Dursun arkadaşı Temel'e;" Ula Temel!" demiş, "Penum dedem şehit düşmeden önce tam üç savaşa katilmuş. Kaçincu savaşında öldiğuni pilursen akşam sana rakı ısmarlayacağum!"

"Nereden pileyum da!" demiş Temel, "Pileysun ki tarih pilgim çok zayiftur."

Tarihi bilmemek gerçekten zordur.

Bazılarına Temel gibi rakı kaybettirir, bazılarının karşısına da nefret ettikleri RAKI'yı çıkartır.

Bizimkilerin bir ara; iki ayyaşın zaferlerini kutlamamak için, tarihin derinliklerinden başka zaferler bulup çıkartma çalışmaları olmuştu. Bunlardan biri de Kut'ul ile Amare Zafer'iydi.

Fakat öğrendik ki bu zaferin kahramanı Halil Paşa da meğer gerçekten ayyaşmış.

Hem de torununun anlattığına göre ölüm döşeğinde pipetle rakı içecek kadar, hem de mezarıma rakı dökün diye vasiyet edecek kadar.

Gerçi sayın Recep Erdoğan’ın asıl uzmanlık alanı ekonomi dışında bir de tarihçi bir yönü vardır. Nasıl ki ekonomi de (FSES) Faiz Sebeptir Enflasyon Sonuç” doktrinini yarattıysa tarihte de “Amerika’yı müslümanlar keşfetmiştir” tezinin sahibidir.

Tarihe düştüğü çok daha önemli bir not ise; “Tarih bizi öyle bir noktaya getirdi ki, ülkemizin kaderiyle partimizin kaderlerini birleştirdi. Allah korusun AK Parti'nin yıkılması, Türkiye için felaket olacaktır!” sözleridir.

Eh, partisinin kaderi de sayın Erdoğan’ın kaderine bağlı olduğuna göre, varın asıl sonucu siz çıkarın.

Her ne kadar AKP Düzce eski milletvekili Fevai Arslan, sayın Erdoğan için; “Allah’ın bütün vasıflarını üstünde toplayan bir lider!” dese de sayın Erdoğan, çok daha gerçekçi bir liderdir.

Yaptırdığı mütevazı Ak Saray’ı savunurken; “Ben öldükten sonra bu sarayı başka bir arkadaşımız kullanacak” diyerek bir yandan ölümlü bir insan olduğunu kabul, diğer yandan da Ak Saraydan ölünceye kadar çıkmayacağını açıkça ifade etmişti.

Gelelim tarihin babası Heredot’a...

Herodot da 2500 yıl kadar önce;

"Bir kentin tarihini şairler ve müzisyenler yaratır, tarihçiler sadece onu kaleme alır, kayda geçirirler.” demiş.

Evet, üç gün sonra 9 Eylül.

9 Eylül İzmir’in ve Türkiye’nin kurtuluşu.

Bu büyük Kurtuluş Savaşı’nın destanını yazan büyük usta Nazım Hikmet, şöyle bitirir destanını;

Sonra,

sonra, 9 Eylül’de İzmir’e girdik

ve Kayserili bir nefer

yanan şehrin kızıltısı içinden gelip

öfkeden, sevinçten, ümitten ağlıya ağlıya,

güneyden kuzeye,

doğudan batıya,

Türk halkıyla beraber

seyretti İzmir rıhtımından Akdeniz’i.

Ve biz de burda bitirdik destanımızı.”

Evet, İzmir ilk kurşunla Kurtuluş Savaşımızın başladığı ve Hükümet Konağı’nda bayrağımızın göndere çekilmesiyle bittiği şehir.

Kurtuluş Savaşımız, tarihin en meşru ve en meşhur savaşı.

9 Eylül, Türk Milleti’nin, Malazgirt Zaferi’nden bu yana bizim olan yurdumuz toprakları içinde, bir tek savaş yapmadan, en uzun süreli barışa girdiği tarih.

Tam yüz yıldır!

Heredot’un dediği gibi, şairden örnek verdik.

Müzisyenden de verelim.

9 Eylül’ün 100. Yılı İzmir’in bu güne kadar yaşadığı en görkemli kutlamalara sahne olacak!

Bu görkemli kutlamaları da sesiyle, müziğiyle Tarkan taçlandıracak.

Hani şimdi Türkiye’nin gündeminde Tarkan’ın GEÇÇEK şarkısı var, ya...

Geççek geççek elbet bu da geççek

Gör bak umudun gününü gün etçek

Gitçek gitçek geldiği gibi gitçek

Her şeyin sonu var, bu çile de bitçek

Oh oh zilleri takıp oynıycaz o zaman

O çiçekten günler çok yakın inan” dediği şarkı.

Kim bilir, belki de Tarkan gerçekten tarihi erken yaratmıştır.

Evet; eğer, Tarkan’ın şarkı sözleri gerçek çıkarsa;

1- Bu iktidar geldiği gibi gitçek.

2-Tarkan, Heredot’un sözlerini 2500 sene sonra ispat etçek.

3- Geççek geççek;

Tarkan’ın bu şarkısı gerçekten tarihe geççek!

Ama biz, bu milletin tarihinin en önemli ismi, bu vatanın kurtarıcısı, bu cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1925 yılında İzmir’de söylediği ve gerçekten tarihe geçmiş sözleri ile bitirelim yazımızı.

Bütün dünya duysun ki, Efendiler; artık İzmir hiçbir kirli ayağın üzerine basamayacağı kutsal bir topraktır.”

Yalnız İzmir mi?

O günden beri, bu en güzel özgürlük ve bağımsızlık destanının ezgileri dolaşır vatanın her bir karış toprağında;

TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!

Ve Atatürk’ün şu sözü şiarımız olur;

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR OLACAKTIR!”

Bu güzel destanı bize armağan eden;

Şehit Gazeteci Hasan Tahsin’i,

Bu vatanın kurtarılmasında ve bu güne kadar korunmasında can veren tüm şehitlerimizi

Ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla anıyor ve aziz hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum.

9 Eylülümüz, İzmir’in ve Türkiye’nin Kurtuluşu Kutlu Olsun!