geçim sıkıntısı çeken vatandaşlar için bayramın vazgeçilmez lezzeti olan tatlılar artık lüks haline geldi

Abone Ol

Bayram sofralarının vazgeçilmezi olan tatlılar bu yıl birçok vatandaş için lüks haline geldi. Artan işletme fiyatları maliyetlere yansıdı. İzmir’de bazı vatandaşlar fiyatı 2 bin liraya kadar çıkan baklavaya yaklaşamazken, daha ucuz olduğu için açıkta satılan ve nerede üretildiği bilinmeyen tatlılara yöneliyor. Merdiven altı üretilen ve sokak tezgâhlarında açıkta satılan tatlılarsa mikrop saçıyor, ciddi sağlık riski oluşturuyor. Denetimlerin yetersiz kaldığı sektörde artan maliyetler ve yükselen fiyatlar vatandaşın cebini yakıyor. Ekonomik gücü yetersiz olan vatandaşlar kaliteli tatlıya erişemeyip ucuza kaçıyor. Ne vatandaş yediği tatlıdan ne de esnaf satıştan tat alabiliyor.

Merdiven Altı Tatlı Uyarısı

İzmir Şekerciler ve Pastacılar Esnaf Odası Başkanı İhsan Esen, merdiven altı üretim ve açıkta satılan tatlılar konusunda vatandaşları uyardı.
“Tatlı ruhsatlı işletmeden, tatlıcıdan, baklavacıdan, pastacıdan alınır. Nerede yapıldığı belli olmayan, hangi şartlarda üretildiği bilinmeyen yerlerden alınmaz. Vatandaş ucuz diye yöneliyor ama risk büyük. Bu artık sadece damak tadı değil, doğrudan sağlık meselesi.”

Asıl Sorun İşletme Maliyetleri

Tatlı fiyatlarının artmasının en önemli nedeninin işletme giderleri olduğunu vurgulayan Esen şöyle konuştu:
“İnsanlar sanıyor ki maliyet sadece tereyağı, fıstık, ceviz ve undan ibaret. Ama asıl maliyet işletmenin giderleri. Bugün en küçük bir dükkânın kirası 100 bin liradan başlıyor. Bir ustanın aylık maliyeti 120-130 bin lirayı buluyor. Personel, kira ve vergiler derken esnafın gideri çok yükseliyor. Sen bunu ödeyebilmek için ne yapacaksın? Mecburen malın üstüne koyacaksın. Artan kirayı da, işçiliği de, diğer giderleri de ürünün fiyatına yansıtacaksın. Başka çaren yok.”

Denetimler Yetersiz

Türkiye’de gıda sektöründe ciddi denetim sorunu olduğunu belirten Esen, denetim ekiplerinin sayıca yetersiz olduğunu söyledi.
“İnsanlar ne yediğini ne içtiğini bilmiyor. Denetim ekipleri de sayıca yetersiz. Şikâyet olmadıkça çoğu yere gidilemiyor.”

Tatlı Sadece Baklava Değil

Tatlı denildiğinde akla sadece baklavanın gelmemesi gerektiğini söyleyen Esen, farklı ve daha uygun fiyatlı tatlıların da bulunduğunu ifade etti. “Tatlı sadece baklavadan ibaret değil. Herkesin alabileceği tatlı var aslında. Her ürün 2 bin lira değil. Tatlı dediğin sadece baklava değil ki; şambali var, tulumba var, ekmek kadayıfı var, başka hamur tatlıları var. Ama fiyatı belirleyen şey sadece ürünün adı değil. Kullanılan malzeme, kalite ve işletme giderleri.”

Açıkta Satış Yasak

Açıkta satılan tatlıların hijyen ve yasal açıdan sorun oluşturduğunu belirten Esen şunları söyledi: “Bazı yerlerde kapının önüne tezgâh kurup tatlı satılıyor. Hijyen yok, düzen yok. Ramazan’da bazı yerlerde bu daha da yaygın oluyor. Kapının önüne düzenek kurup sıcak sıcak satıyorlar. Ruhsatında pastane ürünü satışı veya imalatı yoksa gidip tatlı satamaz. Ama dinleyen var mı? Yok.” Esen, hipermarketlerin birçok ürünü aynı anda satmasının küçük esnafı zor durumda bıraktığını da dile getirdi. “Bayramı bekleyen tatlıcı, pastacı tam iş yapacağı dönemde hipermarketler baklava da satıyor, pasta da satıyor. Bu durum küçük esnaf için ciddi bir rekabet oluşturuyor.”

Fiyatı Yazarken Utanıyorum”

İzmir’in tanınmış tatlıcı esnaflarından Tarihi Hisarönü Tatlıcısı Selahattin Kaya ise son yılların en zor bayramlarından birini yaşadıklarını söyledi. “Kırk yıllık esnafım, böyle kötü bir dönem hatırlamıyorum. Sebebi tek bir şey değil. Maliyetler çok arttı, insanların alım gücü düştü, Mesela Antep fıstığının kilosu 2 bin 200 lira civarında. Kullandığımız sade yağ 1.700 lira. Benim en kaliteli baklavamın kilosu yaklaşık 2 bin lira. Ama fiyatı yazarken utanıyorum. Çünkü biliyorum ki herkes alamıyor. Bazen insanlar vitrinin önünde durup tatlılara bakıyor, fiyatı görünce boynunu büküp gidenleri görünce kardeşimle birlikte dayanamayıp ikram ediyoruz. Kapıdan kimseyi çevirmeyiz. Özellikle öğrenciler veya gerçekten ihtiyacı olan biri gelirse elimizden geldiğince yardımcı oluruz.
Biz böyle gördük. Esnaflık biraz da insanlık işidir. Biz istiyoruz ki buraya gelen insanın yüzü gülsün. Tatlıcıyız ya, insanlar buradan tatlı bir tebessümle çıksın. İnsan buraya geldiğinde biraz olsun sorunlarını unutsun, mutlu olsun.