CHP İzmir’in iktidarı.

Zafer abidesi, şimdilik kalesi…

Hatalarına rağmen, seçmen bağrına basıyor.

Bazı hataları görmüyor…

CHP’nin içinde olanlar, ana iktidara olan kızgınlıktan dolayı, seçmence affediliyor…

Çünkü büyük hatalar olarak görülmüyor…

CHP seçmenine göre büyük hata, “Çalmak”…

Büyük hata “Hak yemek”, ötekileştirmek…

Tepki listesi uzayıp gidiyor…

İzmirli, çok dengeli ve zekice refleksler verir.

Bu refleksler, gündeme göre cuk diye oturur.

Ki; zamanında DYP çatısı altında Burhan Özfatura’ya,

DSP çatısı altında Ahmet Piriştina’ya görev vermeyi de bilmiştir…

***

Mart ayının 31’inde genelde bu çerçeve değişmedi.

Seçmen bir önceki yerel seçime göre bir avans daha verdi.

Kaybettiği ilçeleri de geri verdi.

Şimdi yeni bir sınavda CHP…

Bu sınavın muhatabı CHP yerel yöneticileri.

Buna il ilçe yönetimleri ile belediye başkanları tabi oluyorlar…

Çok kısa bir süre önce yeni yöneticiler göreve geldiği için, hemen eleştiri bombardımanına tutmak, acımasızlık olur.

Amma; kemikleşmiş bazı sorunlara ve olası kaygılara da sırt dönemeyiz…

***

Önümüzdeki yılın ilk aylarında ilçe kongreleri başlıyor.

Parti içi derin çekişmeler şimdiden başladı bile.

Kim kimin adamı, kim İzmir il kongresinden güçlü çıkacak?

Emin olun şimdiden ciddi bir çekişme yaşanıyor.

Bunlar artık olağan olmakla birlikte, çok ciddi bir tehlike kapıyı çalıyor.

Bu, il ve ilçe kongreleri öncesinde delege ağaları ile, ilçe ve il yönetiminde gücü eline almak isteyenler arasında, ciddi pazarlıklar başlar.

Bu pazarlıklar öyle boyutlara varır ki, koyun pazarlığına döner.

Normal zamanlarda randevu bile vermeyen bazı başkanlar, kapı kapı dolaşmaya başlarlar.

Delege liderlerinin elini eteğini öpme aşamasına gelirler.

Ne istenirse verilir…

Bu isteklerin en önemlisi de iş vaadidir.

Ne idealizm, ne siyaset, ne ideoloji…

Diyalog özetle şöyledir;

- “Beni destekle”

- “Kaç kişiyi işe alacaksın?”

Tehlike burada başlar.

Nitekim bu günlerde bazı belediye şirketleri, işçi almak için ilana çıkıyor.

Belki tam bir rastlantıdır. 

Eğer bu kadrolar, eskiden olduğu gibi delegeler emrine açılıyorsa, eğer bu kadrolar, eskiden olduğu gibi adresi belli kadro açılımlarıysa, CHP yöneticileri bir an önce uyanmalıdır…

Vatandaşı bir umutla, elinde başvuru formlarıyla kuyruğa dizmenin, umutlarla oynamanın manası olmaz.

Çok ayıp ederler…

Şimdiden uyarmak boynumuzun borcu…

Ey vatandaş, belediye şirketleri işçi alacak, hepsini tarayın, hakkınızı da arayın…

***

Muğla Seydikemer Çaykenarı Köyü…

Burada Güzeller camisi var.

İmamı da Haşim Öztürk…

Bu beyzade şöyle buyurmuş, “Şeytana sormuşlar Türkiye’ye neden uğramıyorsun?

En son uğradığımda CHP'liler ezana yuh çekip, ıslık çalıyorlardı.

CHP varken uğramama gerek yok demiş…”

Fıkrada hata etmiş düzelteyim…

Şeytanın yanıtı;

“Allahın kitabından para kazanıp, imamlık mesleğini karalayan bazı utanmaz insan müsveddeleri varken, Türkiye’ye uğramama gerek yok” şeklindedir.

Namuslu şerefli insanlar adına düzeltir...

En derin nazik kelimelerden oluşan duygularımı arz ederim…

İmamcık…

***

Daha çok erken eleştirmeyeyim diyorum ama, bir girişim, hazırlık, hareket gelmeyince çıldırıyorum.

Cumartesi günü Karabağlar’a yolum düştü.

İnanılmaz bir kilit…

Karabağlar Bornova gidiş geliş 3 saat sürer mi?

Her yer kilit, her yer kalabalık…

Nitekim Çiğli, Alsancak Garı önü, Şirinyer aynı havada…

Kent yöneticilerinin bu kilitleri izlemesi, trafikte geçirdiğimiz zamandan daha çok yoruyor insanı.

Bu nasıl iş? Bilemedim…

***

Sosyal medyanın kirliliğinden, garip garip paylaşımlardan ötürü, her videoyu izlemem…

Neslican Tay’ın videosunu izledim…

Hiç aklımda yokken, hatta neşem tavandayken, bir anda gözyaşlarımın aktığı hissettim…

Bir insan bu kadar mücadeleci olur, bu kadar naif olur..

Bir o kadar da hayat dolu, yaşama sevinci dolu olur…

Dedim…

Birkaç saat sonra vefat haberini aldım…

Güle güle kardeşim…

On ömür yaşayıp küfürle uğurlananlar varken, yüzünü görmeden kalbi seninle olan milyonların oldu…

Güle güle...

Deli Ziya; “Eskiden ekmek aslanın ağzındaydı. Şimdi aslan da aç”