Ümit Zileli, üretken bir meslektaşımız. Korona günleri edebiyatımıza son kitabını; “Karşı Devrimin Kısa Tarihi”ni de ekledi. Zileli, karantina günlerinde “Korkusuz”daki köşe yazılarıyla yetinmemiş, önce “Yakın Tarih Yalanları” kitabını yazmıştı. O kitap; “Kendi sahte tarihini yaratmaya çalışan çevrelerin, Cumhuriyet düşmanlarının özel tarih adı altında yazdıkları sahte ve karalama tarihi”ni anlatıyordu.

***

SİA Kitap'tan çıkan yeni kitabı “Karşı Devrimin Kısa Tarihi”, 5 bölüm. İlk bölüm; Cumhuriyet ve Mustafa Kemal Atatürk'ün devrim yılları. 15 senelik süreç! Ümit Zileli yapıtının, “Tarih kitabı olarak algılanmaması” gerekliliğine vurgu yapıyor ve ekliyor;

“İçinde yalan ya da gerçekleri saklayan bir şey yok. Belgelere dayalıdır. Ama benim yazar olarak yorumlarım var. Türkiye'nin nereden nereye sürüklendiğini anlatıyorum. Sade, her yaşta ve eğitim düzeyindeki insanın anlayabileceği şekilde yazdım.”

Okurların neler bulacağını da şöyle özetliyor yazar: “Türkiye Cumhuriyeti'nin 1923'ten başlayıp bugünlere geldiği bir Türkiye serüveni okuyacaklar. Acıklı bir serüven ancak bu. Atatürk’ün erken ölümüyle önce bir durağanlaşma sonra da bir geriye doğru gidişin kapılarının zorunlu olarak açıldığı dönem başlıyor. Köy Enstitüleri'ni açan İsmet İnönü 1950'de iktidarı devrediyor. Üçüncü bölüm de Bayar-Menderes devriyle başlıyor ve 10 yıl süren eğer deyim yerindeyse küçük bir Amerika olma hülyası baskı ve zulme dönüşen bir iktidar dönemi. 1950 karşı devrimin başlangıcı olarak görünüyor.”

***

Kitabın 4. ve 5. bölümünde 1960 ihtilali yer alıyor. Denizler’in idam kararıyla siyasi cinayetler ile intikam yıllarının kapısı açılması. İhtilal ile başlayıp 11 yıl devam eden ve 12 Mart 1971'de bir ara rejimle tanışan Türkiye'nin 10 yıl da büyük bir kaostan geçmesi. Ve 12 Eylül 1980 karşı devrimi. Bu tarihte Türkiye'nin bütün ekonomik ve dış politikası her şeyi değişiyor. O günden başlayarak daha çok sağcı iktidarların tekelinde bugünlere kadar geliyor. Kitabın 5. bölümünün son kısmı AKP iktidarının sürecini anlatıyor.

Ümit Zileli, burada okuyanlara Cumhuriyet devrimlerini karşı bir devrimle hesaplaşma ve dönüştürmesi sürecini -örnekleriyle- anlatıyor. Yazara göre, “İktidar bu hesaplaşmada başarılı oldu, epey de yol aldı. Özellikle kurdukları iç ve dış ittifaklarla Cumhuriyeti çok sarstılar. Kurumlarının içini boşalttılar, eğitimi mahvettiler. Dış ilişkileri tamamen rayından çıkardılar ve gelinen noktada iktidarı sürdürecek güçleri kalmadı ama karşı tarafta ne oluyor derseniz hala Cumhuriyete taraf olan güçler sarsılmaz bir birliktelik oluşturabilmiş değiller. Onun için de bu sürecin ucu açık. Ama şunu da unutmamak gerek fetret dönemi bile bu kadar uzun değildi.”

***

“Lozan Anlaşması’nın sonunda, imzaların atıldığı esnada, emperyalist İngiltere’nin Dışişleri Bakanı Curzon, tüm şımarıklığıyla İsmet İnönü’ye şu sözleri söylemişti: “Konferanstan bir neticeye varacağız. Hiçbir işte bizi memnun etmiyorsunuz. Hiçbir dediğimizi makul olduğuna, haklı olduğumuza bakmaksızın kabul etmiyorsunuz. Ülkeniz haraptır. Harap bir ülkeyi nasıl kurtaracaksınız? İhtiyaç sebebiyle yarın para istemek için karşımıza gelip diz çöktüğünüz zaman, bugün reddettiklerinizi cebimizden birer birer çıkartıp size göstereceğiz.”

İşte bu kitap, Lord Curzon’un cebindeki istekleri nasıl karşıladığımızın tarihini anlatıyor!

Tabii ki yalnızca köşe taşlarıyla, sömürgeleşmeye giden yolun satırbaşlarıyla.

Kitap, Demokrat Parti’den AKP’ye, 12 Mart’tan 12 Eylül’e, Atatürkçü ve yurtsever aydınlarımızın katledilişinden Balyoz ve Ergenekon kumpaslarına, Menderes’ten Erdoğan’a, 80 yıllık karşıdevrim sürecini, Cumhuriyet’le gericiliğin hesaplaşmasını gözler önüne sermektedir.”

Ümit Zileli, finali şu cümleyle yapıyor; “Her zaman ‘Her ahval ve şerait altında dahi’ söylemekten, yazmaktan vazgeçmediğim ve asla vazgeçmeyeceğim o muhteşem sözcülüklerle; Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar.”

Tek gündemimizin Ayasofya olduğu (!) şu günlerde okunması gereken kitap Zileli’ninki...