AYIP MI, KAYIP MI

Abone Ol

İzmir Enternasyonal Fuarı'nın en renkli, en hareketli ve de ses getiren günleri 20 Ağustos- 20 Eylül tarihlerinde yaşanırdı. Ülkemizin ünlü ses ve tiyatro sanatçıları bu tarihlerde İzmir'in ilk ve en büyük oteli olan Büyük Efes'te kamp kurarlardı. Tabii ki biz gazeteciler, dolayısı ile magazin gazetecileri de o tarihlerde bir bakıma ünlülerle birlikte bu otelimizde kamp girer ve onları amansız takibe alırdık. Dolayısı ile siz okurlarımıza buradan renkli görüntüler, üstü açılmamış nice hikayeleri sunardık.

Fuar Basmane kapısının girişindeki Manolya açık hava sahnesinin ünlü müdavimi Zeki Müren'le de Büyük Efes'te sıkça buluşurduk. İşte bu buluşmalardan birinde Zeki Müren, ünlü bir menajerle "Ayıp" üzerine girdiği ateşli bir sohbet sırasında masanın üzerine koca bir AYIP yazdırmış, arkasından da yardımcılarının birini yanına çağırarak birkaç deste banknot istemiş, bunları AYIP kelimesinin üzerine sermişti. Sonra da ünlü menajere dönerek "Hadi oku bakalım, ne yazıyor?" demişti.

****

Orada bir süre sessizlik hâkim oldu. Sadece gözler bu ikiliye dikilmiş, çıkacak sözleri merak edilmişti. Zeki Müren, o AYIP yazısını için "oku bakalım ne yazıyor?" diye ısrarla sormuştu.

Menajerden ses çıkmayınca da "Ya dostum, Ayıp, KAYIP oldu değil mi? Bak, para neleri örtüyormuş" diye değişik bir sohbet üzerinden kim bilir nerelere mesaj göndermişti, değil mi?

Ertesi günkü gazetelerimizde bu ilginç konu yer almış günlerce konuşulmuştu.

Bu vesileyle ünlü sanatçımızı rahmetle anıyor ve de çok arıyoruz.

****

Bugün maalesef ne o bir aylık renkli İzmir Fuarı, ne de bu fuardan ülkemize ve dünyaya göndereceğimiz 8 Sütuna manşet haberler çıkmıyor artık! İstanbul'un gece alemleri bazı filmlerin sanatçıları ön plana çıkıp magazinsel duygularımıza küçük bir esinti oluyor.

Sizlerden gelen şu sesi, daha doğrusu tepkiyi görüyor ve de duyuyorum:

"Ah nerede, vah nerede?"

Değerli okurlarım şimdi benim bugünkü yazımı okurken "AYIP MI- KAYIP MI?" başlığıma bakıp, enflasyon rakamlarının altında ezilen emekli vatandaşların durumunu masaya yatırıp şöyle yazabilirler:

" Ayıptır, yazıktır, günahtır!"

Doğru söze ne diyebilirim ki?

****

Öyle ya, size bugün, "Altın tepside" içinde sunulmuş veya sunabileceğim hiç bir konuda söz ve fırsatlar bulamam zaten!

Kaldı ki, ABD Başkanı Trump'ın Venezulela'dan "Saraydan kız kaçırma opereti gibi bir fantezi de yapamam. Üstelik buradan Venezuela başkanı Moura ve eşini kaçırıp ülkesinde yargılayan Trump, dünya çapında bir krize yol açmış ve de Altın - Gümüşü de "Altın tepsi" yerine küflü teneke tepside bizlere sunmadı mı?

Bakınız, eski anahtarla yeni kapı açamayacağımıza göre bende sizlere sadece herkesin ağzından çıkan şu kelimeleri bir kez daha tekrar edebilirim:

"Ayıptır, yazıktır, günahtır!"

Ayıptır derken önüne hemen kocaman bin K harfini ekleyeceğinizi çok iyi biliyorum!

Yazıktır için de KAZIKTIR diyeceğinizi de aklımdan geçiriyorum!

Geriye ne kalıyor? Günahtır değil mi?

***

Mübarek üç aylar içindeyiz. Dün Regaip Kandilimizi de kutlayıp günahlarımızı af ettirmek için yalvarıp yakardık...

Dolayısı ile zamlı etiketler, düşük emekli aylıkları, zamlı fitreler, zamlı kiralar, zamlı okul ücretleri içinden geçip "Recep- Şaban- Ramazan" diyerek inşallah Bayrama ulaşırız...

***

Değerli okurlarım inşallah muhalefet partileri Meclisteki nöbet tutarak hepimizin geçim için hak ettiğimiz rakamları çıkartırlar. Sokaklarda sabahlayan emekliler, fakir-fukara da evlerine karnı tok girer.

Üstelik bunu İktidar Partisi de böyle düşünüyordur, diyerek bu haftaki yazıma noktayı koyuyorum.