Ülkeye geçen 9 Eylül’de geldi. Havalimanında karşılama komitesi hatta haber yapacak gazeteciler bile yoktu.
Belki de oyuncularının isimlerini bile tam öğrenememişken, Kasımpaşa ve Alanya ile berabere kalınca aslında gazetecilikle ilgisi olmayan bir kısım spor medyası ayaklandı;
Bozuk Türkçeleri ile neler demediler ki;
“Ya bu teknik direktörü nerden bulmuşlar ya?”
“Bu ne yaşıyo yahu bu adam?”
“Kesinlikle teknik direktör değil, futbolla alakası yok.”
“Ne Tedesco’su kardeşim gelme, Ne Tedesco’su ya.”
“Geçmiş olsun, o kadar görüşülen isim varken Tedesco…”
“Tedesco gitmeye hazırım diyo.”
“Tedesco’yla falan olmaz. 5-6 hafta sonra Galatasaray 13-14 puan fark yapacak, konuşacak bir şey bulamayacağız.”
“Hayatında şampiyonluk yaşamamış, şampiyonluk yarışını tatmamış bir adamı getirmek, yanlıştır, kumardır.”
“Bilgisayar hocası, veri hocası.”
“Çarşamba Zagrep maçı sonrası Tedesco gider.”
“Tedesco’ya mı kaldı Fenerbahçe.”
****
Bugün göklere çıkarılan Fenerbahçe Teknik Direktörü Domenico Tedesco için Eylül ortalarında söylenenlerin sadece bir kısmı bunlar.
İki maçta takımı berabere kalan genç hoca için Dinamo Zagrep randevusunu milat olarak gören bu megolaman tayfa, o karşılaşma da 3-1 kaybedilince idam sehpasını kurdu.
Ancak çok değil 4-5 aya tükürdüklerini yalayacaklarının farkında değildi hiçbiri.
İtalya’da doğan Almanya’da büyüyen hatta soy ismi ‘Alman’ anlamına gelen Tedesco, zamanla ve duruşuyla karşısına dikilen bu güruhu her geçen hafta adeta paspas etti; ezdikçe ezdi, ezdikçe ezdi.
Halbuki beğenmedikleri genç adam, bir dönem dünyanın en önemli otomobil fabrikasında çalışmıştı.
İşletme mühendisiydi, inovasyon alanında yüksek lisansa sahipti.
Jupp Heynckes, Jurgen Klopp, Joachim Löw, Hansi Flick ve Julian Nagelsmann gibi marka teknik adamları yetiştiren Hennes-Weisweiler Akademi’yi dereceyle bitirmişti.
Alman futbolunun her kademesinde çalışmıştı. Rusya Premier Ligi’nde, Belçika Milli Takımı’nda görev yapmıştı.
Üstelik bu arkadaşlar ana dillerini sınırlı kelime dağarcıkları ile zor konuşurken, genç teknik adam Almanca, İtalyanca, Fransızca, İngilizce, İspanyolca ve Rusça’yı akıcı konuşuyor, hızla da Türkçe öğreniyordu.
****
Tedesco düşmanlarının son ümidi Fenerbahçe’nin Trabzon deplasmanıydı.
Bu güruhun geçen haftaki tahminleri orada duruyor, bulun okuyun isterseniz, okuyun da bu çarpık zihniyeti daha iyi tanıyın.
Fenerbahçe son 6 maçını kazandığı Trabzon’a karşı bu defa kaybedecek, bunlar da yeniden savaş baltalarını çıkaracaktı.
Ama Fener Trabzon’u çok rahat geçti ve futbol otoritelerinin ortak görüşü galibiyetin mimarı Tedesco’ydu.
Üstelik her hafta farklı taktiklerle adeta futbol dersi veren genç teknik adamın ekibini Süper Lig’de yenebilen takım şimdilik yok.
Diyeceğim o ki; siz siz olun futboldan nemalanmaya çalışan bu ‘çorbacı’ takımının zihninizi bulandırmasına izin vermeyin.